Henüz yaram iyileşmedi.Хворобу так і не змогли вилікувати.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Але нічого не вдалося.
Bu yollar işe yaramaz.Нині маршрут не функціонує.
Dolayısıyla bu işe yaramaz proteinlerin çoğu da serbest kalıyor.Більшість вампірів, важко озброївшись, залишаються.
Elinden düşürmediği çakmağı sonunda bir işe yaramıştır.Виникла пожежа, яку відразу загасити не вдалося.
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.Усі спроби іранського уряду придушити повстання завершувались невдало.
Tom oldukça yaramaz bir çocuktur.Том — досить пустотлива дитина.
Onun işe yaramayacağını sanıyorum.Я думаю, це не спрацює.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.Vědci se domnívají, že postřiky organofosfátovými nebo pyrethroidovými insekticidy nepomáhají.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.SG-1 si musí pomoci sama.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Oba byli prudcí a byli by se snad i vzájemně zabili.
Fakat tedavi işe yaramadı.Tato léčba však nepomáhala.
Jace, bunun işe yaramayacağını söyler.Mark řekne, že by to nefungovalo.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Tuto taktiku však používají jen zřídka.
Henüz yaram iyileşmedi.Již nikdy se zcela neuzdravil.
Fakat bu deneyimler Finlandiya'ya karşı gerçekleştirilen Kış Savaşı'nda pek işe yaramadı.O to otřesnějším překvapením bylo peklo, které tyto stroje čekalo v Zimní válce proti Finsku.
Bu yollar işe yaramaz.Cesty v této oblasti nejsou značené.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.On byl chytrý a ve škole mu to šlo dobře.
Ancak Sovyetlerin cephesinin yaramamıştır.Mezinárodní situace však byla na straně Sovětů.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.E inutil să fi pasiv cu acești oameni și e inutilă evitarea problemei.
İkincisi, bir iki enjeksiyon (iğne) ile işe yaramalıdır.În al doilea rând, acesta va funcționa după una sau două injecții (doze administrate).
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Îi place să joace jocuri video și să se dea cu bicicleta fiind și foarte buclucaș.
Piyonu 4.Ac3 hamlesiyle korumak pek işe yaramaz çünkü siyah, 4.Ac3?!Acest lucru nu este un adevărat gambit de Negru, deoarece după 4.Nxe5!?
Üçüncü Haçlı seferinin amacı Kudüs Latin Krallığını kurtarmaktı ama bu sefer de işe yaramadı.Doar cruciada a șasea și-a atins scopul recuceririi Ierusalimului, și asta doar pentru scurtă vreme.
Sadece Yaramaz Kızlar kitabı 11 milyondan fazla sattı.A vândut peste 11 milioane de copii.
Yaramaz tavşanın.Neculai Șelaru.
Ayrıca Jim, Pete ve Tom adında iki yaramaz erkek kardeşe sahiptir.Mai are doi frați, Tom și Dave.
Elinden düşürmediği çakmağı sonunda bir işe yaramıştır.Unul dintre gloanțele care l-a lovit nu a putut niciodată să-i fie extras.
Bu internet sitesi işe yaramaz.Acest site este inutil.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.A tudósok úgy gondolják, hogy az organofoszfát vagy piretropid rovarirtó spray-k nem segítenek.
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Szeret videojátékokkal játszani, gyűjti a Szumó kártyákat, gyakran biciklizik és még gyakrabban kerül bajba.
Ancak buda işe yaramadı.De Buddha nem mozdult el.
Yaramaz çocukları sırtında taşıdığı bir çuvalın içine atarak kaçan bir adam olarak tasvir edilir .Egy ismeretlen foglyot visznek akinek zsák van a fején.
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Egy interjún elmondta, hogy rossz tanuló volt, és nem vette túl komolyan a dolgokat.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Ezt Vitigis ügyesen kihasználta.
Kardeşlerini çok seviyor ama biraz yaramazlık yapmaktan da zevk alır, 8 yaşındadır.Kicsit több van köztük barátságnál, de 8 évesen még nem nagyon törődnek vele.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.Igazából egyik sem működik a másik nélkül.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Nem járt eredménnyel.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Mások szerint ez nem sikerült.)
Bu taktik işe yaramadı.A taktika nem vált be.
Buna rağmen hayalet uçak özelliği her zaman işe yaramamaktadır.Ez is azt igazolja, hogy a taxonómia szelektív látásmódja nem minden esetben hatékony.
Ona göre edebi metinler bir işe yaramak zorundaydı.Tanulmányaiban a pozitivista irodalomtörténeti irány híve volt.
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.On turhaa olla passiivinen tällaisten ihmisten kanssa, ja kysymyksen välttäminen on turhaa.
Fakat tedavi işe yaramadı.Sairaanhoito ei toiminut.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Tiineitä se ei vaivautunut astumaan.
Aslında bu anlaşma Doğu'daki Antonius için işe yaramazdı.Tästä avioliitosta ei varmastikaan ollut poliittista hyötyä Antoniukselle.
Yaramaz tavşanın.Sikka Hirvonen.
Eğer bu işe yaramazsa 2. , 3. …şeklinde devam ederek sonuca ulaşılmaya çalışılır.Jos tämä ei näytä toimivan, voidaan kokeilla toiseksi yleisintä, ja niin edelleen.
İzo - Sınıfın en yaramazı.Gillian: Menoksien heikoin luokka.
Bu taktik işe yaramadı.Taktiikka epäonnistui.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Menestystä ei tullut silläkään, ja yhtye lopetti.
Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı.Gottlundin valituskirjeistä ei ollut apua.
İkincisi, bir iki enjeksiyon (iğne) ile işe yaramalıdır.Δεύτερον, να λειτουργεί μετά από μία ή δύο ενέσεις.
Henüz yaram iyileşmedi.Έως σήμερα δε θεραπεύεται.
"Hoca değişikliği yaramıyor".Άλλαξαν οι προπονητές και δεν είναι καλό αυτό».
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Είναι μάταιο να είσαι απαθής με τέτοιους ανθρώπους και είναι μάταιο να αποφεύγεις το πρόβλημα.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Τίποτε όμως δεν είχε αποτέλεσμα.
1999'da doğum yeri Kemerhisar'da Prof. Dr. Ali Yaramancı Lisesi'ni yaptırmıştır.Όμως το 1999 έγινε αποκατάσταση των οστών από ένα μεταπτυχιακό φοιτητή του Dr.
Aynı öğretme tekniklerinin Michelle üzerinde işe yaramadığını görünce çok şaşırdı.Til hans overraskelse virkede de samme undervisningsværktøjer ikke på Michelle.