Bunun işe yaramayacağını anladım.Άρα κατάλαβα ότι αυτό δεν υπήρχε περίπτωση να λειτουργήσει.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Стана ми ясно, че така няма да се получи.
Bunun işe yaramayacağını anladım.אז הבנתי שזה לגמרי לא הולך לעבוד.
Bunun işe yaramayacağını anladım.لذلك ، كنت أدرك تماما أن هذا لن يجدي نفعا
Bunun işe yaramayacağını anladım.そこで医者である友達のところへ行って
Bunun işe yarayıp yaramayacağını öğrenmemize yardım edebilirsiniz.Můžete pomoci objasnit takovéto otázky.
Bunun işe yarayıp yaramayacağını öğrenmemize yardım edebilirsiniz.Podés ayudar a descubrirlo
Bunun işe yarayıp yaramayacağını öğrenmemize yardım edebilirsiniz.Vielleicht, wenn Du im Mathe-Unterricht rumkrizelst
Bunun işe yarayıp yaramayacağını öğrenmemize yardım edebilirsiniz.Можеш да ни помогнеш да ги открием.
Bunun üzerine Perata gittim, gizlediğim yeri kazıp kuşağı aldım. Ancak kuşak çürümüştü, hiçbir işe yaramazdı.내가 유브라데로 가서 그 감추었던 곳을 파고 띠를 취하니 띠가 썩어서 쓸데 없이 되었더라
Bunun üzerine Perata gittim, gizlediğim yeri kazıp kuşağı aldım. Ancak kuşak çürümüştü, hiçbir işe yaramazdı.ואלך פרתה ואחפר ואקח את האזור מן המקום אשר טמנתיו שמה והנה נשחת האזור לא יצלח לכל׃
Bunun üzerine Perata gittim, gizlediğim yeri kazıp kuşağı aldım. Ancak kuşak çürümüştü, hiçbir işe yaramazdı.فانطلقت الى الفرات وحفرت واخذت المنطقة من الموضع الذي طمرتها فيه. واذا بالمنطقة قد فسدت لا تصلح لشيء.
Bunun üzerine Perata gittim, gizlediğim yeri kazıp kuşağı aldım. Ancak kuşak çürümüştü, hiçbir işe yaramazdı.我 就 往 伯 拉 河 去 、 將 腰 帶 從 我 所 藏 的 地 方 刨 出 來 . 見 腰 帶 已 經 變 壞 、 毫 無 用 了
Bunun üzerine Perata gittim, gizlediğim yeri kazıp kuşağı aldım. Ancak kuşak çürümüştü, hiçbir işe yaramazdı.我 就 往 伯拉河去 、 將腰帶從 我 所 藏 的 地方 刨出來.見腰帶 已 經變壞 、 毫無 用了
Bunu yapmayı sürdüremeyiz. Biliyorsunuz ki bu işe yaramıyor.Não podemos continuar a fazer isso.
Bunu yapmayı sürdüremeyiz. Biliyorsunuz ki bu işe yaramıyor.Nie możemy tego ciągnąć, nie tędy droga.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.A legtöbb kutatás, amin ezek a tanácsok alapulnak, használhatatlanok.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.A maioria dos estudos, em que se baseiam estes conselhos, são inúteis.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Die meisten Studien über Kindererziehung, auf denen diese Ratschläge aufbauen, sind nutzlos.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Hầu hết các nghiên cứu về nuôi dạy con cái dựa trên lời khuyên này là vô ích.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.이런 조언을 바탕으로 한 육아에 대한 연구들은 대부분 쓸모가 없습니다. 쓸모가 없는 이유는 유전율을
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.La plupart des études sur l'éducation sur lesquelles se basent ces conseils sont inutiles.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Majoritatea studiilor cu privire la creşterea copiilor care stau la baza acestor sfaturi sunt inutile.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Väčšina štúdií, na ktorých sú takéto rady založené, sú zbytočné.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Większość tych rad jest oparta na bezwartościowych badaniach.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Οι περισσότερες μελέτες της γονικής διαπαιδαγώγησης στις οποίες βασίζεται η εν λόγω συμβουλή είναι άχρηστες.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Большинство исследований воспитания, на которых основываются эти советы, абсолютно бесполезны.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.Повечето проучвания на родителството, върху които се основават тези съвети, са безполезни.
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.רוב מחקרי ההורות עליהם מבוססות העצות האלה הם חסרי ערך. הם חסרי ערך משום שהם לא מנטרלים
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.معظم دراسات التربية التى تستند عليها هذه المشورة هى عديمة الفائدة. هى عديمة الفائدة لأنها لا تتحكم
Bu öğütlerin dayandığı, ebeveynlikle ilgili çalışmaların çoğu işe yaramaz.役に立ちません なぜなら 遺伝を考慮していないからです
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.4시 출발이라는 정보는 중요하지 않네요
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Ancora non so se questo 4 e' utile.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Às 6:00 h, ela chega. Chegamos lá.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Aún no sé si lo de que sale a las 4 será útil o no.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Azt nem tudom még hogy ez a 4 óra hasznos lehet-e.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Neviem či tých 4:00 ešte k niečomu bude.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Nevím, zda těchhle 4:00 ještě k něčemu je.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Nie wiem czy ta 4 godzina jest jeszcze użyteczna.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Vi ved ikke, om vi skal bruge oplysningen om, at hun starter klokken 4.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Още не знам дали 4 часа е полезно да се използва.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.Я до сих пор не понимаю, пригодятся ли нам те 4 часа.
Bu saat 4'ün işe yarayıp yaramayacaığını şimdilik bilmiyorum.夫は、ここに着きます。
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!Dziś rano było tu kilku miejscowych, którzy nam pomagali, ale okazali się bezużyteczni.
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!Her til morgen var der nogle lokale alkymister, - - som hjalp os med arbejdet, men de var ubrugelige.
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!I morse ville några alkemister härifrån hjälpa oss att städa upp. Men de var helt värdelösa.
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!Stamattina sono venuti degli alchimisti del posto, per aiutarci a riparare, ma si sono rivelati inutili.
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!Täällä oli aamulla alkemisteja auttamassa korjaustöissä- -mutta heistä ei ollut hyötyä.
Bu sabah bazı yerel simyacılar... tamir işlerinde bize yardım etti, ama hiçbir işe yaramadılar!Σήμερα το πρωί, κάποιοι ντόπιοι αλχημιστές μας βοηθούσαν με τις επισκευές, αλλά τελικά ήταν άχρηστοι!
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Anda tidak bisa cuma berharap ini akan berhasil.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Anh không thể chỉ kì vọng điều đó được thực hiện.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Du kan inte bara förvänta dig att det ska funka.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Du kannst nicht erwarten, dass es einfach funktioniert.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz. Gidip daha fazla çalışmalısın."아무것도 하지 않고 이뤄지길 바라면 안됩니다. 나가서 행동으로 옮겨야합니다."
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz. Gidip daha fazla çalışmalısın."Не чекайте, що ситуація зміниться сама по собі.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz. Gidip daha fazla çalışmalısın."אתה לא יכול לצפות שזה יעבוד. אתה חייב לצאת ולעבוד."
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz. Gidip daha fazla çalışmalısın."لا يمكنك فقط أن تتوقع منها أن تنجح بمفردها. عليك أن تنطلق وتعمل بجد "
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz. Gidip daha fazla çalışmalısın."私たちはそれを実行し 多くの地域を訪れ
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Je kunt niet verwachten dat het zomaar zal werken.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.Não pode ficar à espera que funcione.