yaratır ile cümle
yaratır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Asadan mavi ve beyaz şeritler çıkartarak efsunlu bir bariyer yaratır.Dat ze blauwe plekken en kneuzingen veroorzaken wordt als aanvaardbaar beschouwd.
Nitro kristali: Büyük çapta hız yaratır.Nitrous – een mode waarin Megas snelheid enorm toeneemt.
Bunun üzerine, kendine bir kostüm yaratır ve geleceğin Spider-Man'i olur.Hij ontwikkelt voor zichzelf een kostuum en een webschieter en wordt de held Spider-Man.
Yeryüzündeki insanları yaratır.Terran De mensen van de Aarde.
Koreograf dans ve hareketleri yaratır ve koordine eder - çoğunlukla müzikaller için.Choreografie is de kunst van het opstellen van dansbewegingen - meestal op muziek - voor optredens.
O yaratır ve yaratacaktır.To Remember and Create (ang.).
Bu bir çakışma yaratır ve kartlar kimin ilk önce paketi göndereceğini kendi aralarında karar verir.Gracze ustalają który z nich będzie wykładał karty pierwszy.
Deflasyon, işsizlik yaratır.Przeciwieństwem deflacji jest inflacja.
Öğrenmeye hazır olma istekliliği yaratır.Chęć zdobywania wiedzy.
Babası ile olan kavgaları sürekli ailede küslük yaratır.We wszystkich konfliktach z ojcem zawsze ma rację.
Mutezile inancındaki adalet esasına göre kişi kendi fillerini kendisi yaratır.Jeżeli wierzycie w rzeczywistą formę Buddy, to musicie znaleźć wasz własny umysł.
Oyuncular bir Sim karakteri yaratırlar ve oyunda farklı Sim kişiliklerini keşfederek oyuna yön verirler.Kupuje trąbkę, aby w grze wyrazić swoją osobowość.
Kısa sürede kendilerine ait bir fantezi dünyası yaratırlar.Wkrótce przenosi się do Fantazji.
Kaynağını İslam'da Allah'ın insanı yaratırken ruhu üflemiş olmasından alır.Allah har skapat världen, vilket bör leda människan till förundran och tacksamhet.
Bu kelimeleri yaratırken çok gülmüştüm.”Jag rodnar när jag beskriver kulisserna".
Tanrı kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratırsa onu kaldıramaz.Ett enkelt exempel är som följer: Kan Gud skapa en sten som är så tung att inte ens han själv kan lyfta den?
Bu, Musorgski'nin hayatında büyük bir etki yaratır.Detta ger ett ungefärligt värde på musslans ålder.
Elektrik yüklü maddeler hem elektromanyetik alanlardan etkilenirler, hem de elektromanyetik alan yaratırlar.Elektriskt laddad materia både skapar och påverkas av elektromagnetiska fält.
Elektronların bu hareketi bir akım yaratır.Denna rörelse åstadkommer en elektrisk ström.
Koreograf dans ve hareketleri yaratır ve koordine eder - çoğunlukla müzikaller için.Хореограф розробляє та координує рухи акторів, танці (переважно для мюзиклів).
Büyük coşku yaratır.Утворює великі косяки.
Tanrı kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratırsa onu kaldıramaz.Ось простий приклад: чи може бог створити настільки важкий камінь, що він сам його не зможе підняти ?
Ve kitabı büyük bir sansasyon yaratır.Стаття викликала значний резонанс.
Puluga önce dünyayı ve ilk insan Tomo'yu yaratır.На початку Біблії розповідається про створення світу та перших людей Адама та Єви.
Viril esnasında bir kanat diğerinden daha fazla kaldırma yaratır.Вважається, що саме цей вулкан викидає лаву довше за інших.
Gala büyük bir skandal yaratır.Твір викликав грандіозний скандал.
Bütün parçaların toplamından daha büyük bir etki yaratır (Sinerji).Здебільшого група виникає як множина всіх перетворень (симетрій) деякої структури.
"Çözülen her problem yeni problemler yaratır."Кожне рішення, яке пропонується, розкриває нові аспекти проблеми.
Ancak hastane kadrosuna dahil etmek istediği bir cerrah, Levent'e sorun yaratır.Єдиний хірург, який зможе провести операцію вдома — це Чейз.
Tanrı kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratırsa onu kaldıramaz.Může Všemohoucí (Bůh) stvořit kámen tak těžký, že jej nebude moci uzvednout?
Kaynağını İslam'da Allah'ın insanı yaratırken ruhu üflemiş olmasından alır.O vystupování mysli k Bohu po žebřících věcí stvořených.
Tunç soyu: Üçüncü bir kuşak yaratır Zeus.Chceme skončit do třetího místa, zní z Olomouce.
Tanrı'nın demeci ayrıca dünyayı yaratırken ve idame ettirirkenki egemenliğinin üzerinde durur.Chceš-li, papeži, dále vládnouti své zemi, přijď a staň před tváří toho, jenž vládne celému světu.
İşte, havanın bu ani genleşmesi sonik ses dalgası yaratır, ki bu da gök gürültüsünü meydana getirir.Chmýr reaguje na vzdušnou vlhkost, za vlhka je stažený, zatímco při suchém počasí se rozevírá.
Orchideous: Büyüyü yapan asanın hedeflediği yerde bir buket çiçek yaratır.Orchideous Kouzlo vytvoří květiny na místě, kam ukazuje hůlka.
"Çokluğun" biyo-politik üretimi sermayenin üretici emeğinin kapamayacağı bir fazlalık yaratır.Větší biodiverzita také nemusí znamenat větší produktivitu ekosystému.
Bir uçak kanadı etrafında akan hava kanat üzerinde değişik büyüklükte basınç bölgeleri yaratır.Pokud letadlo přelétá na větší vzdálenost, prolétá oblastmi s různým atmosférickým tlakem.
Bu, onda büyük bir kızgınlık ve hiddet yaratır.Doutnala v něm zlost a pomstychtivost.
Ayrıca yetişkin grupları arasında farklılıklar yaratır. (c).Stejný vývoj je i u starších skupin.
"Çözülen her problem yeni problemler yaratır."Měl by si být vědom, že každý malý krok vpřed přináší nové problémy.
Sonuç olarak Bob Kane "Bat-Man" karakterini yaratır.Ca și un răspuns la această cerere Bob Kane îl creează pe "the Bat-Man ".
Parlak güneş ışığı, deniz seviyesinde metre kare başına 1 kilovattı aşan parlaklık yaratır.La amiază lumina soarelui produce o iradiere de 1 kilowat pe metrul pătrat la nivelul mării.
Bu durum zayıf bir şok dalgası yaratır.Ele provoacă senzația unui șoc puternic.
W ve Z bozonları zayıf çekirdek kuvvetinin ortamını yaratır.Împreună cu bosonii W, bosonii Z sunt responsabili de interacțiunea nucleară slabă.
Büyük coşku yaratır.O pajiște mare.
Bu da hızlı ve geçici bir boya etkisi yaratır.Ele reprezintă deci o memorie internă temporară foarte rapidă.
Havadaki bir optik sistem için, başlangıçta optik ekseni ayarlanan ışınlar üzerindeki mesafe bir odak yaratır.Pentru un sistem optic în aer, ea este distanța la care un fascicol colimat este focalizat.
Ambar kapağının açılması konusu Jack ve Locke arasında anlaşmazlık yaratır.A bunker felfedezése később még nagyobb feszültséget eredményez Jack és Locke között.
Fc5?? 7. Axe5! ciddi bir tehlike yaratır.Vd4!) e5! jön ki, ami veszélyes világosnak.
Sonuç olarak Bob Kane "Bat-Man" karakterini yaratır.Bob Kane ekkor alkotta meg, az ekkor még csak Bat-Man nevezetű szuperhőst.
Yeryüzündeki insanları yaratır.Ők teremtették az életet a Földön.
Vazgeçilen bir devindirici hızı daha etkili bir itme kuvveti yaratır.A nagyobb áramlási sebesség nagyobb felhajtóerőt hoz létre.
Yalnız kalabileceğim anlar yaratırım.Egyedül kell csinálnom valamit, a magam erejéből.
Nemli hava kuru havadan daha hafiftir ve bu kararsız durum yaratır.A nedves levegő ritkább, mint a száraz, ezáltal mindig ez utóbbi fölé emelkedik.
Bu büyük farklar da enlem bölgeleri sınırlarında çok güçlü rüzgarlar yaratır.A nagy hőmérséklet-különbség miatt heves szelek fújnak a két terület határán.
Motosikletli iblisler Sunnydale'e varırlar ve büyük kargaşa yaratırlar.Demonit saapuvat Sunnydaleen ja alkavat aiheuttaa kaaosta.
Pluga, kendine bir eş yaratır ve ondan çocukları olur.Raala juo itsekin ja tekee lapsen torpantytön kanssa.
1977 yılında Woody Allen, Annie Hall filminin başarısı ile yeni bir trend yaratır.Samoin Woody Allen, jonka elokuvassa Annie Hall (1977) on siitä jälkiä.
Tersi durumda işleyiş tarzı sorun yaratır.Käytännössä kuitenkin liikuntapaikkarakentaminen oli ongelmallista.
Büyük coşku yaratır.Kaavoitus Suurpelto.