Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Han tager sig af sin (aldrig set) far, som er invalid.
Fakat bu oyunu işe yaramadı ve eniştesi onu evinden attı.Den finte virkede dog ikke og han smed hende ud af sit hus.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Man skal føle dem, men ikke skamme sig over dem.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Den trak sig imidlertid tilbage, så den ikke kom i kamp.
Bir görüşe göre ters anlamlı RNA, RNA-RNA baz eşleşmesi yoluyla gen ifadesinin düzenlenmesine yaramaktadır.En mulighed er, at antisense-RNA er involveret i reguleringen af genudtryk gennem RNA-RNA-baseparring.
Bob Orton, Randy'e yardım etmek istedi ama bu işe yaramadı.Sherman forsøgte at udmanøvrere Johnston, men det mislykkedes.
Bestelerinin işe yaramaz olduğunu düşünmüş ama öğretmenlikle yararlı olabileceğine inanmıştı.Han følte at hvis han ikke kunne være kreativ, kunne han i det mindste undervise.
Bunun çok ayıp olduğunu, yapılamayacağımı söylesem de bir işe yaramadı.Det blev virkelig så slemt, at vi intet gjorde.
Aynı öğretme tekniklerinin Michelle üzerinde işe yaramadığını görünce çok şaşırdı.Til hans overraskelse virket ikke de samme undervisningsverktøyene på Michelle.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Synet som møtte dem var grusomt, nedbrente ruiner og knapt et eneste sted de kunne søke ly.
Fakat bu işe yaramadı.Men det var til ingen nytte.
Bu da diğer fırsatların işe yaramaz olduğu anlamına geliyor.Dette var fordi det nesten ikke var andre muligheter for jobb.
Tavşan yakalaması gereken Wallace Yaramaz Tavşana dönüşmüştür akşam.Da fikk Bruce et kall: Han skulle bli som en fryktinngytende flaggermus.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Falskneriet var meget dyktig utført.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.Para ilmuwan berpendapat bahwa menyemprotkan insektisida organofosfat atau piretroid tidak membantu.
İkincisi, bir iki enjeksiyon (iğne) ile işe yaramalıdır.Kedua, vaksin akan bekerja setelah satu atau dua injeksi (atau suntikan).
Gabe ve Pj'in yaramazlıkları onu oldukça bunaltır.Persahabatan Mezty dan PJ pun jadi berantakan.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.Tidak mungkin yang satu bekerja tanpa yang lain.
Bir görüşe göre ters anlamlı RNA, RNA-RNA baz eşleşmesi yoluyla gen ifadesinin düzenlenmesine yaramaktadır.RNA antisense diajukan terlibat dalam regulasi ekspresi gen melalui pemasangan basa RNA-RNA.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Tapi Dan tak berdaya untuk melawannya.
Üçüncü Haçlı seferinin amacı Kudüs Latin Krallığını kurtarmaktı ama bu sefer de işe yaramadı.Kemudian Tentara Salib mencoba mendukung Kerajaan Yerusalem dengan menyerang Mesir, tetapi tidak berhasil.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Taktik tersebut kadang terbukti efektif.
Fakat bu işe yaramadı.Namun hal itu tidak menolong.
Biraz çocukken yaramazdım da sonra akıllandım biliyorsunuz.Saat kecil ia dianggap sebagai anak yang sulit belajar.
Eğer bu işe yaramazsa 2. , 3. …şeklinde devam ederek sonuca ulaşılmaya çalışılır.Kalau tidak berhasil, pakai jurus yang kedua.
Thevenin teoremi bir devrenin maximum gücünü bulmaya da yaramaktadır.Teorema Thevenin adalah salah satu teorema yang berguna untuk analisis sirkuit listrik.
Loki - Düzenbaz, yaramazlık, sorun ve ateş tanrısı.Loki: Dewa api dan penipu, tukang pencari masalah.
"Çocukluk günlerim bilinen yaramazlıklar ve onların sonuçları ile geçti.Sejak kecil Ciputra sudah merasakan kesulitan dan kepahitan hidup.
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.Ông yêu cầu cô ở lại, nhưng chẳng hiệu quả gì.
Yaramaz tavşanın.Thằng thỏ đế.
Toplanan veriler işlenmemiş ve koordine edilmemiş unsurlardır, böyle olunca da fazla işe yaramazlar.Bản đồ họ có thì đã quá cũ và rất mờ mịt, do đó không có ích gì.
Tüm köpekler gibi içinde yumuşak bir yaramazlık vardır.Có bốn giống Sennenhund, tất cả đều là chó tam thể.
Yaramıyorsa yanlıştır.Nó sẽ không phát huy tác dụng.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Em thân mến, anh cóc cần.)
Henüz yaram iyileşmedi.Vết thương không bao giờ lành lại hoàn toàn.
Ama işe yaramadı.Tuy nhiên việc không thành.
Fakat bu işe yaramadı.Tuy nhiên việc này đã không thành công.
Bu taktik işe yaramadı.Chiến thuật này tỏ ra không hiệu quả.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.子賤は単父を治め、民は欺くに忍びなかった。
Henüz yaram iyileşmedi.まだその傷が治っていない。
Beş veya yedi bit genellikle teleprinterlar gibi nispeten daha eski cihazlar ile işe yaramaktadır.5や7ビットは一般的にテレプリンタのような古い装置と共に用いる時のみ意味をなす。
Ardından yaramazlığından veya rüzgardan dolayı yere düşmüştür.死後、荒侯と諡された。
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.母親曰く「不器用」。
Yaramaz tavşanın.ありがとウサギ ウサギ。
Yaramıyorsa yanlıştır.ミスすると効果は無くなる。
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.この戦術はしばしば効果的だった。
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.協力して進軍していたわけではない。
Harften sonra boşluk bırakılırsa işe yaramaz.ダンジョンを離れると効果が無くなる。
Ama işe yaramadı.だが効果はなかった。
Fakat tedavi işe yaramadı.そのため治療は依然効果が無かった。
1598'de Acadia açıklarında kurulan bir ticaret merkezi işe yaramadı.1598年、アカディア沖のセーブル島に交易基地が建設されたが、成功しなかった。
Ayrıca Jim, Pete ve Tom adında iki yaramaz erkek kardeşe sahiptir.パムとタムというサムにそっくりな二人の弟がいる。
Biraz çocukken yaramazdım da sonra akıllandım biliyorsunuz.子供の頃は健常者だったがその後中途失明となった。
Fakat bu işe yaramadı.しかしその効き目はなかった。
Bu taktiğin işe yarayıp yaramadığı tam öğrenilemedi.この戦術が実用的なものでなかったことはすぐ明らかになった。
Tüm köpekler gibi içinde yumuşak bir yaramazlık vardır.彼は何か間違ったときは子犬のようにとても恥ずかしがる。
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.DG-1はわずかな成功を収めたのみであった。
Davy yaramaz olduğu kadar akılı ve sevimlidir.デビル 意地悪で可愛らしい担任。
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.バイク好きで、しょっちゅう乗り回しているようだ。
Bart'ın en baskın kişilik özellikleri yaramazlığı, asiliği ve otoriteye karşı saygısızlığıdır.巴特最引人注目的特点就是他淘气、不服管教、不尊重权威的性格。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod