Tutku acı yaratır.Passion creates suffering.
Yaratılışçılık, bir sözde-bilimdir.Creationism is a pseudo-science.
Davranışın çok sayıda sorun yaratıyor.Your behavior is creating a lot of problems.
Hava olmasa hiçbir yaratık yaşayamaz.Were it not for air, no creatures could live.
Bizim kamu liderleri yaratıcı ve sık sık yeni fikirler ortaya atarlar.Our public leaders are imaginative and often come up with new ideas.
Bilimsel gerçek insan aklının bir yaratılışıdır.Scientific truth is a creation of the human mind.
Şehirlerimiz ciddi kirlenme sorunları yaratıyor.Our cities create serious pollution problems.
Bir fare çekingen bir yaratıktır.A mouse is a timid creature.
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Televizyon yaratıcı gücümüzü köreltebilir.Television can dull our creative power.
Bu fark yaratır.It makes all the difference.
O, küçük bir fark yaratır.It makes little difference.
Haberin doğru ya da yanlış olup olmadığı küçük bir fark yaratır.Whether the news is true or false makes little difference.
Yer yaratıcı genç insanlarla hayat doluydu.The place was alive with creative young people.
Haber heyecan yaratıyor.The news is creating a stir.
Bütün insanlar eşit yaratılmaz.Not all men are created equal.
Bütün insanlar eşit yaratılırlar.All men are created equal.
Bütün insanlar eşit yaratıldılar.All men are created equal.
Bu roman çok yaratıcı.This novel is very imaginative.
Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yöndür.Creativity is an important aspect for the development of human.
Dil edinmek yaratıcılık gerektirir.Language acquisition requires creativity.
Dil edinimi yaratıcılık gerektirir.Language acquisition requires creativity.
Şimdi yaptığım iş yaratıcılık gerektirir.The work I'm doing now requires originality.
Son zamanlarda tuhaf bir deniz yaratığı bulundu.A strange marine creature was found recently.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı bizim için bir farklılık yaratır.It makes a difference to us whether it rains tomorrow.
İnsan oğlu bir şeyler yaratmak için yaratıldılar.Human beings are created to create things.
İnsan oğlu tüm yaratıkların efendisidir.Man is the lord of all creation.
Korku değil, umut insan ilişkilerinde yaratıcı ilkedir.Hope, not fear, is the creative principle in human affairs.
Ciddi hastalığımdan kurtulduğum için, yaratılışın tümü benim için güzeldir.Since I recovered from my serious illness, all of creation is beautiful to me.
Orada bir sürü yaratık çeşidi gözlemledi.He observed many types of creatures there.
O, çok yaratıcı bir yazardır.He is a very imaginative writer.
Yaratılıştan çok sessiz bir insandır.He is by nature a very quiet person.
O yaratılıştan bir sanatçı.He is by nature an artist.
Bize "Zavallı yaratık." dercesine baktılar.They looked at us, as much as to say, "Poor creature."
O yaratılıştan zayıftır.She is weak by nature.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
Ejderha hayali bir yaratıktır.The dragon is an imaginary creature.
Bir ejderha hayali bir yaratıktır.A dragon is a creature of fancy.
Ben bir iş yaratıcısıyım.I am a business creator.
Carlos akıllı ve yaratıcıdır.Carlos is intelligent and creative.
Carlos zeki ve yaratıcı. Kitapları ilginçtir.Carlos is intelligent and creative. His books are interesting.
Esperanto yapma dilinin yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Esperanto'nun yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Zamenhof, Esperantonun yaratıcısı, bir göz doktoruydu.Zamenhof, the creator of Esperanto, was an ophthalmologist.
Tek boynuzlu at efsanevi bir yaratıktır.The unicorn is a fabulous monster.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
O çift birbirleri için yaratılmış.That couple was made for each other.
Çocuğun saldırganlığı problemler yaratıyordu.The boy's aggression is making problems.
Tom'un işi aşırı stress yaratıyor.Tom's job creates extreme stress.
Qipao 17.yüzyıl Çin'inde yaratılmış klasik kadın giysisidir.The qipao is a classic female garment that originated in 17th century China.
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
İnsan yalnız yaşamak için yaratılmadı.Man was not made to live alone.
Tom ve Mary gerçekten birbirleri için yaratılmışlar.Tom and Mary are really made for each other.
TV'yi kapatırsam bir sorun yaratır mı?Is it OK if I turn the TV down?
Yaratılışçılık saçmalıktır.Creationism is bullshit.
Yılanlar soğukkanlı yaratıklardır.Snakes are cold-blooded creatures.
Tom tüm insanların eşit yaratıldığına inanıyor.Tom believes that all men are created equal.
Edebiyattaki her kusursuz adam, her zaman bir kadının kalemi tarafından yaratıldı.Every perfect man in literature has always been created by the pen of a woman.
Tom, Mary kadar yaratıcı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he's as creative as Mary.
Tom onu sevdiğini Mary'ye söylemek için yaratıcı bir yol bulmak istedi.Tom wanted to find a creative way to tell Mary that he loved her.