O, yaramaz bir çocuktur.He is a naughty boy.
Bu çocuk olacağını düşündüğümüz kadar yaramaz değil.That boy isn't as mischievous as we thought he would be.
Bu bütünüyle işe yaramaz.This is totally worthless.
Her çocuk zaman zaman yaramazlık yapar.Every child misbehaves from time to time.
Fransızcada işe yaramam.I'm useless at French.
Yaramaz çocuklara tahammül edemiyorum.I cannot tolerate naughty children.
Bu, işe yaramaz.This doesn't work!
İşe yaramaz.It doesn't work.
Çocukken yaramazdı.He was naughty when he was a boy.
O küçük bir çocukken yaramazdı.He was naughty when he was a boy.
Bilgisayarınıza bağırmak işe yaramaz.Shouting at your computer will not help.
Bunun işe yaramayacağını sana söyledim.I told you it wouldn't work.
Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.A sharp knife is nothing without a sharp eye.
İlaç işe yaramıyorsa belki dozajı yükseltmeliyiz.If the medicine isn't working, maybe we should up the dosage.
İtalyan televizyonu işe yaramaz.Italian television is useless.
İnan bana, o özür işe yaramayacak.Believe me, that excuse ain't gonna fly.
Çabalarımın işe yarayıp yaramayacağını merak ediyorum.I wonder if my efforts will pay off.
Neyin işe yaradığını ve neyin işe yaramadığını çözmemiz gerekiyor.We need to figure out what works and what doesn't work.
Ağız yaram ağrıyor, bu yüzden gerçekten yemek yiyemiyorum.My canker hurts, so I can't really eat.
Tom planın işe yaramayacağını hissetti.Tom had a feeling that the plan wouldn't work.
Kızartılmış yiyecek bana yaramıyor.Fried food does not agree with me.
Elimizden geleni yapmamıza rağmen, işe yaramadı.Even though we tried our best, it was useless.
Havlu oldukça işe yaramazdı.The towel was quite useless.
Bunun işe yarayıp yaramayacağından ben bile emin değilim.I'm not even sure if that would help or not.
Tom oldukça yaramaz bir çocuktur.Tom is quite a mischievous child.
İlacın işe yarayıp yaramayacağı belirsizdir.Whether the medicine will work or not is uncertain.
Yaramaz oğul, babasını sevdi.The mischievous son loved his dad.
Niçin işe yaramadı?Why didn't it work?
Kelimesi kelimesine çeviriler işe yaramaz.Literal translations don't work.
O işe yaramadı.It didn't work out.
Bu henüz işe yaramıyor.It doesn't work yet.
Biraz yaramazlık iyi bir şey olabilir.A little mischief can be a good thing.
Kocam işe yaramaz.My husband is useless.
Ben bu akşam erken saatlerde bana yaramayan bir şeyi yedim.I ate something earlier this evening that didn't agree with me.
Bunun işe yaramasını umalım.Let's hope it works.
İşe yaramadı.It didn't work.
Bu işe yaramaz.This is useless.
İşe yaramadığına inanamıyorum.I can't believe that didn't work.
O benim için işe yaramaz.That is useless to me.
Onun görüşü işe yaramaz.His opinion is worthless.
Onlar işe yaramaz.They're useless.
Bu işe yaramaz hale geldi.It became useless.
Bu işe yaramıyor.This isn't working.
Tom yaramaz.Tom is naughty.
Onlar şu anda işe yaramaz.They're useless now.
Terapi işe yaramadı.Therapy didn't work.
Bu çocuk çok yaramaz.This child's very naughty.
O bir işe yaramadı.It didn't do any good.
Bu her zaman işe yaramaz.It doesn't always work.
O sadece işe yaramayacak.It just won't work.
Gene de işe yaramadı.It still doesn't work.
Pek işe yaramıyor.It doesn't work very well.
Bu benim için işe yaramaz.That won't work for me.
O, işe yaramayacak.That won't do any good.
Plan işe yaramayacak.The plan won't work.
Tom onun işe yaramayacağını biliyor.Tom knows that won't work.
Bizim planımız işe yaramadı.Our plan didn't work.
İşe yaramaz hissediyorum.I feel useless.
Onun işe yaramadığını sana söyledim.I told you it didn't work.
Ben onun işe yaramayacağını biliyordum.I knew it wouldn't work.