Ana içeriğe geç
Sözlük

yarat ile cümle

yarat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir anlamda, kitlece düzenlenmiş yaratıcılığı edinmek için hesaplama evrenini kullanabiliriz.In a sense, we can use the computational universe to get mass customized creativity.
Bu yaratıcılığın geldiğini düşündüğümüz yol için büyük bir meydan okumadır.So this is a huge challenge to the way we think creativity comes about.
Geleneksel görüş halen yücelterek bizim yaratıcılığı düşündüğümüz şekildeydiThe traditional view, still enshrined in much of the way that we think about creativity
Bu yaratıcılık düşüncesidir.That's the idea of creativity.
Şehirlerde yaratıcı gruplar inşa et; daha çok ARGE parkları yarat, vesaire.Build creative clusters in cities; create more R&D parks, so on and so forth.
Orada olan tüm yaratıcılık alanının genişlemesiydi.What's happening there is that the whole domain of creativity is expanding.
Ancak aslında içeriğin çoğu kullanıcılar tarafından yaratılıyor.But actually, a lot of the content is created by the users themselves.
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?What are the environments that lead to unusual levels of innovation, unusual levels of creativity?
Yaratıcılığı destekleyen çevresel faktörler neler olabilir?What's the kind of environmental -- what is the space of creativity?
Yenilikler böyle yaratılır.That is how innovation happens.
Ve düşünüyorum da bu aslında bir çeşit sınırsız güzellik yaratacak.And I think this creates a kind of boundless beauty actually.
İnsanlar bunun sayesinde yaratıcı yönlerini keşfediyorlar.So again, people discover their creative agency in this way.
Bu yeni bir yaratık için yeni bir vücut dili oluşturmaya çalışmakla ilgili.It's really about trying to create a novel body language for a new creature.
Çünkü korunma alanlarıyla geçmişi yeniden yaratıyoruz.Because with marine protected areas, we actually recreate the past.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Star Trek made me want to see alien creatures, creatures from a far-distant world.
Aslında böyle yaratıkları burada, yeryüzünde de bulabileceğimi fark ettim.But basically, I figured out that I could find those alien creatures right on Earth.
Yarattığı aerodinamik kuvvetleri ölçebilirsiniz.You can measure the aerodynamic forces it's creating.
Yani bir kez yaratmaya başlama noktasına geldiğinde -So once he gets to that point of beginning to create,
Akışın işyerine girişinin daha iyi bir örneğini yaratmam çok zor.I couldn't improve on this as a good example of how flow enters the workplace.
[ Yetenek ve Yaratıcılık][Talent and Creativity]
Yetenek, insanın gerçekleştirdiği ve yaratıcı sayılan bir faaliyettir.Talent is an action performed by a human being, recognized as creative.
Metafor yalnızca şablonların tespiti değildir şablonların yaratılmasıdır.Metaphor is not just the detection of patterns; it is the creation of patterns.
Metafor önemlidir çünkü beklenti yaratır.Metaphor matters because it creates expectations.
Her biri farklı bir tarihsel benzetmeyi harekete geçirmek için yaratılmıştı.Each of which was designed to trigger a different historical analogy:
Bir fark yaratýyorsunuz. Mücadele etmeye devam ederseniz, bu tasarýyý durduracaksýnýz.You can stop this bill if you don't stop fighting.
Neslimizin en yaratýcý beyinlerinden birini kaybettik diye düţündüm.I just thought, we've lost one of the most creative minds of our generation.
Biz sıçan benzeri yaratık yakalamak zorundayız.We have to catch that rat-like creature.
Bu sıçan benzeri yaratık!This rat-like creature!
Bu sıçan benzeri yaratık!<br />Hyung!This rat-like creature! - Hyung!
[Yaratıcı yönetmen:[Creative direction:
Bu da ben de, bir çeşit doğaötesi heyecan yaratmıştı.level got me kind of excited.
Bu aslında fark yaratabilen bir durum.And it actually does matter.
Yaratıcılık esinlenmeye ihtiyaç duyar.Creation requires infuence
Yaptığımız her şey diğer yaratıların remiksidir. Hayatlarımız ve diğerlerinin hayatları...Everything we make is a remix of existing creations, our lives and the lives of others
ActivistSun ile birlikte... ...bilinen en g¸Ál¸ silah˝ yarataca˝z...With ActivistSun by our side, we will create the most powerful weapon known to man....
Liquid ve Mokarov yeni bir silah yarat˝yor.Liquid and Makarov are creating a new weapon.
Yaratıcı bölüm hazır.Creative department's ready.
Altımda, tüm tartışmaları yaratan unutulmuş su kaynağı var.Behind me is the forgotten water resource that's causing all the controversy.
Klasik cevap, bir kurum yaratmak:The classic answer is to form an institution, right?
Bu yöntemin yarattığı bazı ciddi sıkıntılara dikkatinizi çekmek isterim.And I want to call your attention to some of the side effects of going the institutional route.
Öncelikle, bir kurum yarattığınız zaman, karşınıza bir yönetim problemi çıkar.First of all, when you form an institution, you take on a management problem, right?
Üçüncü olarak, kurum yaratmak, kendiliğinden dışlayıcıdır.Third, forming an institution is inherently exclusionary.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Our goal is to make a state-of-the-art product that our partner MTTS can actually manufacture.
Ve bu, ortalama yaşam sürelerine dair hiçbir değişiklik yaratmıyor.And it makes no difference to their life expectancy at all.
Fakat, biz yaratıcı olursak, zaten bunu yapacağız.But if we're creative, we already have that too.
Servetimizi onlar yarattı.They've created our wealth.
Amerikan tiyatrosunu baştan şekillendiren "Oklahoma"nın yaratıcısı.She basically created the dances in "Oklahoma," transforming the American theater.
"Güzel olmamanız hayatınızda bir sorun yarattı mı?"I said, "Was it a problem for you in your life that you were not beautiful?"
İkincisi, her birimiz kendi yarattığımız kirliliğin sorumlusu ve kurbanıyız.Second, we are both responsible for and the victims of our own pollution.
Fakat yeni bir melez mantar çeşidi yaratmanın neredeyse mümkün olmadığını öğrendim.But I learned it's nearly impossible to create a new hybrid mushroom.
Pazar hacmi sıfır ve sektörde daha önce hiç sunulmamış... ...ne gibi faktörler yaratmalısınız?The market size is zero and what factors should you create that the industry has never offered.
Ve böylece düzgün çalışamayacak bir şey yaratırdık.And we would create something that was unviable.
Sebebi ve sonucu doğru tayin etmek dünyadaki tüm farklılıkları yaratan şeydir.Getting the cause and the effect right makes all the difference in the world.
Görüşülebilir ile demek istediğim bir şeyi yapmakla yapmamanın fark yaratması.Negotiable meaning that it makes a difference whether you do something or not.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:It makes a difference whether you say, "I'm a part of this city.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.And suddenly it makes a difference in terms of making space accessible.
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.You make all this havoc because I used one photo?
Neden başkasının salonuna gelip, sorun yarattın ki?Why do you come to someone else's studio and cause trouble?
Neden bunu gosteren bir gelismislik olcutu yaratmiyoruz?Why don't we create a measure of progress that shows that?
Ancak bundan sonra, mutlu bir gezegen yaratmaya baslayabiliriz.And then we're starting to create a happy planet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod