Ana içeriğe geç
Sözlük

yarat ile cümle

yarat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Marx'tan alıntı yaparsam; Kadınlar kendi seçimleri dahilindeki şartlar haricinde fark yaratırlar.So to paraphrase Marx: Women make change, but not in circumstances of their own choosing.
Dönsene, kıbleye dönsene. Desene Ey beni yaratan Mevlam.Why don't you turn, turn to the qiblah and say "O my Lord Who created me.
Allah yaratan Ben'im diyor.Is it not so? Allah says "Who creates is Me!".
Ve bunları bir fotoğraf gerçekliğinde dijital karakter yaratmak için kullanacağız.And these we're actually going to use to create a photo-real digital character.
İllüzyonu yaratan şey ne?What creates the illusion?
Bazen perspektiftir illüzyonu yaratan.Sometimes the perspective is the illusion.
Ama birleştirildiklerinde, bunun gibi bir şey yaratıyorlar.But combined, they can create something like this.
Sanıyorum, bu, biraz düşkırıklığı yaratti.So that was, I guess, in some ways kind of disappointing.
Kullanacağım sayıları düşünürken daha yaratıcı olmaya çalışırım.I'll try to be more creative when I think of my numbers.
Mühendisler, silikon kullanarak çipin içerisinde ufak bir ivme ölçer yarattılar.Inside the chip engineers have created a tiny accelerometer out of silicon.
Bu sevimli yaratık bir Asya hamamböceği.This lovely creature is an Asian cockroach.
İşte artık kendi amaçlarımıza yönelik canlılar yaratabildiğimiz bir aşamadayız.So, we are now at the stage where we are creating creatures for our own purposes.
Bu gezegendeki yaratıkların geleceğini doğrudan tasarlayabiliyoruz.We are directly designing the future of the species of this planet.
Çünkü ciddi oyun sanatı mükemmellik değil, icat, değişim ve yaratıcılıkla alakalıdır.That's because the art of serious play is about invention, change, rebellion -- not perfection.
Bu filmi bütün sahneleri, olayları yeniden yaratarak Casablanca'da çektik.And we made this film in Casablanca, recreating all the shots.
Bu da hidrojen yoğunluğunda bir fark yaratıyor.That creates a hydrogen gradient.
O yüzden haydi yaratmaya başlayın.So go ahead and start inventing.
Bir anda daha fazla kurabiye yaratmamı mı istiyorsun?You want me to manifest more cookies?
Buraya ucakla gelerek gezegenimiz ustunde buyuk bir etki yarattım.I have a big impact on the planet to travel here by plane.
Bu toplantılarda benimle beraber oturmanız sizde sadece artan bir tefekkür yaratmaktadır.Sitting with me in these discourses is nothing but creating more and more meditativeness in you.
Birşeyler öğretmek için değil, birşey yaratmak için konuşuyorum.I don't speak to teach something - I speak to create something.
Tüm yaratıcı insanlar Apple kullanıyor Ve işi olanlar PC kullanıyorTous les créatifs utilisent Apple ... et ceux qui travaillent utilisent des PC
Ve eğer Van Gogh'un gerçekten bu başyapıtı nasıl yarattığını görmek isterseniz?And what if you want to see how Van Gogh actually created this masterpiece?
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."the most splendid creatures that God put on this earth."
Fakat bu noktada, yaratılışçılar hakkında iyi bir şey söylemek istiyorum.But here, I want to say something nice about creationists.
Sevgiye hiç ulaşamazdık ya da yaratıcı yeteneğe.We would have no access to love or to the ability to create.
Yaratıcılık ve uygulamayı yeniden birbirine bağlamalıyız.We need to stitch back creation and execution.
Ve nesneler yaratmak yerine tekrar süreçler yaratmaya başlamalıyız.And we need to start authoring processes again instead of authoring objects.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.We created what we like to call superfly.
Ve biz de böylece 'Tiyatro Makinesi' dediğimiz şeyi yarattık.And effectively we created what we like to call a theater machine.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Now that, I would say, is architecture performing.
Ve ben Meksika Körfezi'nde küçük bir petrol sızıntısı yarattım.And I created a little oil spill in the Gulf of Mexico.
Ama bu şansa bağlı değil, bizim zamanında doğru bilgiyi yaratıp yaratamamamızla ilgili.But it depends not on chance, but on whether we create the relevant knowledge in time.
Onbinlerce olmasa da binlerce istihdam yaratmaktadır.It has created thousands, if not tens of thousands of jobs.
İnsanların kendi kültürlerinin yaratılmasına ve yeniden yaratılmasına katıldıkları bir kültür.It's a culture where people participate in the creation and the re-creation of their culture.
Yaratıcılığın tüketildiği, fakat tüketicinin bir yaratıcı olmadığı kültür.Culture where creativity was consumed but the consumer is not a creator.
Bu yaratıcılık araçları konuşma araçları haline gelmiştir.These tools of creativity have become tools of speech.
Nefes kesici ışık gösterileriyle ve tuhaf ve harika yaratıklarla,It's a magical place filled with breathtaking light shows
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.It released its energy all at once, and it was an explosion that was mind-numbing.
Bu kadar büyük olduğunu, yarattığı etkiden ve bıraktığı kraterden anlıyoruz.We know it was that big because of the impact it had and the crater it left.
Yarattığı çukur, işte bu büyüklükte.Here is how big of a crater was left.
Küresel bir tahribat yaratmaları da gerekmiyor.They don't have to do global devastation.
Kimyasal roketler büyük bir itiş gücü yaratarak uzay aracının dengesini bozabilirler.Chemical rockets provide too much thrust, too much push. The probe would just shoot away.
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Is that a kind of model for creativity?
Bir şeyler yaratırken aklımızda hep bir mekan, bir bağlam mı var?Do we all make things with a venue, a context, in mind?
O yüzden gruplar doğaçlama olarak yeni melodiler yaratmaya başladılar.So the bands started to improvise new melodies.
Peki, bu, bu uyum sağlama hali, bir şeyler yaratmak için bir yol mu?Okay, is this a model for creation, this adaptation that we do?
Herhangi yoldan geçen birine bu görüntü bir sorun yaratmıyor.To any passerby, there's no problem with this visual.
Socialab'ın geçmişi, TECHO Innovation Center'ın yaratıldığı 2007'e kadar dayanmaktadır.The history of Socialab dates back to the year 2007 when the TECHO Innovation Center was created.
Teknolojide büyük fırsatlar yaratacak.It will create huge opportunities in technology.
Yaşamımızda toplu halde mucizeler yaratabiliriz.We can create miracles, collectively, in our lifetime.
Sergi sansasyon yaratmıştı.The exhibition created quite a sensation.
Stüdyoyu yaratmak altı yılımı aldı.It took six years to build the studio.
Eğer kabul edersen, yeni bir sanat yaratacağım.If you do, I'll create a work of art.
Yepyeni bir sanat türü yaratmama yardım et. Zamanını boşa harcıyorsun.Help me create a totally new genre of art. you're wasting your time.
İnsan yaratısının rahmine dönüyormuş gibi... ...çok karanlık, çok tatlı ve çok tanıdık.As if going back to the womb of human creation, so dark, so sweet and so pervadingly familiar.
Bu konuşma parti arasında kayda değer bir sansasyon yarattı.This speech caused a remarkable sensation among the party.
Ve o yaratıklar bu kadar kolay rahatsız olmaz! 'Kendini düşündümAnd she thought of herself, 'I wish the creatures wouldn't be so easily offended!'
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar.'It's really dreadful,' she muttered to herself, 'the way all the creatures argue.
Ben, insanların yaratıcı ve yenilikçi olmalarını istesem, onlara yenilik primi verirdim.I would have said you want people to be creative and innovative?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod