Yararlı tür mü zararlı tür mü olduğu konusunda tartışmalar devam etmektedir.עדיין יש ויכוח איזה סוג עדיף.
Kızıl Ordu birlikleri zırhlı araçların ve topçunun desteğinden yararlanmak zorunda kaldılar.הגרמנים נאלצו להזעיק לסיוע בדיכוי המרד כוחות השריון והתותחים.
Genellikle, çok yararlı işler için kullanılmaya elverişlidir.בדרך כלל היא ממלאת אותן למטרות רעות.
Bu güç herkesin yararı için oluşturulmuştur.זה נועד כדי להיות נגיש על ידי כל אחד.
Bunun yanı sıra ilköğretim ve lise eğitimi alan öğrencilerimiz için taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.כך או כך נראה שחמילקרת דאג לחינוך טוב עבור בנו.
Kuruluşundan 15 yıl sonra, Bakanlar Kurulu kararıyla "kamu yararına çalışan dernek" statüsü kazandı.לאחר חמש שנים של דין ודברים, אישרה הוועדה את השם "גבעון החדשה".
Babek kuşatmayı yararak kaçmayı başardı.אך לרוע המזל דו-פרצוף מצליח להימלט.
Şarkılarda ritim tutmaya yarar.יש לשמור על משקל השיר.
1620 Lehistan Seferi'nde yararlıklar gösterdi.ב-1620 נוסדה דיוקסיית דורנגו.
Burnu yiyecek ararken toprağı karıştırmaya yarar.הוא משתמש באפו כדי לחפור באדמה אחר מזון.
Bu, gerçek zamanlı uygulamalar için çok yararlıdır.הוא שימושי בתחום זמן האמת.
1933'te William Patrick Hitler, amcasının iktidara gelmesinden yararlanmak için Almanya'ya döndü.לאחר עליית אדולף היטלר לשלטון בשנת 1933 חזר ויליאם פטריק לגרמניה בניסיון להפיק תועלת מעליית דודו לשלטון.
1905 ihtilalından yararlanarak, hürriyetlerini elde etmek istediler fakat, başarı kazanamadılar.הדמוקרטים ניסו לנצל את נושא הכסף ב-1900, אולם לא הצליחו למשוך תשומת לב.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.עקב כך המערכת הושבתה לזמן מה.
9 Mart 1937'de cumhuriyetçi hatta bir gedik açmayı başardılar fakat bundan iyi bir şekilde yararlanamadılar.ב-9 במרץ 1937 פרצו האיטלקים דרך קווי הרפובליקנים, אך לא הצליחו לנצל את הפרצה להבקעה.
İki sınıfta bilgisayar ve internet vardır, tüm öğrenciler yararlanmaktadır.כלומר הכיתה מכילה תלמידים משני הסוגים ומתקיימת אינטראקציה בין כל התלמידים.
Malik asidin binlerce yararı bulunmaktadır.כעת מאטקו חייב לדאדאן כסף רב.
İzci, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.Скаутът е полезен и помага на другите.
Greenpeace amaçlarına ulaşmak için doğrudan eylem, lobicilik ve araştırmadan yararlanır.Грийнпийс използва преки действия, лобиране и изследвания, за да постигне целите си.
Laboratuvar testinin yapılamadığı durumlarda turnike testi yararlı olur.Турникет тестът е полезен, когато не може да се направи лабораторен тест.
Fakat bu fırsattan yararlanılmadı.Тази възможност не му се отдала.
Kuzey Kore, Güney Kore gibi yaz saati uygulamasından yararlanmamaktadır.Подобно на Южна Корея, Северна Корея в момента не въвежда лятно часово време.
Hitler'in politik rakibi olan Otto Strasser, daha sansasyonel öykülerden yararlanıyordu.Ото Щрасер, политически противник на Хитлер, е източник на някои от най-сензационните истории.
Hekimoğlu çemberi yarar fakat ağır yaralanır.Остава само камбанарията, макар и силно повредена.
Güneş ışınlarından yararlanmak için pek çok teknoloji geliştirilmiştir.Има много технологии за използване на слънчевата енергия.
Ne yaparsa da yararı olmaz.Все пак това не помога.
Enerji tasarrufu için tasarruf ampulü kullanılması yararlıdır.Препоръчва се употребата на енергоспестяващи осветителни тела.
Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair savaşın bir yararının da ambargonun sona ermesi olacağını söylemişti.Изненадващо британският министър-председател Тони Блеър също обещава провеждането на референдум.
Bazen palmiyelerden dokumacılıkta yararlanılır.Понякога фалшифицират нужните документи.
Bunlardan daha çok leblebi unu yapmak için yararlanılır.Това не е удобно за повече тласъци от един.
Bunun için limon ve ılık sudan yararlanılır.За целта трябва да се ползва топла вода и сапун.
Romanya da bu ortamdan yararlanıp, kârlı çıkmak istiyordu.Още римляните са открили и използвали това благодатно място за живот.
Ekonomik olarak, ülke, yeni gelişmekte olan trans-Atlantik ticaretinden çok yarar sağladı.Изглеждало, че индустриалните нации са ощастливени от нов икономически растеж.
Darayak bu durumda işe yarar.Термографията в подобни случаи е полезна.
Benim için takıma yararlı olmak önemli.Този неин талант е в много голяма полза на отбора.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Това време е много ползотворно за него.
Ancak şunu da hatırlamakta yarar var.Вече е достатъчно да помните само нея.
Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.Всичко, което остава са все по-точни измервания”.
Hitler, Kızıl Ordu hatlarını yararak çıkmak için generaline izin vermiştir.Хитлер му дава позволение да се опита да пробие през обкръжението на Червената армия.
Bu da bulgarların bu durumdan yararlanmalarını sağlamıştır.Българското командване решава да се възползва от тези обстоятелства.
Leningrad Kuşatması sırasında gösterdiği yararlılıklardan dolayı ödüllendirildi.Награден е за участието му в отбраната на Ленинград по време на блокадата на града.
Büzük dudak nefesi egzersizleri yararlı olabilir.Мускулните релаксантисъщо могат да бъдат от полза.
Yerlilerin kullandıkları dillerden yararlanma, gittikçe artmaktadır.Чуждите езици им се удават по-лесно.
Rusya İsveç gerilemesinden yararlandı ve 1656'da İsveç'e savaş ilan etti.Те обаче не успяват да се споразумеят с шведите и през 1656 Алексей обявява война на Швеция.
Yaşayan Anayasa (ABD) Kamu yararına dava Hukuk felsefesi Yüksek yasaya göre kuralАналитична философия Буквата на закона спрямо духа на закона Правилото според по-висшето право
Bu nedenledir ki Fransızca literatürden yararlanmakla kalmamış, Almanca kaynaklardan da faydalanmıştır.Това е от особен интерес, защото източникът е френски, а се отнася за материя, доминирана от немци.
Yapılan boşluktan yararlanan Ruslar, Çardaklı boğazına kadar sarktılar.Русите ѝ коси останали да се реят, закачени на глога над пещерата.
Tümen komutanları, taarruzu sürdürmenin yararsız olduğunu bildirdiler.Командващите разбират, че операцията е напълно провалена.
Bu olgu uygulamada çok yararlı değildir.Правилото, че твърде много хубаво не е на хубаво, важи и в този случай.
Ateşten yararlanmayı öğrendikten sonra besinleri pişirmeye başladılar.Когато започнали да копаят, намерили кости.
Bundan en fazla nasyonal sosyalistler yararlandı.По-долу са описани основните социалистически политически движения.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Те се използват предимно за размачкване на храната преди преглъщане.
Sadece bu alanın içinde hizmetlerden yararlanılabilir.В такива банки могат да влизат само жени.
Bu nedenle, otomatik çamaşır ve bulaşık yıkama makineleri için yararlıdırlar.Поради това тоалетните и палатките за първа помощ се оказват недостатъчно.
Bazen subjektif bilgileri bir matematik modeline dahil etmek yararlı olacaktır.Ponekad je korisno inkorporirati subjektivne informacije u matematički model.
Fakat bu fırsattan yararlanılmadı.Unatoč tome, mi nismo iskoristili priliku.
Bu deneyim, genç bir yazar için oldukça yararlıydı.Ova putovanja bila su od velike koristi za mladog čovjeka.
Malgaması hidrojenleyici olarak işe yarar.Djeluje lužnato zbog hidrolize.
Hekimoğlu çemberi yarar fakat ağır yaralanır.Kr.) je također ovdje, ali je teško oštećena.
Bunların bize yararı oldu.To je donekle i uspjelo.