O büyük bir fark yaratıyor.That makes a big difference.
O bir fark yaratır.That makes a difference.
Sıcaklık artışları soğuk algınlığına yakalanmak için ideal koşulları yaratır.Rises in temperature create the ideal conditions for catching colds.
Yaratıcının gözünde herkes eşittir.In the eyes of the Creator, all are equal.
İnsanlar sosyal yaratıklardır.Human beings are social creatures.
Eğer Tom burada olsaydı kesinlikle fark yaratırdı.If Tom had been here, it definitely would've made a difference.
Yaratıcı bir meydan okuma için hazır mısın?Are you ready for a creative challenge?
O bir fark yaratır mı?Would that make a difference?
Tom Mary'nin ruh eşi olduğunu ve birbirleri için yaratıldıklarını söylüyor.Tom says Mary is his soul mate and that they were made for each other.
John Dalton, atom teorisinin yaratıcısıydı.John Dalton was the creator of the atomic theory.
Tom'un yaptığı o kadar yaratıcı değildi.What Tom did wasn't all that creative.
Öğrencilerimizin daha yaratıcı olmalarına izin vermeliyiz.We need to let our students be more creative.
Daha yaratıcı olmaya çalış.Try to be more creative.
Tom son üç yıldır yaratıcı yazarlık eğitimi veriyor.Tom has been teaching creative writing for the past three years.
Bu, Tom tarafından yaratıldı.This was created by Tom.
Ben her zaman yaratıcıydım.I've always been creative.
Ben yaratıcı bir çocuktum.I was a creative kid.
Zor sorunlar yaratıcı çözümler gerektirir.Difficult problems require imaginative solutions.
Gölgelerin içinde saklanmış yaratıklar vardı.There were creatures lurking in the shadows.
Nasıl bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Ne gibi bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Sadece biraz beklemeniz bir sorun yaratır mı?Is it ok if you wait just a little while?
Yaratık yaratıcısını öldürdü.The creation killed its creator.
Fonksiyon organ yaratır.The function creates the organ.
Dil bilinç yaratır.Language creates conscience.
Kadınlar şaşırtıcı yaratıklardır.Women are amazing creatures.
Odadaki bir ayna duvar bir ferahlık yanılsaması yaratır.A mirror wall in the room creates an illusion of spaciousness.
Kurbağalar böyle muhteşem yaratıklar.Frogs are such marvelous creatures.
Hıristiyanlar Tanrı'nın dünyanın yaratıcısı olduğuna inanıyor.Christians believe that God is the creator of the world.
Her duyarlı yaratık şefkati hak ediyor.Every sentient creature deserves compassion.
Dil farkındalık yaratır.Language creates awareness.
Yaratıcı insanların canlı hayal güçleri vardır.Creative people have vivid imaginations.
Tom yaratıcı yazım dersi aldı.Tom took a creative writing class.
O yaratıcı, akıllı ve düşünceli bir bireydir.He is a creative, intelligent and thoughtful individual.
Garip bir yaratık ormanda dolaşıyor.A strange beast is roaming through the woods.
Ben yaratılışçıların müzesine gittim.I went to the creationists' museum.
Ejderhalar hayali yaratıklardır.Dragons are imaginary creatures.
Biz hepimiz eşit yaratılırız.We're all created equal.
Tom bana yaratıcı olmamı söyledi.Tom told me to get creative.
Biz biribirimiz için yaratılmışız.We were made for each other.
Bu, yaratılışın köşe taşıdır.This is the cornerstone of creation.
Kendi şansınızı kendiniz yaratın.You make your own luck.
Yaratıcılığım modern dilleri öğrenerek bir çıkış noktası buluyor.My creativity finds an outlet through learning modern languages.
Bir deha olağanüstü yaratıcılık yeteneklerine sahip bir kişidir.A genius is a person with extraordinary creative abilities.
Bunda yaratıcılık nerede?Where's the creativity in that?
Binlerce iş yaratılmıştır.Thousands of jobs were created.
Binlerce iş yaratıldı.Thousands of jobs were created.
Biraz yaratıcı olmak hoşuma gidiyor.I like to be a little creative.
İnsanlar alışkanlık yaratıklarıdır.People are creatures of habit.
O fark yaratıyor.It makes a difference.
Tom'un varlığı fark yaratıyor.Tom makes a difference.
Burada şarkı söylemek sorun yaratır mı?Is it OK to sing here?
Tom yaratıcı olduğumu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I was creative.
Gerçekten yaratıcısın, değil mi?You're really creative, aren't you?
Tom, Mary'den çok daha yaratıcıdır.Tom is a lot more creative than Mary is.
Sanırım oldukça yaratıcıyım.I'm pretty creative, I think.
Tom benden daha yaratıcı.Tom is a lot more creative than I am.
Tom benden çok daha yaratıcı.Tom is a lot more creative than me.
Tom, Mary'den daha yaratıcı.Tom is more creative than Mary is.
Sen gerçekten yaratıcısın.You're really creative.