Sen çok yaramazsın.Das ist sehr ungezogen von dir.
Çocuklarım çok yaramaz.Meine Kinder sind sehr ungezogen.
Sen biraz yaramazsın.Du bist ein wenig frech.
Hiçbiri işe yaramayan pek çok fikrimiz vardı.Wir hatten eine Menge Ideen, aber keine davon war wirklich gut.
İşe yaramayan pek çok fikrimiz vardı.Wir hatten eine Menge Ideen, aber keine davon war gut.
Herkes işe yaramayacağını söyledi. Sonra birisi geldi, bunu bilmiyordu ve yaptı.Alle sagten, das geht nicht. Dann kam einer, der wusste das nicht und hat es einfach gemacht.
Yaramaz tavşanın.Das leuchtende Kaninchen.
Ablalar Yaramazlık Yapar mı?Wußtest du, daß Schlangen taub sind?
Elinden düşürmediği çakmağı sonunda bir işe yaramıştır.Der von ihm geleitete Einsatz von Treibminen scheiterte.
Jace, bunun işe yaramayacağını söyler.Josh erzählt, dass es sowas nicht gebe.
Kyle: Bir yaramazdır.Kiva kann’s!
Ona göre edebi metinler bir işe yaramak zorundaydı.Literarische Texte mussten für ihn einen „Gebrauchswert“ haben.
Fakat tedavi işe yaramadı.Die Therapie schlug jedoch nicht an.
Çok yaramaz ve eğlence delisidir.Das Stück macht Spaß, kein Kopfweh.
Bunlardan birisi resim, diğeri ses yayınlamaya yaramaktadır.Das bedeutet, dass immer nur eine Funkstelle sprechen kann, während die andere hört.
1923 yılının sonuna doğru burjuvazinin artık işine yaramayan SPD hükümetten ayrılmıştı.Nach 1922 war die SPD nicht mehr an der Regierung beteiligt.
Birbirlerine karşı sanki bir babanın iki yaramaz çocuğu gibi hareket ederler.Nach anderer Ansicht soll es sich um einen Vater mit seinen zwei Söhnen handeln.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Gott beschirme sie weiterhin, wenn auch für sie unsichtbar.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Beide, so scheint es, hatten getrunken und waren bester Stimmung.
Hiçbir işe yaramıyorsunuz.Es nützt nichts.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Die Beutnerei war überaus einträglich.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Alles hilft nichts.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Es war ihm nicht möglich, hinzugelangen und es zu betreten.
Yani, senin potansiyellerin bir işe yaramaz.Aber seine Bestechungen bewirken nichts.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.Cela ne servirait à rien de s'opposer à eux.
O işe yaramaz.Ça ne va pas !
Dökülen süt için ağlamak bir işe yaramaz.Il ne sert à rien de pleurer sur le lait renversé.
Çocuklarım çok yaramaz.Mes enfants sont très méchants.
Ama havuzda canlandırma işe yaramaz ve Sayid'in öldüğü söylenir.Il est plongé dans un bassin mais cette tentative échoue et Sayid meurt.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Il est inutile avec ces gens d’être passif, et il est inutile d’éviter le sujet.
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.Elle ouvre l'entrée d'une caverne dans laquelle les quarante voleurs ont caché un trésor.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Rien ne fonctionnait.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Le surmoi est le père intériorisé mais sa colère est celle de l'enfant (contre le père).
Bu adamlar 'yaramaz' ise yaramazdır.Tu es bien mieux sans ce misérable garçon.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Cette tactique s’est souvent révélée efficace.
Ancak buda işe yaramadı.Bo ne travaille pas.
Yalnızca ablası ve öğretmeni onun yaramazlıklarına anlayışla yaklaşır.Au grand désespoir de sa mère et de ses professeurs, conscients de ses possibilités.
Bize demokrasinin işe yaramaz olduğunu söylerdi.Il en vint à la conclusion qu'elle était inadaptée pour l'agriculture.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Cette mascarade eut un très grand succès.
Daha sonra elinde işe yaramayacağını düşündüğü taşı sağındaki oyuncuya atar.Il pose à côté du joueur à sa droite une tuile dont il ne va pas utiliser.
Ama işe yaramadı.Ça ne fonctionnait pas.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.C'est une oublieuse personne, mais je ne lui en veux pas de ses manques.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.L'une ne va pas sans l'autre.
Sen yaramaz bir çocuksun.Eres un chico travieso.
Yaramaz çocuklara katlanamıyorum.No soporto a los niños traviesos.
İşe yaramadı.No funcionó.
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.Traté dos veces, pero ninguna funcionó.
Bu sorunun işe yarama nedeni 8 olası duruma bakıldığında görülebilir.La razón por la cual funciona es posible analizarla si se observan los ocho casos posibles.
Evine geri getirilmiş olan perişan ve işe yaramaz durumdaki Moran, şimdiki halinden bahsetmeye başlar.Tras regresar a su casa, ahora en un estado de confusión y abandono, Moran pasa a hablar de su estado actual.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.Ninguno tendría éxito sin el otro.
Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz?Si no lo estás sintiendo, entonces ¿para qué hacerlo?
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Fue destruida por el SG-1.
Jace, bunun işe yaramayacağını söyler.Jesse pregunta si realmente funcionarán.
Israrı işe yaramayınca Lincoln’in silahını zorla alır.Mientras se están despidiendo, roba la pistola de Lincoln.
Ama işe yaramadı.Pero no funcionaba.
Büyü işe yaramıştır, Katrina onların kölesi olmuştur.La noche es mágica, de Karina.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Al entrar no encontraron resistencia.
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.Su madre se refiere a él como un "caso sin esperanza".
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Ella es una chica muy versátil excepto por su bajo rendimiento en la escuela.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Ambos son insostenibles y ambos son horribles.