Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.It's useless to keep on thinking any more.
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Sen yaramazsın.You are naughty.
Çok yaramazsın.You are naughty.
Teklifiniz işe yaramaz.Your suggestion is of no practical use.
Korkarım planın işe yaramayacak.I'm afraid your plan will not work.
Süt bana yaramıyor.Milk does not agree with me.
Ağlamak işe yaramaz.Crying is of no avail.
Ne kadar yaramazsın! Beni rahatsız etmeyi kes!How naughty you are! Stop bothering me!
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.
Başkan Reagan'ın vergi programı işe yaramadı.President Reagan's tax program has not worked.
Fren işe yaramadı.The brake didn't work.
Görünüşe bakılırsa, onların eylemleri işe yaramadı.To all appearances, their actions haven't borne fruit.
Sen çok yaramazsın.That's very naughty of you.
O işe yaramaz.That won't work.
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
Sorunu daha fazla tartışmak işe yaramaz.It is useless to discuss the matter any further.
Plan işe yaramazsa ne olacak?What if the scheme doesn't work out?
Şu ayakkabılar tırmanma için işe yaramaz.Those shoes won't do for climbing.
Öyle yaramazlık etmemelisin.You must not misbehave so.
Veri tamamen işe yaramaz.The data was completely useless.
Yaramaz kız bir masum havası üstlendi.The naughty girl assumed an air of innocence.
Bunun işe yarayıp yaramayacağı şüpheli.It is doubtful whether this will work.
Bu metodun işe yarayıp yaramayacağı şüpheli.It is doubtful whether this method will work.
Bu alet hiçbir şeye yaramaz.This tool is good for nothing.
Buradaki iklim bana yaramıyor.The climate here does not agree with me.
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
Keşke böyle işe yaramaz bir şey almasaydım.I wish I had not bought such a useless thing.
O kitap işe yaramaz.That book is of no use.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
O çocuk yaramazlık doludur.That child is full of mischief.
Güveç bana yaramamış olmalı.The stew must have disagreed with me.
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.I tried twice, but neither try worked.
Yetim çocuklara yaramazlık yapmamaları söylendi.The orphan children were told to behave themselves.
Ağzımda bir yaram var.I have a ulcer in my mouth.
Dün gece yediğim istiridyeler bana yaramadı.Those oysters I ate last night didn't agree with me.
Kedi yavrusunun kuyruğunu çekmek Mary'nin yaramazlığıydı.It was naughty of Mary to pull the kitten's tail.
Planımız pratikte işe yaramadı.Our plan didn't work in practice.
Biz her akla uygun yöntemi denedik, ama kesinlikle hiçbir şey işe yaramıyor.We've tried every conceivable method, but absolutely nothing works.
Korkarım ki planınız işe yaramayacak.I am afraid your plan will not work.
Ben yaramaz bir çocuktum.I was a naughty boy.
Pratiği olmayan teori işe yaramaz.Theory without practice will be no use.
Yaram ağrıyor.I was aching from the injury.
Yemek ona yaramadı.The food disagreed with him.
Anne babalar, yaramazlık yaptıkları için çocuklarını cezalandırıyorlar.Parents punish their children for misbehavior.
Kim bana" bir boka yaramaz" diyor?Who calls me "good for nothing"?
Erkekler yaramazlığa düşkündür.Boys are fond of mischief.
Havadan şikâyet etmen bir işe yaramaz.It is no use complaining about the weather.
Sinirlenmeniz işe yaramaz.It doesn't pay to lose your temper.
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Kitapları neredeyse işe yaramaz.His books are almost useless.
O sınıfındaki herhangi bir erkek çocuğu kadar yaramazdı.He was as mischievous as any boy in the class.
O bütün çabalarını işe yaramaz buldu.He found all his efforts of no avail.
Küçük bir çocukken çok yaramazdı.He was very naughty when he was a little boy.
O, çocukluğunda çok yaramazdı.He was very naughty in his boyhood.
Onun şakaları işe yaramadı.Her jokes fell flat.
O, yaramaz çocuğa sinirlendi.She got angry with the naughty boy.
Sorun planın işe yarayıp yaramayacağıdır.The problem is whether the plan will work.
İşe yaramaz şeyi atın.Leave out anything that is useless.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod