yaratır ile cümle
yaratır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.Vredladen Mand vækker Splid, sindig Mand stiller Trætte.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.Ο θυμωδης ανθρωπος διεγειρει μαχας ο δε μακροθυμος καταπαυει εριδας.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.Вспыльчивый человек возбуждает раздор, а терпеливый утишает распрю.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.Яростният човек подига препирни, А който скоро не се гневи усмирява крамоли.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.איש חמה יגרה מדון וארך אפים ישקיט ריב׃
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.الرجل الغضوب يهيج الخصومة وبطيء الغضب يسكّن الخصام.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.暴 怒 的 人 、 挑 啟 爭 端 . 忍 怒 的 人 、 止 息 分 爭
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.暴怒 的 人 、 挑啟爭端 . 忍怒 的 人 、 止息 分爭
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.2 là, chúng ta nên cố gắng giảm thật nhiều lượng năng lượng cần thiết để tạo ra những loại vật liệu này.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Druhým principem je, že bychom se měli snažit používat mnohem méně energie na výrobu těchto materiálů.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.El segundo principio: deberíamos usar mucha menos energía en la creación de estos materiales.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Em segundo lugar, devemos procurar usar muito menos energia na criação desses materiais.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Kedua, kita benar-benar harus berusaha menggunakan jauh lebih sedikit energi dalam membuat bahan ini.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.둘째로, 우리는 이와 같은 물질들을 만들어내는데 보다 적은 양의 에너지를 소모하기 위해 정말 노력해야 합니다.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Másodikként, törekedjünk sokkal kevesebb energia használására ezeknek az anyagoknak a létrehozásánál.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Po drugie, trzeba obniżyć zużycie energii w produkcji. Po drugie, trzeba obniżyć zużycie energii w produkcji.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Po druhé by sme sa mali snažiť používať omnoho menej energie na výrobu týchto materiálov.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Secondo, dovremmo davvero sforzarci di utilizzare meno energia per produrre questi materiali.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Ten tweede moeten we echt streven naar een veel lager energiegebruik bij de productie van deze materialen.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.דבר שני, אנחנו צריכים לשאוף להשתמש בהרבה פחות אנרגיה בזמן ייצור החומרים האלה.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.ثانيا ، ينبغي علينا أن نسعى حقا إلى استخدام الطاقة أقل بكثير أثناء صناعة هذه المواد.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.材料を生産すべきということです 「大幅な節約」です 10%程度の節約では駄目です
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Az együttérzés első előnye az, hogy kimagaslóan hatékony üzleti vezetőket hoz létre.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Der erste Vorteil von Mitgefühl ist, dass es hoch effektive Geschäftsleitungen kreiert.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.El primer beneficio de la compasión es que crea líderes de negocios altamente efectivos.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Het eerste voordeel van compassie is dat het hoogst effectieve zakenleiders creëert.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Ích lợi đầu tiên của lòng từ bi là nó tạo nên những nhà lãnh đạo doanh nghiệp có hiệu quả cao.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Il primo beneficio della compassione è che crea dei leader del business altamente efficienti.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.동정심의 첫 번째 이득은 매우 유능한 비지니스 리더들을 만든다는 것입니다.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Le premier avantage de la compassion est que cela crée des chefs d'entreprise très efficaces.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Manfaat pertama belas kasih adalah menciptakan pemimpin bisnis yang sangat efektif
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.O primeiro benefício da compaixão é produzir líderes de negócio altamente eficazes.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Pierwszą korzyścią ze współczucia jest to, iż tworzy bardzo efektywnych liderów.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Primul beneficiu al compasiunii este crearea de lideri de afaceri eficienți.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.První výhoda soucitu je, že vytváří vysoce efektivní obchodní vůdce.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Το πρώτο προνόμιο είναι ότι δημιουργεί εξαιρετικά αποτελεσματικούς αρχηγούς.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Первое преимущество сопереживания - это то, что оно создает крайне эффективных бизнес-лидеров.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Перша перевага співчуття в тому, що воно творить високоефективних бізнес-лідерів.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.Първата полза от състраданието е, че то създава много ефективни бизнес лидери.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.ההטבה הראשונה של חמלה היא שהיא יוצרת מנהיגים עיסקיים מאד אפקטיבים.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.أول فائدة لل"التعاطف والتراحم" أنها تخلق قادة أعمال ،بفعالية عالية .
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.非常に有効なビジネスリーダーを生み出すことです それはどういう意味なのでしょう?
İnsanların davranışlarını çevre yaratır.le comportement d'un être humain est créé par l'environnement.
İnsanların davranışlarını çevre yaratır.Que o comportamento de um ser humano é criado pelo Ambiente [que o rodeia].
İnsanların davranışlarını çevre yaratır.שההתנהגות שלנו, כבני אדם, מושפעת מהסביבה בה אנו חיים.
İnsanların davranışlarını çevre yaratır.遺伝子が予定したある行動を、 環境が良しとしないときは、
İntikamını almış oluyor böylece. Güzel şeyler yaratır ve onları toplumla paylaşmaz. Aman Tanrım.En zo wil hij wraak nemen, door mooie teksten te maken... en ze de wereld te onthouden.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.빛은 사회적 상호 작용에도 쓰이는데- 우리 주변에 모든 것들과 관계를 형성하게 하는 것이죠.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Licht dient natuurlijk ook voor sociale interactie -- om relaties te vormen met al wat ons omgeeft.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Mục đích của ánh sáng tất nhiên là các tương tác xã hội -- để liên kết chúng ta với môi trường xung quanh.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Světlo dovoluje společenskou komunikaci, ale také vztahy se vším kolem nás.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Svetlo je, samozrejme, pre sociálnu interakciu -- na tvorenie vzťahov so všetkým čo je okolo nás.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Φυσικά, το φως στις κοινωνικές επαφές βοηθάει στο να αναπτύξουμε σχέσεις με όλα τα στοιχεία γύρω μας.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.Світло, звісно, також слугує для соціальної взаємодії - для створення відносин з усіма елементами навколо нас.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.אז האור, מן הסתם, משמש גם לאינטראקציות חברתיות - כדי ליצור מערכות יחסים עם כל הפרטים שמסביבנו.
Işık aynı zamanda sosyal kaynaşma için -- etrafımızdaki birçok özelliği ile ilişkiler yaratır.周囲の形態との関係を 構築するものです 互いに伝えることがある際には
İşte bu şekilde sürüp gitti -- bu davayı yaratırken fikrin işe yarayı yaramayacağını kanıtlamaya çalışıyordum.Allt detta under tiden som jag byggde ärendet för att bevisa att den här idén var logisk.
İşte bu şekilde sürüp gitti -- bu davayı yaratırken fikrin işe yarayı yaramayacağını kanıtlamaya çalışıyordum.E così via -- mentre costruivo il progetto per provare se l'idea avesse un senso.
İşte bu şekilde sürüp gitti -- bu davayı yaratırken fikrin işe yarayı yaramayacağını kanıtlamaya çalışıyordum.En zo verder en zo voort en zo verder - terwijl ik bezig was met te bewijzen dat dit idee zinvol zou zijn.
İşte bu şekilde sürüp gitti -- bu davayı yaratırken fikrin işe yarayı yaramayacağını kanıtlamaya çalışıyordum.Et ainsi de suite tandis que je m'efforçais de prouver que cette idée avait de l'intérêt.