Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum.I don't know if it's going to work.
Denemek işe yaramaz.It's useless to try.
O bağlantı beni web sitenize götürürdü ama artık işe yaramıyor.That link used to take me to your website, but it doesn't work anymore.
Bu tam olarak işe yaramıyor.This isn't exactly helping.
Bu şekilde işe yaramıyor, Tom.It doesn't work that way, Tom.
Ben bunun işe yaramamasından korkuyorum.I'm afraid this isn't working out.
Bu işe yaramadı.This didn't work.
Hiç işe yaramadı.It didn't work at all.
O işe yaramazdı.It was useless.
Bu tamamen işe yaramaz.It's perfectly useless.
Şimdi özür dilemen işe yaramaz.It won't do any good to apologize now.
Şimdi Tom'la konuşman bir işe yaramayacak.It won't do any good to talk to Tom now.
Ben bunu zaten denedim. İşe yaramıyor.I have tried it already. It doesn't work.
Bu internet sitesi işe yaramaz.This website is useless.
Hatta denemek bile işe yaramaz.It's useless to even try.
Yaramazlık etmeyin.Don't misbehave.
Erkekler çok işe yaramaz.Men are so useless.
Bu kitap kesinlikle işe yaramaz.This book is absolutely useless.
Tom sadece bir tembel işe yaramaz.Tom is just a lazy good-for-nothing.
Dan'ın psikolojik savaş teknikleri Linda ile işe yaramadı.Dan's psychological warfare techniques never worked with Linda.
Bu çok işe yaramalı.This should come in very handy.
O da işe yaramayacak.That's not going to work either.
Neden bu ilacı birkaç gün almıyorsun ve İşe yarayıp yaramadığını görelim.Why don't you take this medicine for a few days and let's see if it works?
Bağırdığın zaman işe yaramazsa daha yüksek sesle bağır!When yelling doesn't work, yell louder!
Tom'un kırık sandalyeyi tamir etme fikri işe yaramadı.Tom's idea on how to fix the broken chair didn't work.
Bu plan işe yaramazsa, başka bir şey denememiz gerekecek.If this plan doesn't work, we'll have to try something else.
Bu artık işe yaramıyor.This doesn't work anymore.
Yaptırımların işe yarayıp yaramayacağından şüpheliyim.I doubt if sanctions will work.
Tom'un önerdiği şey muhtemelen işe yaramayacak.What Tom has suggested probably won't work.
Bu strateji işe yaramadı.That strategy hasn't worked.
Planınız işe yaramayacak.Your plan won't work.
Planın işe yaramayacak.Your plan won't work.
Her zaman korkan insanların işe yaramaz olduğunu düşünüyorum.I think people who are always afraid are useless.
Ben işe yaramaz mıyım?Am I useless?
Bunun işe yaramayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure it just wouldn't work.
Eğer bunu bir ritmle yapmazsan işe yaramaz!It's useless if you don't do it with rhythm!
O zamazingo işe yaramaz.That thingamajig does not work.
O zımbırtı işe yaramaz.That thingamajig does not work.
O işe yaramayacak, bana güven.That won't work, trust me.
Onun büyükbabası ona "Tom, sen hiçbir işe yaramazsın" derdi.His grandfather used to say to him: "Tom, you're good for nothing."
Sorunu çözmeye çalışma tarzımız bir işe yaramadı.The way we tried to solve the problem didn't work.
Bazı şeyler işe yaramadı.Some things didn't work out.
O strateji belli ki işe yaramadı.That strategy obviously didn't work.
O, hükümetin bölük pörçük çözümünün işe yaramayacağını söyledi.He said that the piecemeal solution of the government will not work.
Bu dolma kalem işe yaramaz.This pen doesn't work.
Bu plan asla işe yaramayacak.This plan will never work.
Denediğin her şey işe yaramaz.Not everything you try works.
Kendini gizlemen işe yaramaz.Hiding yourself won't help.
Yapmamızı önerdiğin şey işe yaramayacak.What you're suggesting we do won't work.
Yaramazlık yapmaya başlar başlamaz Noel Baba seni görmeye gelmeyecek.As soon as you start misbehaving, Father Christmas will not come to see you.
Tom'un planı işe yaramaz.Tom's plan won't work.
Tom'un planı işe yaramıyor.Tom's plan isn't working.
Her ikisi de sınıfta yaramazlık ettiği için müdürün odasına gönderildi.They both got sent to the principal's office for misbehaving in class.
Bunun işe yarayıp yaramadığını görelim.Let's see if it works.
Bunu sadece deneyelim ve işe yarayıp yaramadığını görelim.Let's just try it and see if it works.
Henüz işe yaramayacak kadar yaşlı değilim.I'm not over the hill yet.
Issız bir adada para işe yaramaz.Money is useless on a desert island.
Bunun işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum.I don't know whether it's going to work.
Onun işe yaramayacağını hepimiz biliyoruz.We all know it won't work.
O bu defa işe yaramalı.It should work this time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod