Bu büyük bir fark yaratıyor.It makes a big difference.
Kurbağalar böyle inanılmaz yaratıklardır.Frogs are such amazing creatures.
Bu büyük bir fark yaratıyor mu?Does it make a big difference?
Beş ya da on dakika fark yaratmazdı.Five or ten minutes would not have made any difference.
Yatırımcılar, gerçek değer yaratma ile hüsnükuruntuyu ayırt etmeliler.Investors must distinguish between genuine value creation and wishful thinking.
Yeni bir web sitesi yaratmak zorundayım.I have to create a new website.
Tom'a sorun yaratmak istemiyorum.I don't want to add trouble to Tom.
Kediler gece yaratıklarıdır.Cats are nocturnal creatures.
Yaratıcıyı biliyor musun?Do you know the creator?
Daha yaratıcı olsam, müzik yazmaya çalışırım.If I were more creative, I would try to write music.
Allah insanı yarattı.God created mankind.
"Çocuklarımla geçirecek zamanım yok." "Zaman yaratmalısın.""I don't have time to spend with my kids." "You should make time."
Yaratıcı olma hakkına sahipsin.You have the right to be creative.
O bir yaratılışçı.He's a creationist.
Biz birbirimiz için yaratılmışız.We're meant to be together.
Dr. Zamenhof Esperantoyu yarattı.Dr Zamenhof created Esperanto.
Gelenekler evin atmosferini yeniden yaratmaya yardımcı olur.Traditions help to recreate the home's atmosphere.
Senin yaratıcı bir hayal gücün var.You have a fertile imagination.
Onun yaratıcı bir hayal gücü var.He has a fertile imagination.
İnsanlar ateş kullanan yaşayan tek yaratıklardır.Humans are the only living creatures that make use of fire.
Biz hiç yeni sorunlar yaratmak istemiyoruz.We don't want to create any new problems.
Tom yaratıcı.Tom's imaginative.
Yaratıcı ol.Be creative.
Bazen çeviriler belirsizlik yaratır.Sometimes translations do create ambiguity.
Biz yaratıcıyız.We're creative.
Ben yaratıcıyım.I'm creative.
Tom yaratıcıdır.Tom is inventive.
Sen yaratıcısın.You're inventive.
Tom yaratıcı değil.Tom is unimaginative.
Biz yaratıcı değiliz.We're unimaginative.
Birbirimiz için yaratılmışız.We were meant for each other.
Yaratıcı olalım.Let's be creative.
Pidginler kölelik nedeniyle yaratılmıştır.Pidgins were created because of slavery.
Tom oldukça yaratıcı.Tom is pretty creative.
Tom çok yaratıcı.Tom is very creative.
Onu biz yaratmadık.We didn't create it.
Bunun ne gibi bir fark yaratacağını anlamış değilim.I don't see how this changes anything.
Sanırım iyi bir takım yaratırız.I think we make a good team.
Ben bir fark yaratmak istiyorum.I want to make a difference.
Algılama olmadan yaratmak imkansızdır.It is not possible to conceive without perceiving.
Yaratıcı olmak zorundasın.You have to be creative.
Yaratıcı olmak zorundasınız.You have to be creative.
Dünyada nasıl bir fark yaratabileceğimi merak ediyordum.I wondered how I could make a difference in the world.
Aşk sadece bir yerde yaratılmış bir efsanedir.Love is just a legend created somewhere.
Yaz ev ödevim için süt kartonlarıyla büyük bir şey yaratmaya çalışacağım.For my summer homework, I'll try to create something big with milk cartons.
Yaratılışçılık yalancı bilimdir.Creationism is pseudoscience.
Yaratılışçılık sözdebilimdir.Creationism is pseudoscience.
Ben hala Tom'un onun yarattığı sorunları çözmeme yardım etmesini beklemiyorum.I still expect Tom to help me solve the problems he created.
Kişisel web siteni yarat.Create your personal website.
Bu mucizeler yaratır.It works wonders.
Zaten binlerce ifade yarattım.I have created thousands of phrases already.
Tanrı evreni yarattı.God created the universe.
Farkı yaratan karakterdir.It is the character that makes the difference.
Hiçbir şey bir yaratıcı olmadan var olmazdı.Nothing would exist without a creator.
Kâinatı kim yarattı?Who created the universe?
Evreni kim yarattı?Who created the universe?
Kâinat nasıl yaratıldı?How was the universe created?
Şimdi eve gidersem sorun yaratır mı?Is it OK if I go home now?
Karanlığı boşa çıkaran ışık da gölgeler yaratır.The light that casts away the darkness also creates shadows.
Farklılık yaratacağız.We will make the difference.