Ana içeriğe geç
Sözlük

yaram ile cümle

yaram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O zaman yaramın nasıl olduğunu bilmiyor musunuz?Then you don't know how I got my wound?
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.Transparency is not about restoring trust in institutions.
Fare gibi kapamak iţe yaramýţ yani.There isn't any afterwards, see?
Umarım, bu, kısmi türevin tekrarı olarak da işe yaramıştır. -So hopefully this makes some sense just as a review of taking a partial derivative.
Sarhoş gibi sallanıp sendelediler, Ustalıkları işe yaramadı.They reel back and forth, and stagger like a drunken man, and are at their wits' end.
Gazap günü servet işe yaramaz, Oysa doğruluk ölümden kurtarır.Riches don't profit in the day of wrath, but righteousness delivers from death.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.It isn't good to have zeal without knowledge; nor being hasty with one's feet and missing the way.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür."It's no good, it's no good," says the buyer; but when he is gone his way, then he boasts.
Ne var ki, sizler işe yaramaz aldatıcı sözlere güveniyorsunuz.Behold, you trust in lying words, that can't profit.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Woe is me for my hurt! my wound is grievous: but I said, Truly this is a grief, and I must bear it.
O, yaramaz iş yaptı.He is surely the outcome of an unrighteous act.
Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.Thus do We (instil) fear in them; but they only transgress the more.
Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz.Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality.
Böylece hak ortaya çıktı, onların yapıp ettikleri, işe yaramaz hale geldi.Thus the truth was upheld, and the falsehood that they practised was exposed.
O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur. Yapıp ettikleri de bâtıl hale gelmiştir.Fruitless will be what they have fashioned, and whatever they have done will perish.
Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.Not more than error are the prayers of infidels.
Ayetlerimizi işe yaramaz kılmak için gayret gösterenlere gelince, onlar cehennemin dostlarıdır.But those who try to defeat Our signs are people of Hell.
O yararlandıkları nimetler onların hiçbir işine yaramaz.Of what avail shall their enjoyment be to them?
Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.O you who believe, obey God and the Prophet, and do not waste your deeds.
"Hiçbir işime yaramadı malım."Of no use was even my wealth.
"Fakat çağrım, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı."But the more I called, they only ran the farther away.
"Param bana yaramadı."Of no use was even my wealth.
"Ne var ki, çağrım onların kaçışını arttırmaktan başka şeye yaramadı."But the more I called, they only ran the farther away.
Ne parası, ne de bir kazancı ona yaramadı.Of no avail shall be his wealth, nor what he has acquired.
O, yaramaz iş yaptı. Bilmediğin bir şeyi benden isteme.Do not ask of Me that whereof thou hast no knowledge.
Bugün hiçbir şey işinize yaramayacaktır. Çünkü zulme sapmışsınız.It shall not profit you today, since you did evil, that you are partners in the chastisement.
Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir.And of a surety the change is grievous save unto those whom Allah hath guided.
Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz.Certainly, conjecture can be of no avail against the truth.
Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar.In fact, they added only to their ruin.
Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.You can neither pierce the earth, nor can you match the mountains in height.
Hatta onların ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.In fact, they added only to their ruin.
Bugün hiçbir şey işinize yaramayacaktır.‘Today that will be of no avail to you.
O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.He will cause all their deeds to come to nothing.
(Rabbi): "Ey Nuh, dedi, o senin ailenden değildir. O, yaramaz iş yaptı.He said: "O Noah! He is not of thy family: For his conduct is unrighteous.
Normal protestolar hiçbir şeye yaramadığı için, FSB kapıları yanmaya başlıyor.And since a normal protest doesn't work, the FSB's doors start to burn.
Sanki işe yaramıştı.It seemed to work.
Bu uyarı işe yaramaz.This alert is useless.
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.No calm reasoning will ever help once their eyes get bloody.
"Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim ki parçalanmış bir birlik işe yaramaz."Let me be clear -- a split union will not work," he stressed.
Asıl sorun ise bunun, Cinciç'in işine de yaramayacak olması.The trouble is, Djindjic ultimately doesn't benefit from all this either.
Yeniden birleşme yanlısı olan Talat, "Bu bir tehditse, hiçbir işe yaramayacak."If this is a threat it will not get anywhere.
Genç öğrenci, kurtarma paketlerinin bir işe yaramayacağını da öne sürdü.He said the bailouts won't help.
Küçük bir ülke olduğumuzdan, liberal kapitalizm burada işe yaramıyor.Liberal capitalism can't work here as we are a small country.
Onlara göre sayaç şartı sanayiinin sıkıntılarına yenisini eklemekten başka bir işe yaramayacak.The metre requirements, they say, will only add to the industry's woes.
Ancak Hale, "yumuşak gücün tank karşısında pek işe yaramayacağı" konusunda da uyarıyor.Hale cautions, however, that "soft power is of damn little use in the face of a tank."
De Hoop Scheffer, bunun süreci uzatmaktan başka işe yaramayacağını belirtti.On the contrary, he said, this would only lengthen the process.
Fakat bu kazanılan puanlar, diplomasi sahnesinde bir işe yaramıyor.But these gains on the diplomatic stage are hollow.
Bu da işe yaramazsa ülkede yeni seçimler yapılacak.If it also fails, then the country will hold new elections.
Uyumanın işe yaramadığı bir müzik etkinliği." şeklinde konuştu.It is a music event where it is no good to sleep," Annie Pedrono of France told SETimes.
Sırbistan karara karşı kulis yapsa da işe yaramadı.Serbia lobbied against the resolution, to no avail.
Yazar, "Önemli olan, efsanelerin ve onları koruyan şeylerin işe yaramadığıdır." diyor."The point is that myths and whatever preserves them are of no use," he said.
Rupert Evans, Frank Churchill rolünde: Frank enerji dolu, çekici, yaramaz ve şımarık.Rupert Evans as Frank Churchill: Frank is a ball of energy, charming, mischievous, and spoilt.
Yaramaz çocuklar tarafından hasat edilmeden önce toplanmalarını engeller.She prevents them from being gathered by naughty children before they can be harvested.
Kompresyon tedavisi orta düzeyde basınçlardan oluşmalı ve hareketli hastalarda işe yaramalıdır. [1]Compression therapy should consist of moderate pressures and works best for ambulating patients.[1]
Bu yöntem, fotoğraflarda işe yaramayacağı sanılan görünmez kısımları görünür hale getirdi.In short, it made visible the invisible in photos that would otherwise have been useless.
Sonunda Fransızlar bombalamanın işe yaramayacağına ikna oldular.Eventually the French became convinced that the bombing would not work.
Neden başka bir yerde işe yaramasın?" [3]Why wouldn't it work elsewhere?"[22]
Sadece işe yarayan ve yaramayan tıp vardır.There's only medicine that works and medicine that doesn't.
O işe yaramaz.Das geht nicht!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod