yaratır ile cümle
yaratır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bulut ve okyanusları yaratır.Rain created the oceans.
En aşırı cümlesine göre "Yahudiyi antisemit yaratır".In his most extreme statement of this view he wrote, "It is the anti-Semite who creates the Jew."
Tanrı ise, önceden var olmayan maddeyi de yaratır.God keeps all created things in existence.
Ancak, çeşitli biyolojik süreçler torsiyon gerilimi yaratır.But many molecular biological processes can induce torsional strain.
1977 yılında Woody Allen, Annie Hall filminin başarısı ile yeni bir trend yaratır.The success of Woody Allen's Annie Hall in 1977 stirred a new trend in filmmaking.
Böyle bir ısmarlama hürriyeti restoranın mutfağı için daha büyük bir zahmet yaratır.The lawsuit would lead indirectly to more trouble for the casino.
Bu, düzene zarar verecek kadar yönetilemeyen yüksek sıcaklıklar yaratır.This creates unmanageably high temperatures that would destroy the assembly.
Örneğin, kütle uzayzamanda eğrilikler yaratır.First of all they create inhomogeneity in the electric field.
Kısa sürede kendilerine ait bir fantezi dünyası yaratırlar.Soon, each of them has entered into their own fantastical dreamworld.
"Çözülen her problem yeni problemler yaratır.""When solving a problem creates a new one".
Hem zihin hem toplum gerçekliklerini yaratırlar.Prayer is the human mind seeking the mind of God.
Pluga, kendine bir eş yaratır ve ondan çocukları olur.Sunshine becomes his wife and bears him a child.
Allah, cansız bitkinin hareketlerini yarattığı gibi, insanın fiillerini de yaratır.In the end, the gods created a human made of a mixture of bird’s dung and ashes.
Ayrıca yetişkin grupları arasında farklılıklar yaratır. (c).There are also differences in effect among the different age groups.
W ve Z bozonları zayıf çekirdek kuvvetinin ortamını yaratır.W and Z bosons are the force carriers which mediate the weak force.
Jean-Baptiste Say: Her arz, kendi talebini yaratır. görüşündedir.Rabbi Johanan said: It was as if a shepherd stood and watched his flocks.
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.If I should catch you, I'll make you walk the plank.
Lenf ödemi olan dokular enfeksiyon riski yaratır.Any break in the skin carries a risk of infection.
Birey farklılık yaratır mı?How determined is social life?
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.They then go on to create an event, and beyond that, a foundation to support that.
Bir enjektörü alırsınız ve bu enjektörde 10 rastgele farklı şeklini yaratırsınız.You take a nozzle and you create 10 random variations on the nozzle.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.It creates a gateway for your inner voice to rise up and be heard.
Metafor önemlidir çünkü beklenti yaratır.Metaphor matters because it creates expectations.
Ve böylece düzgün çalışamayacak bir şey yaratırdık.And we would create something that was unviable.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:It makes a difference whether you say, "I'm a part of this city.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.And suddenly it makes a difference in terms of making space accessible.
Ama yaratır.But it does.
Bilirsiniz, Doğa Ana'ya yeteri kadar zaman verirseniz, size böyle bir balık yaratır.You know, if you give Mother Nature enough time, that is what she will produce.
Bu etkileşimler müttefikler yaratırlar, düşmanlar değil.These transactions create allies, not enemies.
Sanat bir mukayese yaratır.Art can create an analogy.
Umarım beraber, tüm dünyanın hatırlayacağı bir şey yaratırız.So I hope that, together, we'll create something that the world will remember.
Yani sadece bir temerrüt bu zincirleme reaksiyonu yaratır.So just one default creates this chain reaction, right?
Otizm kendini yaratır.Autism creates itself.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.She cools his domain with Spring air, venting heat up to the surface, creating summer.
Ama eğer insanları koruyabildiğimiz bir dünya yaratırsak gezegenimizi de mahvetmeyiz.But if you create a world where you don't trash people, you can't trash the planet.
Bu demek ki biz bu bilgileri bir araya getirerek inanılmaz illüzyonlar yaratırız.Which means we can bring all this information together to create some incredibly strong illusions.
Bilinçli dinleme her zaman anlayışı yaratır.Conscious listening always creates understanding.
Bu yüzden maymunlar tanrılar yaratır ve sonra da onlara taparSo the monkeys make up gods and then they worship them
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.An event seen from one point of view gives one impression.
Başka bir açıyla görmek, oldukça farklı bir izlenim yaratır.Seen from another point of view, it gives quite a different impression.
En iyi girişimciler asla şanslı değildir. Siz kendi şansınızı yaratırsınız.So world-class entrepreneurs are never lucky.
Basit olarak bağışıklık sisteminizde gerektiğinde aktive olacak bir silah zulası yaratırlar.They basically create a cache of weapons for your immune system which you can deploy when needed.
Bu çok tutkulu, çünkü hareket duygu yaratır, ilerleyelim ve harekete geçelim.This is so passionate, because motion creates emotion, let us move forward and act.
Kişiliğe yatırım yapmak, kişiliğe sermaye yaratır.Identity capital begets identity capital.
Yeni eserler yaratırken veya farklı tekniklerle çalışırken başarısızlığa uğrayacağımız kesindir.When dealing with new works or different techniques It's bound to fail.
Meksika'yı sembolize eden bazı şeyler de yaratırsınız, mesela bir kartal gibi.You will do an eagle or something symbolic about Mexico or something like that,
Ve bu fark yaratır. Bu durum, ailenin cebinden para harcaması demektir.This is money out of that family\'92s pocket.
Korkular merak da yaratırlar.Fears also have suspense.
O zaman kendi öğretmenlerinizi kendiniz yaratırsınız.Well, you create your own teachers.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.But music is even more powerful if you don't just listen to it, but you make it yourself.
Marx'tan alıntı yaparsam; Kadınlar kendi seçimleri dahilindeki şartlar haricinde fark yaratırlar.So to paraphrase Marx: Women make change, but not in circumstances of their own choosing.
Bir şeyler yaratırken aklımızda hep bir mekan, bir bağlam mı var?Do we all make things with a venue, a context, in mind?
Bu, dil çöplüğünün bir temsilini yaratır.It creates a representation of language crap.
Onu arama motoruna koyarsınız, ve tehdidi tedavi edecek ilacı yaratırsınız.You put it in your search engine, and you create the drug to treat the threat.
Her sağlam temel, sonraki seviyede fark yaratır.Every foundation makes the difference in the next level.
Ama şurayı 0'a bölmeye çalışsak, bu, problem yaratırdı. -But what would create a problem is if we attempted to divide by 0 here.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.The first benefit of compassion is that it creates highly effective business leaders.
Bu insanların birbirlerine özendıkları ve saygı duydukları canlı ve enerjik bir toplum yaratır.It creates a vibrant, energetic community where people admire and respect each other.
Olasılıklar yaratır ve ve işbirliğine açıktır.It opens possibility, and it's cooperative.
Çok fazla niyet gerginlik yaratır.Too much intention creates tension.