Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Ser passivo com tais pessoas é inútil, e é inútil evitar o tema.
"Hoca değişikliği yaramıyor".A cirurgia não muda nada’.
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Morley disse que nessa idade ele era um aluno desobediente e não levou as coisas a sério.
Fakat bu oyunu işe yaramadı ve eniştesi onu evinden attı.O estratagema não deu certo, e ele a colocou para fora de sua casa.
Patrik Mistikos barış için ricacı olup, Mesembria'da Simeon ile toplantı talep etti ama işe yaramadı.O patriarca Místico tentou obter a paz e propôs reunião na Mesembria, mas não conseguiu.
Ancak ordu 176 adedi teslim edilen bu silahın işe yaramaz olduğunu ilan etti.Apenas 176 unidades foram feitas, tornando esta arma extremamente rara.
Ama işe yaramadı.Mas não funciona.
Bu yollar işe yaramaz.Não são servidos por estrada.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Mas, para seu azar, o trator também não funciona muito bem.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Totaal nutteloos zijn.)
Fakat tedavi işe yaramadı.Medische behandelingen sloegen niet aan.
Biraz çocukken yaramazdım da sonra akıllandım biliyorsunuz.Als kind was hij al sterk, en daarnaast moeilijk opvoedbaar.
Ulemanın dağılması için heyet gönderilip uzlaşılmak istendiyse de bu hiçbir işe yaramadı.Toen hij het gedaan had, wilde hij het er toch uit wassen, maar dat lukte niet.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Een beetje lukraak zwaaien heeft uiteraard geen zin.
Bu taktik işe yaramadı.Deze tactiek mislukte.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Het had hem geen moeite gekost binnen te komen.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Hij probeert altijd iets te stelen of anderen in gevaar te brengen.
Tom ağaçkakanı eliyle yakalar ve şişe mantarıyla gagasını kapatır, kuş onu gagalasada işe yaramaz.Tamme bindt het dier vast aan een stok en geeft het wijn, maar de vogel ontsnapt door een list.
Ama daha sonra biyo-sınırlayıcının işe yaramadığını anlamıştır.Van dat laatste is later duidelijk geworden dat het biomechanisch vrijwel onmogelijk is.
Fakat bu işe yaramadı.Maar dat hielp niets.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Reguliere legers gebruiken deze tactiek zelden.
Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü.Hierdoor ziet hij niet dat er voor hem een meisje de weg oploopt en rijdt haar in één klap dood.
Zamanını o işe yaramaz kimse için boşa harcıyorsun!Je verknoeit je tijd met die nietsnut!
Ben yaramaz bir çocuk muydum?Was ik een ondeugend kind?
Hiçbir işe yaramıyorsunuz.Nie ma z was żadnego pożytku!
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Żaden z jej synów nie odziedziczył władzy po ojcu - ponieważ żaden z nich go nie przeżył.
Henüz yaram iyileşmedi.Nie zdołał już wyzdrowieć.
Ancak Sovyetlerin cephesinin yaramamıştır.Aparatczycy Komunistycznej Partii Związku Radzieckiego nie mylili się.
Tüfekli adamlar ve okçular yarım saat kadar savaştılar, ancak bir işe yaramadı.Muszkieterzy i kusznicy przez pół godziny strzelali do nich na dystans, ale bezskutecznie...
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.Matka zwraca się do niego jako „beznadziejny przypadek”.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Lekarka nie chce popełnić błędu i przerywa pocałunek.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Został zniszczony przez SG-1.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Niestety się mylił, ale tego nie można brać mu za złe.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Z takimi ludźmi nie należy być pasywnym ani nie należy unikać tych spraw.
Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz?Lecz jeśli sól utraci swój smak, czymże ją posolić?
Bu adamlar 'yaramaz' ise yaramazdır.Mieszańce takie są bezpłodne.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Takie pułapki są bardzo skuteczne.
Craig Tucker: Sınıfın en yaramaz çocuğudur.Craig Tucker – jest klasowym rozrabiaką.
Yaramazlıkları yüzünden arkadaşları, okulda, ona "Çalıkuşu" adını takarlar.Podczas dawania Sidowi nauczkę, nazywa go psujkiem.
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.W końcu rozkazał jej, by została, to jednak również nie wywarło oczekiwanego skutku.
Yaramaz tavşanın.Brzydkie kaczątko
Tom çok yaramazdı, değil mi?Tom był bardzo niegrzeczny, prawda?
Çocuklarım çok yaramaz.Moje dzieci są bardzo niegrzeczne.
Aslında bu anlaşma Doğu'daki Antonius için işe yaramazdı.I själva verket var avtalet oanvändbart för Antonius som befann sig i Östern.
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.Han ropade till för de att stanna, men den hjälpte inte.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.Forskarna tror inte att besprutning med organofosfat eller pyretroidinsekticider hjälper.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Det är lönlöst att vara passiv med sådana människor och det är lönlöst att undvika frågan.
Henüz yaram iyileşmedi.Sjukdomen går än så länge inte att bota.
İlaç tam olarak işe yaramamaktadır.Drogen används för närvarande inte medicinskt.
Bu taktik işe yaramadı.Denna taktik var inte framgångsrik.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Fast den blev inget bra så jag slängde den.
Ama bu taşkınlık hastayı daha da hasta yapmaktan başka bir işe yaramaz.Syftet med att immobilisera patienten är att inte förvärra den misstänkta skadan ytterligare.
Hiçbir işe yaramıyorsunuz.Det tjänar ingenting till.
Bu da diğer fırsatların işe yaramaz olduğu anlamına geliyor.För andra betydelser, se Saut Impossible.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Недоцільно з такими людьми бути пасивним, та й недоцільно уникати цього питання.
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.Йому давали хабарі, але й це не допомагало.
Fakat tedavi işe yaramadı.Проте лікування не подіяло.
Ona göre edebi metinler bir işe yaramak zorundaydı.У складанні покажчика літератури взяли участь І.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)Що EA порахувала вкрай невигідним.)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaram ile cümle - Sayfa 14 - yaram kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App