Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Kenyataannya, tidak ada yang berhasil.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.실제로는, 이 중 어떤 메세지도 효과가 없었어요.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Maar geen enkel werkte.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Na realidade, nenhuma destas mensagens funcionou.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Nhưng thực tế, không có thông điệp nào trong số trên mang lại hiệu quả.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Pero de hecho, ninguno de estos mensajes funcionó.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Ve skutečnosti ani jedno sdělení nezabralo.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.W rzeczywistości żadna z nich nie zadziałała.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Στην ουσία κανένα απ' αυτά τα μηνύματα δεν είχε αποτέλεσμα.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.В действителност, никое съобщение не подействало.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.На самом же деле не сработало ни одно из этих посланий.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.Насправді, жоден заклик не спрацював.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.אבל האמת, אף אחד מהם לא עבד.
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.في الحقيقة، و لم تنجح أي واحدة من هذه الرسائل
Aslında, bu mesajların hiçbiri işe yaramadı.エネルギー消費に全く影響がなかったのです
Asya'daki konumlarına adapte olmaları gerektiğinde Avusturalyalıların işine yaramıyor.Australiczykom w przystosowaniu do nowej sytuacji w Azji.
Asya'daki konumlarına adapte olmaları gerektiğinde Avusturalyalıların işine yaramıyor.Australiern eher wenig bei der nötigen Anpassung an ihre Situation in Asien.
Asya'daki konumlarına adapte olmaları gerektiğinde Avusturalyalıların işine yaramıyor.les sirve de poco a los australianos para adaptarse a su situación en Asia.
Asya'daki konumlarına adapte olmaları gerektiğinde Avusturalyalıların işine yaramıyor.מפריעה לצורך של האוסטרלים להסתגל למעמדם באסיה.
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Avocatul meu a spus, "Nu, nici o şansă să meargă."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Il mio avvocato mi disse: "Nah, non può funzionare."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.제 변호사는 말했습니다."아, 그런 행동이 도움되진 않을겁니다."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Luật sư của tôi nói: "Nah, không có chuyện đó xảy ra đâu."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Meine Anwalt meinte: "Das funktioniert nicht."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mi abogado dijo: "No, no es posible que funcione".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mijn advocaat zei: "Nah, geen kans dat je daarmee wegkomt."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Min sagfører sagde, "Nææ, der er ingen chance for at det vil virke."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mój adwokat: "Nie ma szans, żeby to przeszło."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mon avocat a dit, " Nan, aucune chance que ça marche ".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Můj právník řekl: "Kdepak. To neprojde."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.O meu advogado disse, "Nah, não há hipótese de isso resultar."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Ο δικηγόρος μου είπε, "μπα, καμία πιθανότητα να δεχθούν."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Адвокатът ми каза: "Не, няма шанс това да проработи."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Мій адвокат сказав: "Ні, так не пройде".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Мой адвокат сказал: "Нет, это не пройдёт".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.עורך הדין שלי אמר, "לא, אין סיכוי שזה יעבוד."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.فقال محامي، "لا، ليست هناك أي فرصة لجعل ذلك يعمل."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.ちゃんと署名されて戻ってきました
Avusturalyalıların işine yaramıyor.자신들이 아시아에 속해있는 상황에 적응하는 것을 어렵게 하고 있죠.
Avusturalyalıların işine yaramıyor.la situaţia din Asia.
Avusturalyalıların işine yaramıyor.مع موقفهم من اسيا. لذلك إنه أمر صعب للغاية
Avusturalyalıların işine yaramıyor.力の源でもある場合
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.A byly, stejně jako tenhle kus, naprosto bezcenné.
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.É exatamente como este, sem a mínima utilidade, onde, alegadamente, trabalhava por
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.Este exact ca acesta, complet fără valoare, care chipurile funcționează prin
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.Jest dokładnie jak to, kompletnie bezużyteczne, i rzekomo działało na zasadzie
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.이거랑 꼭 같이 생긴 것이 말이죠. 전혀 쓸모없죠.
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.Nó y hệt cái này, hoàn toàn vô giá trị,
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.Ook volledig waardeloos.
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.הוא בדיוק כמו המתקן הזה - חסר ערך לחלוטין,
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.مجرد قطعة كهذه، لا قيمة لها تماما
Aynı buna benziyor, tamamen değersiz, işe yaramaz bir alet.静電気磁性イオン吸着の原理で
Aynı hileler artık işe yaramaz.Los trucos que tenemos dejarán de funcionar.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Os mesmos truques já não resultam.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Questi trucchi ormai non funzionano più.
Aynı hileler artık işe yaramaz.-Samat temput eivät enää toimi.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Ta sztuczka już się nie uda.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Vi kan ikke fortsætte med den taktik.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Vi kan inte köra samma trick.
Aynı hileler artık işe yaramaz.Δεν θα πιάσουν πια τα ίδια κόλπα.