Bu mümkün değil. İşe yaramaz.It's not possible -- it doesn't work.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.So, how we eradicated smallpox was -- max vaccination wouldn't work.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circumstances?
Bu yöntemin işe yaraması için kilit nokta, insanlar arası bir etkileşimin var olması gerekir.The key thing is that for it to work, there has to be interpersonal influence.
İşe yaramıyor.This isn't going to work.
İş? Biz işe yaramaz.We don't work.
"Efendim?" İşe yaramaz."Sir?" "It won't work.
Garip bir şekilde bu da işe yaramıyor.Somehow this isn't working.
Benim yüzümden kendini işe yaramaz hissetmesini istemem.I don't want him to feel awkward because of me.
İşte burda rakkamlar işe yaramaya başlıyorThis is where these numbers are valuable.
Yani kendimi işe yaramaz hissediyorum.I mean, I feel useless.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.I felt that the rules of the game we play by were obsolete and insufficient.
İşe yaramaz hale gelir ve çoğunluk ayaklanır.It doesn't work anymore; they invade.
Umarım bu modül işe yaramaıştır. -(there you go) So hopefully that, that gives you enough t-t-to work your way through this module.
Gayet tatlı ve lezzetli, ama aslında bir boka yaramaz.He's hot and sweet, but essentially useless.
Hayatının bir işe yaramasını istiyordu ve bana basit bir soru sordu.And she wanted to make something of her life, and she asked me a simple little question.
Bu asla işe yaramaz!It never works!
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Tell those brats of yours not to kick my door when they go past
Yaramaz bacaksızlar !So annoying!
Büyük sözler veriyoruz. Dünyayı değiştireceğimize inanmaya çağırıyoruz. Belli ki işe yaramıyor.We promise something great, we evangelize it, we're going to change the world.
Tüm dünyada, erkek çocukları, yaramazlıkları için daha sık cezalandırılırlar.Little boys world-wide are punished more frequently, for, transgressions.
Bu bir miktar kamu yaramazlığıdır.It's a piece of public mischief.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.You can't just expect it to work.
Bu şeylerin işe yaraması ve gerçek dünyayı değiştirmesi beni tatmin ediyor.I get satisfaction out of seeing stuff that makes real change in the real world.
Alışkanlığınız olan tepki kalıplarınız işe yaramıyor.Your habitual response patterns don't work.
Bu pek işe yaramıyor!That's not doing much good.
Ben olmadan söylerseniz kendimi normalde hissettiğimden daha da işe yaramaz hissedeceğim.If you do it without me I feel even more redundant than I already feel.
İşe yaramaz bir sistem.It's a crap system.
"A.B.D.'de FedEx için bu işe yarayabilir, ama Bulgaristan için işe yaramaz."Gee, that can work for FedEx out there in the United States, but it can't work in Bulgaria.
Yusufçukların ayakları olmasına rağmen yürüyemediğini bunların sadece konmaya yaramasına ne demeli?And did you know while dragon flies have legs, they cannot walk, only land.
Bu yaptığımız 55 yıldır işe yaramıyor.Let's see. This stuff hasn't worked for 55 years.
Doğrusunu isterseniz, bir kısmı işe yaramayacak.And here's the rub. Some of it's not going to work.
İnsanlar bana gelip; "O sözleşmeli okulların çoğu hiçbir işe yaramıyor." diyor.You know, people tell me, "Yeah, those charter schools, a lot of them don't work."
Evet, çoğu işe yaramıyor.A lot of them don't.
Onlar hukumeti degistirdiler, ve bu ise yaramadi.They changed the government, and it didn't work.
Hedef eğrilerimizi tutturup işe yarayıp yaramadığını görürsek her sene bunu tekrarlayabiliriz.If it works well, we might even do it anually, just to keep the head of the curve.
Her gece, yaramaz çocuklarmışız gibi bizi yatağa gönderiyor.Every night he sends us off to bed like naughty children.
Eğer işe yaramadılarsa alternatif çözüm yolları aramalıyız.If they have not worked, we have to look for alternative solutions.
Bunun işe yaraması için, süreç sürdürülebilir olmalı.For this to work, this progress must be sustainable.
İşe yarayıp yaramadığını görmek için diş etlerini kürdanla uyarmışlar. Hayır.They stimulated her gums with a toothpick, to see if that was doing it.
Hiçbiri işe yaramıyordu.Nothing seemed to help.
Yaramaz Çocuk...Feisty boy...
Bana o an için bildiğim bütün bu bilgiler işe yaramaz oldu.All my knowledge was useless to me at that moment.
Ama pek çok görevde işe yaramıyor veya zararlı oluyor.But for a lot of tasks, they actually either don't work or, often, they do harm.
Bunun işe yaramayacağını anladım.So, I realized that was completely not going to work.
Görüyorsunuz, bu yaptığı işe yaramıyor.You see, it wasn't working very well.
Yaramazlık için bir yer midir yoksa güvenli bir şekilde agresif olunan yer midir?Is it a place for naughtiness and is it a place to be safely aggressive?
Bir işi yaramayacaktır.It won't make a dent.
Bu yöntem işe yaramıyordu.That wasn't going to work.
Bu formül iki boyutlu düzlemde işe yaramıştı.This worked well in R2.
Yani, Noel Baba yaramaz veya uslu olup olmadığını bilir ama değil mi?"I mean, Santa Claus knows if you're naughty or nice, right?"
- Göklerdeki Babamýz, adýn kutsal.. - Mucizelerin iţe yaramýyor.Nette, você não vê? Ele está tentando salvar a pele...
Ve bu ilkelerin işe yaramayan kurumlarda kullanılmadığı anlaşıldı.I'm moving very quickly over a number of disciplines.
Ve sonra, tüm bilgi eve geldiğinde, ne oldu bilin: hiçbir işe yaramadı.And when all the data finally came home, guess what: completely ineffective.
Güvenlik tiyatrolarına işe yaramadığı kesin olduğunda maruz kalırız.Security theater's exposed when it's obvious that it's not working properly.
Pekin'deki SARS salgınında işe yaramıştı.During the SARS epidemic in Beijing quarantine did seem to help.
Hangi maske işe yarar, hangisi yaramaz?What mask works, what mask doesn't work.
Matematik hesabını yapın, asla işe yaramayacak.Do the math -- it will never work.
O serserinin bana verdiği kartvizit hiç işe yaramadı.The business cards given by that rude bastard were of no help at all.
Babam sürekli beni ders çalışmaya motive etti, ama bu bir işe yaramadı.My father tried very hard to motivate me into studying, but it didn't work.