Ama yarasalar çok daha farklıdır.Piensen en un ratón.
Ama yarasalar çok daha farklıdır.Prenez une souris par exemple.
Ama yarasalar çok daha farklıdır.Αλλά οι νυχτερίδες είναι πολύ διαφορετικές.
Ama yarasalar çok daha farklıdır.Але кажани дуже відрізняються від них.
Ama yarasalar çok daha farklıdır.Летучие мыши сильно отличаются от них.
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.Ein weiteres, einzigartiges Merkmal an Fledermäusen ist, dass sie fähig sind,
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.그러나 박쥐에 대해 매우 흥미로운 또다른 것은 바로 그들이 소리를 통하여 주변 환경을 인식한다는 것입니다.
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.Kolejną wyjątkową cechą jest to, że nietoperze używają dźwięku do orientacji.
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.אבל דבר אחר מאד ייחודי אצל עטלפים הוא שהם יכולים להשתמש בקול
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.لكن هناك شيء آخر و هو يعتبر فريد إلى أبعد الحدود وهو مقدرتها على استخدام الصوت
Ama yarasaların bir diğer benzersiz özelliği çevreyi algılamak için, ses dalgalarını kullanabilmeleridir.周囲の環境を認識するために 音を使えることです 反響定位を行っているのです
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Az USA-ban a denevéreket a szélerőműtelepekhez való vonzódásuk is veszélyezteti.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.I pipistrelli negli Stati Uniti sono anche minacciati dalla loro attrazione per i parchi eolici.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.박쥐들은 또한 풍력 발전소에 의해
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Les chauves-souris sont aussi menacées aux Etats-Unis à cause de leur attirance pour les fermes éoliennes.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Liliecii sunt amenințați în Statele Unite și din cauza atracției lor către fermele eoliene.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Los murciélagos también son amenazados en EUA por su atracción a los parques eólicos.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.В США летучим мышам также угрожают ветровые электростанции.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.У США кажанам також загрожує той факт, що їх приваблюють вітряні ферми.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.העטלפים גם מאוימים בארה"ב
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.و تعتبر الخفافيش مهددة أيضا فى الولايات المتحدة
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.風車への吸引にも脅かされています 繰り返しますが —
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.박쥐처럼 초음파로 찍찍거리는 소리도 내지 않구요.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Nem járjuk körbe, ultrahangot kibocsájtva, mint a denevérek.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Nepobehujeme s ultrazvukovým kvičaním ako netopiere.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Nie zaznaczamy terytorium zapachem, jak psy, ani nie używamy echolokacji, jak nietoperze.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.No corremos por allí emitiendo chillidos ultrasónicos, como los murciélagos.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Non andiamo in giro emettendo uno stridio ultrasonico, come i pipistrelli.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Nous n'allons pas partout en émettant des ultrasons, comme les chauves-souris.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Nu alergăm prin oraș emițând chițcăieli ultrasonice ca liliecii.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.We stoten ook geen ultrasone pieptonen uit, zoals vleermuizen.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Wir fliegen nicht umher und senden Ultraschalllaute aus, wie die Fledermäuse.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Δεν τριγυρνάμε βγάζοντας υπερηχητικά τσιρίγματα όπως οι νυχτερίδες.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Ми також не використовуємо ультразвукові писки, як летючі миші.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Мы не летаем, излучая ультразвук, как летучие мыши.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Не обикаляме и не издаваме ултразвукови крясъци като прилепите.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.אנחנו לא משתוללים סביב בהשמעת ציפצופים אולטרה סוניים, כמו עטלפים.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.كما أننا لا نقوم بتحديد انبعاثات واتجاهات الموجات فوق الصوتية كما تفعل الخفافيش
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.人間はそんなことをしません
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.In meinem Labor benutzen wir Fledermäuse, um zwei verschiedene Arten von Sinnesstörungen zu untersuchen.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.자, 제 실험실에서 우리는 감각에 대한 두 가지 질병을 조사하기 위해 박쥐를 사용하고 있습니다.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.Nel mio laboratorio, abbiamo usato i pipistrelli per osservare due diversi tipi di malattie sensoriali.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.Så i mit laboratorium, har vi brugt flagermus til at se på to forskellige typer af sygdomme i sanserne.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.W moim laboratorium badamy dwie choroby zmysłów.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.Στο εργαστήριό μου, χρησιμοποιούμε νυχτερίδες για να δούμε δύο διαφορετικούς τύπους ασθενειών των αισθήσεων.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.В моей лаборатории, мы используем летучих мышей для изучения двух различных типов заболеваний органов чувств.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.В моїй лабораторії ми використовували кажанів, щоб подивитись на 2 різних види захворювань органів чуттів.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.אז במעבדה שלי, אנחנו משתמשים בעטלפים כדי לראות שני סוגם שונים של מחלות החושים.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.نقوم في مختبري باستخدام الخفافيش لدراسة نوعين من أمراض الحواس.
Benim laboratuvarımda duyularda iki tür hastalığı incelemek için yarasalar kullanıyoruz.コウモリを用いてきました 我々は盲目に注目しています なぜですかって?
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.A fehér orr szindróma nagy denevérpopulációkat söpört el.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.A síndrome do nariz branco dizimou populações de morcegos.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Die Weißnasenkrankheit hat ganze Fledermauspopulationen ausgerottet.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.El síndrome de nariz blanca ha arrasado la poblacion de murciélagos.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Het witte-neussyndroom heeft vleermuispopulaties uitgeroeid.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Hvid næse lidelsen har udslettet hele flagermusebestande.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.La White nose syndrome (sindrome del naso bianco) ha sterminato la popolazione dei pipistrelli.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Le Syndrome du nez blanc a décimé des populations de chauves-souris.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Sindromul nasului alb a exterminat populaţii întregi de lilieci.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Valkonenäsyndrooma on kellistänyt lepakkopopulaatioita.