Sen tamamen işe yaramazsın.You're completely useless.
Bunun işe yaramayacağını biliyoruz.We know it's not going to work.
Neyin işe yarayacağını ve neyin yaramayacağını görmek zorundayız.We have to see what works and what doesn't.
Bunun neden işe yaramadığını bilmiyorum.I don't know why it didn't work.
Çocuklarına işe yaramaz şeyler öğretme.Don't teach your kids useless stuff.
Bunun işe yaramadığını söyleyelim.Let's just say it didn't work.
Bu açıkçası işe yaramıyor.This obviously isn't working.
Gerçekten hiçbir şey işe yaramadı.Nothing really worked.
Tom böyle bir yaramaz.Tom is such a scalawag.
Tom yaramaz bir çocuk.Tom is a naughty boy.
Yaramaz çocuklar arkadaşına kızın saçını çekmesi için gaz veriyorlar.The naughty boys kept egging on their friend to pull the girl's hair.
Komünizm pratikte hiç işe yaramadı.Communism has never worked in practice.
Pahalı cilt kremleri ucuz olanlardan daha iyi işe yaramazlar.Expensive skin creams don't work better than inexpensive ones.
Onun reformları işe yaramadı ve ofiste herkes stresden şişmanlıyor.Her reforms didn't work and everyone in the office is getting fat from the stress.
Tom genellikle bu durumlarda işe yaramaz.Tom is usually useless in these situations.
Gerçekten işe yaramazsın.You're really useless.
Noel Baba yaramaz çocuklara hediye getirmez.Santa Claus doesn't bring presents to naughty children.
O işe yaramadı, değil mi?It didn't work out, did it?
CD bozuk. İşe yaramaz.The CD is broken. It's useless.
Bu işe yaramazsa, başka bir şey deneyin.If that doesn't work, try something else.
İlacın işe yaraması ne kadar sürer?How long will it take for the medicine to work?
Onun işe yaramayacağına oldukça eminim.I'm pretty sure that it won't work.
Onun işe yaramayacağını sanıyorum.I think that that won't work.
Ben yaramazdım.I was naughty.
Yaramazlık ettiklerinde çocuklarını nasıl cezalandırıyorsun?How do you punish your children when they misbehave?
Bu plan işe yaramayacak.This plan won't work.
Kurtulmamız gereken bir sürü işe yaramaz döküntümüz var.We've got a bunch of useless junk we should get rid of.
Artık yaramaz hissediyorum.I'm feeling naughty now.
Onunla tartışmak işe yaramaz.It's no use arguing with her.
Noel Baba'nın yaramaz listesinde olmak istemezsin.You don't want to be on Santa Claus' naughty list.
Bu kitabı kullanmak hiç işe yaramaz.Using this book doesn't work at all.
Bu benim için bir işe yaramaz.It's of no use to me.
Stratejimiz işe yaramıyor.Our strategy isn't working.
Sen yaramaz bir çocuktun.You've been a naughty boy.
Onun işe yaramayacağını biliyorum.I know that won't work.
Tom bazen yaramaz.Tom is sometimes naughty.
Tom çok yaramaz.Tom is very mischievous.
Tom yaramaz olduğunu itiraf etti.Tom admitted that he'd been naughty.
Bence bu işe yaramayacak.I think that won't help.
Tom'la konuşmak işe yaramaz.Talking to Tom won't help.
Tom yaramazdı ama Mary değildi.Tom was mischievous, but Mary wasn't.
Çok yaramazlık yaptığımı itiraf ediyorum.I admit that I've been naughty.
Sami o numarayı geri aramaya çalıştı ama işe yaramadı.Sami tried to call that number back but it didn't work.
Bence işe yaramayacak.I think it won't work.
Sanırım işe yaramayacak.I think it won't work.
Yaptığın şey işe yaramıyor.What you're doing isn't helping.
Tom'un işe yaramaz olduğunu biliyorum.I know that Tom is through.
Tom işe yaramayan şeylerden sanat üretiyor.Tom makes art out of otherwise useless things.
Tom planımın işe yaramayacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought my plan wouldn't work.
Tom bunun işe yaramayacağını biliyor.Tom knows this won't work.
Şimdi yaptığın şey işe yaramıyor.What you're doing now isn't helping.
Erkek arkadaşım işe yaramazın teki.My boyfriend is useless.
Ya Tom'un planı işe yaramazsa?What if Tom's plan doesn't work?
O, yaramazlık yapmaktan hoşlanır.He likes mischief.
Bazı kripto paralar bir boka yaramaz, elde patlar.Some cryptocurrencies are shitcoins.
Birkaç şey denedik, ama bir işe yaramadı.We tried several things, but nothing worked.
O yöntem işe yaramadı.That method didn't work.
Önerisi hiç işe yaramadı.Her advice didn't help at all.
Bu yüzük hiçbir işe yaramaz.This ring is of no use.
Bu artık işe yaramayacak.That'll no longer work.