Kalp krizinden sonra çok büyük bir trafik kazası geçirir ve ağır yaralar alır.Sajnos eközben egy autó ráesik a kezére, amitől súlyos sérüléseket szenved és elvérzik.
Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir.Nagyon heves vagy hosszan tartó fájdalmak esetén okvetlenül forduljunk orvoshoz.
İmparatorluk muhafızları onu Hadrianapolis şehrine götürdüler fakat yaraları tamamen hiçbir zaman kapanmadı.A walesi lázadók elfoglalták Caernarfon városát is, de a várba nem sikerült betörniük.
Spike'ın yaraları hala acımaktadır.A randi Shelley bánatára azonban balul sül el.
Ayrıca genelde patlama yaralarıyla karşılaşmayız."Myös kranaatit upposivat useasti räjähtämättä liejuun.
Yüzündeki yaraları ile çok dikkat çekicidir.Hän sai pahoja vammoja kasvoihinsa.
Olayda Chicago belediye başkanı Anton Cermak'ı yaralanmış, aldığı yaraların etkisiyle 6 Mart 1933'te ölmüştür.Yksi hänen uhreistaan, Chicagon pormestari Anton Cermak, kuoli sairaalassa 7. maaliskuuta 1933.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Sen miehistön jäsenet loukkaantuivat, mutta kuolemantapauksia ei ollut.
Bunun dışında kaçış sırasında aldığı yaraların sonucunda öldüğü yönünde de ifadeler bulunmaktadır.Hän menehtyi epäonnistuneen hypyn jälkeisessä alastulossa saamiinsa vammoihin.
Bu yaralılardan altısı daha sonra yaralarından ötürü öldü.Neljä katsojaa kuoli myöhemmin vammoihinsa.
Bu sırada yaratık ayağa kalkar ve yaralarını iyileştirir ve Strickland'ı öldürür.Το πλάσμα επουλώνει τις πληγές του και σκοτώνει τον Στρίκλαντ.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.Απεβίωσε από τα τραύματά του.
Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir.Ο χρόνος ανάρρωσης του Cage από φυσικά τραύματα είναι γρηγορότερος από το κανονικό.
Davison, o gün aldığı yaralar sonrasında vefat etti.Ο Αλ-Μπάννα πέθανε από τις πληγές του την ίδια ημέρα.
Yüzündeki yaraları ile çok dikkat çekicidir.Φέρει ζημιές στο πρόσωπο.
Daha sonra yaralarını sarmaya çalışır.Han kom sig senere over sit sår.
En çok, savaş yaralarında, kirli ve bakımsız yaralarda görülür.Dette sker primært som reaktion på klager over beskidte og ineffektive hospitaler.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.Hans tjenere var ægteparet Byggvir og Bejla (associeret med mjødbrygning).
Araçtakiler hafif yaralarla kazayı atlatmışlardı.De øvrige passagerer slap med lettere kvæstelser.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Han døde to dage senere af sine kvæstelser.
Kiralık katil hemen hücum edip onu öldürücü şekilde yaralar.Soldaten fyrer og sårer manden dødeligt.
Daha sonra bu yumrular patlayarak, açık, etli ve sızıntılı yaralara dönüşür.Disse sprekker etter hvert for så å danne væskende, kløende og sviende sår.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Han døde to dager etter av skadene.
Laertes Hamlet'i zehir sürülmüş kılıçla yaralar ama aynı zamanda kendisi de ölümcül bir yara almıştır.Laertes stikker Hamlet med den forgiftede klingen, men blir dødelig såret av det selv.
Davison, o gün aldığı yaralar sonrasında vefat etti.Flangini døde senere denne dagen av skadene han fikk.
29 Mart 2012'de Makar aldığı yaralar sebebiyle öldü.Han dør av skadene 29. mars.
Düelloda baron rakibini ölümcül bir şekilde yaralar.I duellen blir greven livsfarlig såret.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Magasinet med krut ble ødelagt, men murene ble ikke så alvorlig skadd.
1978'de Joseph Paul Franklin'in suikast girişiminde aldığı yaralar yüzünden belden aşağısı felçtir. ^Ia mengalami luka-luka dalam sebuah upaya pembunuhan tahun 1978 yang dilakukan oleh Joseph Paul Franklin.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.Namun, di tengah perjalanan, Shere Khan menyerang Bagheera dan Mowgli berhasil melarikan diri.
Bu yaralılardan altısı daha sonra yaralarından ötürü öldü.Dua tentara lainnya kemudian meninggal karena luka-luka mereka.
Diğer rehinelerin küçük yaralar aldıkları bildirildi.Seorang sandera lainnya lolos dengan luka-luka ringan.
Bandajlarda yaraları çabuk iyileştirmeleri için gümüş parçacıkları kullanılır.Bandage diinfus dengan nano perak untuk menyembuhkan luka lebih cepat.
Ve sırtındaki yaralar görünüyor.Ia mengalami cedera punggung.
Bella'nın yaraları daha da kötü olur.Tetapi makin hari kondisi Bella makin buruk.
Araba patlamasının meydana geldiği bölgede bulunan iki kişi, hafif yaralarla hastaneye kaldırıldı.Dua orang yang berada di sekitar mobil tersebut mengalami luka-luka dan dilarikan ke rumah sakit terdekat.
Bu yüzden Hamill, yüzündeki yaralar ile oynamak zorunda kaldı.Johann Friedrich sendiri mendapat luka sabetan di wajahnya.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Ông mất 2 ngày sau đó vì vết thương quá nặng.
Bunun üzerine Mr. Brownlow yaralarını iyileştirmek için onu kendi evine götürür.Cùng lúc đó, Monks bị người của cụ Brownlow đưa về nhà.
29 Mart 2012'de Makar aldığı yaralar sebebiyle öldü.Ông chết ngày 21 tháng 4 năm 1890 vì các vết thương.
Halkı tarafından reddedilen Montezuma birkaç gün sonra yaralarından dolayı ölür.Giustiniani được mang đến Chios, nơi ông qua đời vì vết thương của ông một vài ngày sau đó.
Bu yaralılardan altısı daha sonra yaralarından ötürü öldü.Ba hành khách bị thương, một trong số đó sau này thiệt mạng do vết thương của mình.
Bandajlarda yaraları çabuk iyileştirmeleri için gümüş parçacıkları kullanılır.Loài nhện này có thể chữa lành vết thương nhanh chóng.
Catulus, daha önceki bir çatışmada aldığı yaralar nedeniyle muharebeye katılamadı.Laurent đã không thể ra sân trong trận đấu cuối cùng do ông đã bị chấn thương.
O gün kazınan yaraları ömür boyu taşıdığını ifade etmiştir.庚午事変における処罰を受けた主な人物は以下の通り。
Hatta; zaman, yaralar hariç her şeyi sarar, desek en doğrusu olur.(中略)しかれば御釈(玄義分)にも、「一切善悪凡夫得生者」と等のたまへり。
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.父親もまたヴィオラから罵倒されたり虐待されていた。
"Kim demiş ki zaman bütün yaraları sarar diye?「誰がすべてのがらくたを掃除しに行ったのか?」。
Ayrıca ciltte yaralara neden olabilir.これは頭部の負傷にも用いられる。
Ve sırtındaki yaralar görünüyor.背中に傷がある。
Allah'tan şimdiye kadar çok ciddi yaralar olmadı.しかし、重大な怪我人が出たことがない。
Ayrıca tüm vücudu yaralarla doludur.全身を負傷している。
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.二週間後に戦傷死した。
Kaçmayı başarmasına rağmen aldığı yaralar yüzünden ölmüştür.逃走を許すものの、負傷させたことで足止めに成功。
Ayrıca genelde patlama yaralarıyla karşılaşmayız."頻繁に故障し、爆発炎上することもしばしば。
Yaraları yıkamak için su bile yok."水が不足しているため、手も洗えません」と述べている。
Bella'nın yaraları daha da kötü olur.ベッラで致命傷を負った。
Yaraların kapatılması gerektiğinde pamuk eldivenler kullanmak daha doğru olacaktır.水分を遮断できる手袋を着けて撒くのが最適である。
Kışyarı Yağmalaması sırasında aldığı yaralardan dolayı öldü.しかしその年の冬に風邪をこじらせ死去した。
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.此時會嚴重受傷,但不會是致命傷。