Bu senin işine yaramayabilir.This may not work for you.
Bu sende işe yaramayabilir.This may not work for you.
Bende o şekilde işe yaramıyor.It doesn't work that way for me.
Herkeste işe yaramaz.It doesn't work for everyone.
Herkeste işe yaramıyor.It doesn't work for everyone.
İşe yaramasının tek yolu bu.That's the only way it'll work.
Bu işe yaramazsa bana alo de.If that doesn't work, call me.
İşe yaramayabilir.It may not work.
Çöpe attıklarım artık işe yaramayacak şeyler.The things that I put in the trash can aren't useful anymore.
Bu bir naneye yaramayacaktır.That might not do a lick of good.
İşe yarayıp yaramadığını neden görmüyoruz?Why don't we see if it works?
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.He commanded her to stay, but that didn't work, either.
Beş veya yedi bit genellikle teleprinterlar gibi nispeten daha eski cihazlar ile işe yaramaktadır.5 or 7 bits generally only make sense with older equipment such as teleprinters.
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Morley told The Age that he was a naughty student and did not take things seriously.
Yaramış, Van ilinin Gürpınar ilçesine bağlı bir mahalledir.With its rich volcanic soil, the city is well known for its gardens.
Henüz yaram iyileşmedi.This wound never healed.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)("我に追いつくグラマンなし").
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.However, all attempts to revive KEP were unsuccessful.
Yalnızca ablası ve öğretmeni onun yaramazlıklarına anlayışla yaklaşır.Only his family and apprentices know the truth.
Yaramaz tavşanın.Sotkamon kunta.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Both were vain and would argue as to which was the most beautiful.
Genç adamı vazgeçirmek için Atia'yı araya sokmuş ama işe yaramamıştır.He enlisted Atia to try her hand at convincing the young man to decline, but it was no use.
Kahrolası işe yaramaz araba!Goddamn useless car!
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.His father stood firmly against his son being sacrificed to the idols.
Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz?And if there is no help for it, What use is there in being glum?
Bu yollar işe yaramaz.This route is not accessible.
Bu yöntem az talep edilen ürünler için de işe yaramamaktadır.This procedure is also used to drop unwanted items.
Kendisi de Yeniçeri Ocağı'nın artık ise yaramaz hale geldiği, hatta zararlı olduğu kanaatinde idi.He faced a court-martial for the loss of Speedy, but was honourably acquitted.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.It opens the mouth of a cave in which forty thieves have hidden a treasure.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.This survival tactic rarely works.
Bu adamlar 'yaramaz' ise yaramazdır.Bad guys are harmless in this state.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.It is useless with such people to be passive, and it is useless to avoid the issue.
İlaç tam olarak işe yaramamaktadır.However, using the medication alone is not effective.
Bestelerinin işe yaramaz olduğunu düşünmüş ama öğretmenlikle yararlı olabileceğine inanmıştı.He was unusual in believing that his teaching would be useful to women as well as men.
Ulemanın dağılması için heyet gönderilip uzlaşılmak istendiyse de bu hiçbir işe yaramadı.And if some were envious and sought to discredit his achievements, he did not reciprocate.
Bob Orton, Randy'e yardım etmek istedi ama bu işe yaramadı.Jack Riley, an old friend, tried to help Hanrahan, but was unsuccessful.
Gabe ve Pj'in yaramazlıkları onu oldukça bunaltır.Her friends and workmates at the ABC will miss her greatly.
Fakat tedavi işe yaramadı.But nothing works to cure him.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Q powerlessly watches as his wife and son are taken in, and is only barely able to escape.
Ardından yaramazlığından veya rüzgardan dolayı yere düşmüştür.Weakening ensued thereafter due to increased wind shear.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.He often mistakes things for something else.
Ablalar Yaramazlık Yapar mı?Are Mob Hits Bad for Business?
Bu taktik işe yaramadı.However, the tactic did not work.
"Hoca değişikliği yaramıyor"."CAR WEIGHTS DO NOT CHANGE".
Fakat bu işe yaramadı.But that did not work.
Harften sonra boşluk bırakılırsa işe yaramaz.If the loops become loose at all the knot will not work.
Pers saldırıları savunma hattını yaramadı.The offensive efforts of the team did not match the defensive threat.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.These prosthetics have been very successful.
İkincisi, bir iki enjeksiyon (iğne) ile işe yaramalıdır.The usual treatment is one or two injections.
Diri diri gömülmüştür ve aldığı önlemlerin hiçbiri işe yaramaz.He presumes he has been buried alive, and all his precautions were to no avail.
Ancak buda işe yaramadı.The gambit did not work.
Bu olay Grove Street Families'e yaramıştır.This created great difficulties for Norwegian street workers.
Küçük kurabiyenin içinde Godiva çikolata parçaları var diyebilirsiniz, ama işe yaramaz.You can say the small cookie has Godiva chocolate bits in it, but it doesn't work.
Yani bu da işe yaramadı.So, that did not work either.
Uyum sağlamak istiyordum, işe yaramıyordu.And I started feeling, I want to fit in, this is not working out.
"Birkaç hafta önce hiçbir yöntemin bu hastada işe yaramadığına karar verdiniz."You decided a few weeks ago that nothing is working for this patient.
Bütün ilaçları denediniz. Hiçbiri işe yaramadı.All these medications, nothing seems to be working.
Sen hiçbir işe yaramazsın!You're good for nothing! What are you drawing?
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!I don't know! His body build is completely useless!
"Pes ediyoruz, fizik işe yaramıyor" dediğimiz zaman."Look, we give up. Physics doesn't work."