(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Crees que eres malo ¿Verdad?)
Ama edebiyat ve kültür üzerine disiplinlerarası çalışmaları tamamen işe yaramaz olarak görmemektedir.Pero lógicamente no heredaron una capacidad de lectura y escritura que fueron culturalmente desarrolladas.
Oğlan bir süre yaramazlık yapar ve masaya oturmamakta direnir; fakat daha sonra o da oturur.En un primer momento que planea abandonar al niño, pero no puede hacerlo, terminando por quedarse.
Ablası, Lady Sarah, gibi davranmaya çalıştı, biraz yaramazdı ama çok arkadaşı vardı.Su relación con su hermana María parece haber sido cordial, pero no íntima.
Fakat tedavi işe yaramadı.Pero el remedio resulta ineficaz.
Dinamit kullanarak kendini öldürmeye çalışır, fakat adanın buna izin vermeyişinden ötürü işe yaramaz.Intenta matarse usando dinamita, pero no puede hacerlo porque la mecha se apaga antes de terminarse.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.A veces aparece complicado o mezclado con diversos subtemas o temas menores.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.Mettersi contro di loro non servirà a niente.
Her zaman olduğu gibi tarif etmek için bir sürü kelime kullanmak işe yaramıyor.Come sempre non servono tante parole per descrivere.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.Serve per aprire l'ingresso di una caverna dove quaranta banditi hanno nascosto un tesoro.
The Tracey Ullman Show kısalarında, Lisa, daha çok "dişi Bart" gibiydi ve yaramazlıkta onunla aynıydı.Nel corto del Tracey Ullman Show Lisa è stata più di un "Bart femminile" ed è stata altrettanto maliziosa.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Questa tattica si è spesso dimostrata valida.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Stavo diventando troppo vecchio e quei due erano degli uragani.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Nemmeno l'SG-1 può fermarlo.
Yaramaz tavşanın.Il lupetto cattivo.
Fakat bu deneyimler Finlandiya'ya karşı gerçekleştirilen Kış Savaşı'nda pek işe yaramadı.Non è servita a nulla, perciò, la vittoria all'ultima giornata contro Malta.
Yaramaz (Özgün), Yaylı Çalgılar Orkestrası için, 2003.AA.VV., Alla scoperta di antichi Oratori Campestri..., Novara 2003.
Bu taktik işe yaramadı.La tragedia non fu inutile.
Ondan ayrılmak için eşcinsel olduğunu söyler ama işe yaramaz.Lei lo prega di andarsene, ma invano.
Gizli casus eşyalarını eve yerleştiren Bob, çocukların yaramazlıklarıyla bu şekilde baş eder.I loro genitori, che segretamente li spiano, scopriranno così un aspetto diverso nei loro figli.
Ulemanın dağılması için heyet gönderilip uzlaşılmak istendiyse de bu hiçbir işe yaramadı.Se invero avrà una guida severa ma giusta, non vi sarà bisogno mai d'alcun castigo...
Korkarım ki planınız işe yaramayacak.Я боюсь, твой план не сработает.
Plan işe yaramayacak.План не сработает.
Terapi işe yaramadı.Терапия не подействовала.
Onlar şu anda işe yaramaz.Сейчас они бесполезны.
Yemek ona yaramadı.Еда не была для него полезной.
Derhal yaramazlığa bir son verin!Немедленно прекратите баловство!
Dinamit kullanarak kendini öldürmeye çalışır, fakat adanın buna izin vermeyişinden ötürü işe yaramaz.Он пытается убить себя, используя динамит, но не может сделать этого, потому что Остров не даёт ему.
Fakat tedavi işe yaramadı.Но лечение не помогло.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Мы оба сильные люди, в этом вся проблема.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Запуск SG-1000 не увенчался успехом.
Elbette ikinci seçenek her zaman işe yaramaz.Но второго шанса не бывает никогда.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Бесполезно с такими людьми быть пассивным, бесполезно и избегать этого вопроса.
Avrupa Birliği'nin ısrarları işe yaramamaktadır.В Европейском сообществе требутирон не разрешён к использованию.
Ardından yaramazlığından veya rüzgardan dolayı yere düşmüştür.После этого он поднимается от земли, а его кости выворачиваются и ломаются.
Henüz yaram iyileşmedi.От ранения он так и не оправился.
Ama 1972'deki Kuzey Vietnam saldırısı Vietnamlaştırma politikasının hiçbir işe yaramadığını gösterdi.Провал наступления помешал Северному Вьетнаму выиграть войну в 1972 году.
Pers saldırıları savunma hattını yaramadı.Прорвать линию обороны им не удалось.
Bu yollar işe yaramaz.Наши пути не сойдутся.
Bu mayınlar bazı durumlarda örneğin mayını döşeyecek zemin bulunamadığı durumlarda çok işe yaramaktaydı.Она также позволяла в определённых условиях обнаруживать даже такие небольшие предметы, как, например, мины.
Diğer maçlarda da çok işe yaramıştır ve büyük beğeni almıştır.Он играл хорошо и в других матчах, за что удостоился похвалы.
Tüm köpekler gibi içinde yumuşak bir yaramazlık vardır.В таких втулках для каждой собачки идет своя пружина.
Prof. Dr. Ali Yaramancı Lisesi.Барсук — старый добрый адъютант Лиса.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Действия зенитчиков были весьма эффективны.
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.Все попытки армии КНДР прорвать линию фронта успехом не увенчались.
Yaramaz tavşanın.Неутомимый братец Кролик.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Но крюк почему-то не работает так, как должен.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Фактически не работает.)
Aynı zamanda oyuncu ve yaramaz tavırlarıyla şaklabanlıklar yapmayı sever.Любит выкидывать глупые и иногда пошлые шутки с дедом.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Так недостойного сына постигла такая же участь, какую он уготовил своему отцу.
Ama işe yaramadı.لكنَ الأمر لم يفلح.
Tarihçi Marc Boyer'in dediği gibi "otomobil yalnızca zenginlerin mülklerini gezmeye yaramaktadır".وكما قال المؤرخ مارك بوير "إن امتلاك السيارات مقتصر فقط على الأغنياء لتساعدهم في التنزه والتجوال".
Üçüncü Haçlı seferinin amacı Kudüs Latin Krallığını kurtarmaktı ama bu sefer de işe yaramadı.حاول الأفضل إنقاذ القدس، ولكنه وصل بعد فوات الأوان.
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.لكن جهود الناشطين في KPD لسحب القوات العسكرية إلى جانبهم بائت بالفشل.
Yaramaz tavşanın.عراف شرير.
The Tracey Ullman Show kısalarında, Lisa, daha çok "dişi Bart" gibiydi ve yaramazlıkta onunla aynıydı.في حلقات من برنامج تراسي أولمان كانت ليزا تشبه بارت أكثر وكانت تتشابه معه في الشقاوه .
Fakat bu işe yaramadı.ولكن ذلك لم ينجح.
Ama bu işe yaramamıştır ve bütün köylüler enfekteler tarafından katledilmiştir.لم يستطيع فعل ذلك لأنهم نقلوا جميعا لدار الرعاية.
İlaç tam olarak işe yaramamaktadır.نعم، الجرعات المفرطة منه آمنة تماما.
Bu sorunun işe yarama nedeni 8 olası duruma bakıldığında görülebilir.A razão porque funciona pode ser vista olhando-se para os oito casos possíveis.