Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama 15 farklı ameliyat varsa hiçbiri işe yaramaz.If there are 15 operations, you know that none of them work.
Umarım bu video işinize yaramıştır. aBut hopefully you found this a little bit helpful.
Korku işe yaramıyor, korku işe yaramıyor.Fear doesn't work.
Ama bunun için bu rakamların, işe yaramaz bu bilgilein içinde debelenmenize gerek yok.But you don't have to wade through it. You don't have to go through the junk.
Herkes bunun işe yaramayacağını düşünüyorEveryone says it's not going to work.
Başlangıçta onların işe yaramaz adamlar olduklarını düşünmüştüm.At first I thought they were really jerks.
Bu karışımı da işe yaramazsa ne olacak?What if this mixture do not work at all?
Ama işe yaraması için dikkatinizi vermeniz gerekiyor.But in order for it to work, you have to pay attention. I can hear him!
İşe yaramadı tabi.It didn't work.
Hatta tek tek şirketle çalışmak da büyük ihtimalle işimize yaramayacak.Even working with individual companies is not probably going to get us there.
Çünkü toplantılar işe yaramaz.Because meetings aren't work.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.No community is best served when only the elite have control.
Halihazırdaki durumun işe yaramadığını farkedince başka bir çözüm aradım.And I realized that we had to do something 'cause it wasn't working just as it was.
Peki, size gerçekte işe yaramış olan birkaç örnek vereyim.Well, let me tell you about a few examples where this has actually worked.
"eğer açıklamak zorundaysan, bu işe yaramıyor.""If you have to explain it, it ain't working."
O da, "Bono, peygamber kompleksin işte burada işe yaramaz mı?" dedi.He said, "Bono, wouldn't that be a good use of your messianic complex?"
Bu yaklaşım işe yaramaz.It isn't going to work.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.And it turned out that most people wouldn't come back, because it worked.
Bu fikirlerin işe yaramayacağını düşünüyorum.I think they basically don't work.
İşe yaramadığı için üzgünüm.Sorry it didn't work out.
Sanırım sakinleştirici işe yaramadı.I guess the relaxer didn't work.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.It's kind of the model that has worked in other contexts.
Ve genç insanlar, genç Tibetliler, artık bunun bir işe yaramadığını söylemeye başladılar.And the young people, young Tibetans, are starting to say, listen, this doesn't work.
İşe yaramaz olmadıklarını ispatlayacak itibar duyulan işler.İtibarlı bir iş, işitme engellilerin aptal olmadığını kanıtlayacak bir iş?
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.Ailelerin bu çocukların sağır ve aptal olmadıklarına ikna edilmeleri gerekli.
Bu mektubu unuttun artık ! işinize yaramaz !Forgot that letter now! it won't good for you!
Anarşizmin işe yaramadığını söylüyorlar.They say Anarchism can't work
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.We have to stick together or it won't work!
Fakat, karekök işareti ne zaman işe yaramaz?But when does the square root sign really fall apart, at
Kompiang, ben yaramaz bir çocuk muydum? [2. Kadın kendi dilinde konuşur]:Kompiang, was I a naughty child? woman #2 speaking native language:
Bir zamanlar vahşi ses atmosferini işe yaramaz bir ürün olarak değerlendirirdim.There was a time when I considered wild soundscapes to be a worthless artifact.
İşime yaramaz.That's not cool.
Bunun işe yaramasının nedeni, tekrarlanan sayıların küsuratsız tam sayılar olması.You have the numbers 0, 1, 2, 3, 4, 5, and 6.
İşe yaramazsa 20 kez daha dene.If that doesn't work try again 20 times.
Ve eğer bebekler de işe yaramazsa, doktorları kullanabilirsin.And if babies don't work, you can use doctors.
Ve işe yaramalı, değil mi?And it should work out, right?
Yani, bu pek mümkün değil.... işe yaramıyor.Now, this doesn't appear -- this just doesn't work,
Kesinlikle işe yaramıyor.I mean, this just doesn't work.
"Ben bu durumu düzeltmeye çalışacağım" ve işe yaramazsa başka bir yolla üstüne gidersiniz."I am going to try to fix it" and if that doesn't work you come at it another way.
"Ya işe yaramadığı kanıtlanmış,"Has either not been proved to work,
Aşırı agresif olmayın, işe yaramıyor.Don't be too aggressive, it doesn't work.
O da Sigfrid'in bir işe yaramadığını ve çalışması gerektiğini düşünüyor.He too thinks Sigfrid is a good-for-nothing and needs to work.
Sigfrid'le evlendi, o işe yaramazla.She married Sigfrid, that good-for-nothing.
Ben işe yaramazım, ne yapmam gerek?What do I have to do?
Fakat hiçbiri işe yaramadı.But none of them worked.
Ve bence onda hiç işe yaramayacak bir sürü şey vardı.And, you know, they had lots, just lots of stuff in there that you didn't need, I thought.
Bir aşı süper olabilirdi, ama henüz işe yaramıyorlar.A vaccine would be a terrific thing, only they don't work yet.
Umarım bu işinize yaramıştır.Anyway, hopefully you found that useful.
Bu işe yaramaz kiIt won't work, he isn't that dumb
Hiç işe yaramıyor.It never works.
Size bir uyari: bu ise yaramayabilir.Warning: that may not work.
-- Yani, işe yaramasını istedik.-- I mean, we wanted it to work.
Bazı şeyler işe yaradı, bazıları yaramadı.Some things worked, some things didn't.
Ve tüm denklemler işe yaramaz hale geliyor.And all the equations break down.
Ama bu işe yaramayacak.But this is not going to work.
"Şimdi görürsün, yaramaz seni!" asıl cevaptı."Now you'll get it, you rascal!" was the response.
Biraz TV biraz DVD olan pek de işe yaramayan bir alettir.It's probably a bit of a crap telly and a bit rubbish as a DVD player."
Bunun dışında başka hiç bir şey işe yaramayacaktır.Anything else other than that will not work.
Ortada kaynak yoksa, nasıl bir plan yaparsanız yapın o plan işe yaramayacaktır.Without resources, whatever planning you do, if you don't have the resources, is invalidated.
Biliyorsunuz ki bu işe yaramıyor.You know, it doesn't work.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod