Bir süre kovaladıktan sonra geyiği bacağından okla yaralar.Na een tijdje stoppen ze even in verband met de schotwond in haar been.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Hij sterft twee weken later aan zijn verwondingen.
Vom Rath iki gün sonra yaralarından dolayı öldü.Rath po dwóch dniach zmarł z odniesionych ran.
Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir.Zwykłe zranienia również goją się o wiele szybciej niż normalnie.
Bununla birlikte açık yaralardan da enfeksiyon kapılabilir.Możliwe jest także zarażenie przez rany.
Ayrıca tüm vücudu yaralarla doludur.Miał również rozległe rany na całym ciele.
Kongo hükümeti 18 Ocak günü Laurent-Désiré Kabila'nın yaralarından dolayı öldüğünü duyurdu.18 stycznia 2001 kongijski rząd potwierdził, że Kabila zmarł na skutek poniesionych ran.
Ölümlerinin çoğu, dayak ve bıçak yaralarından kaynaklanmış ve kurşun yarası yoktu.Rany były spowodowane przez strzały, a nie przez jej ugryzienia.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.Zmarł w niewoli na skutek ran poniesionych w bitwie.
Arkasından vücudunda yaralar oluşur.Rana powinna zagoić się wtórnie.
Hannibal'ın kaybı 2.500 kişi ile daha sonradan savaş yaraları nedeniyle kaynaklanan ek ölümler oldu.Ponadto Meredith stwierdził, że 2500 kolejnych rannych ptaków paść miało w wyniku urazów, które poniosły.
Olayda Chicago belediye başkanı Anton Cermak'ı yaralanmış, aldığı yaraların etkisiyle 6 Mart 1933'te ölmüştür.Ciężko ranny został towarzyszący prezydentowi burmistrz Chicago Anton Cermak, który zmarł 6 marca w szpitalu.
Kuduran Chewbacca onu vurur ve yaralar.Wówczas Chewbacca rani go strzałem ze swej broni.
29 Mart 2012'de Makar aldığı yaralar sebebiyle öldü.W wyniku odniesionych obrażeń zmarł 29 września.
Üç parmağı kesilir ve iki ayağı da kırılır, bu yaralar yüzünden hayatının sonuna dek topallayacaktır.Odmroził obie nogi, w wyniku czego zostały one amputowane.
Lamson, çarpma sırasında derin yaralar alır.Emerson odniósł poważne obrażenia pleców.
Minnettar Belle hayatını kurtarmak için teşekkür olarak onun yaraları dikkat çekmek için kaleye geri döner.Den tacksamma Belle återvänder till slottet för att sköta om hans sår som tack för att han räddat hennes liv.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Man bör vara försiktig med skärsår, andra sår eller blödningar.
Anka Fawkes ağlar ve gözyaşları Harry'nin yaralarını iyileştirir.Fawkes låter sina tårar droppa ned i Harrys sår, vilket läker.
Gitmeden önce Las Vegas'ta yaralarının iyileşmesini bekledi.I hopp om ett bättre liv flyttade familjen till Las Vegas i Nevada.
Bununla birlikte açık yaralardan da enfeksiyon kapılabilir.Såret riskerar dessutom att infekteras.
Bu yaralar peniste sızıntıya ve ereksiyon bozukluğuna sebep olur.Det är dessa som gör att penis blir hård när man får erektion.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.Den senare kommer snart att avlida av skador han har ådragit sig.
Bu yaralılardan altısı daha sonra yaralarından ötürü öldü.Senare avled fyra personer på sjukhus av sina skador.
Ve sırtındaki yaralar görünüyor.Vissa ryggskador.
Hannibal'ın kaybı 2.500 kişi ile daha sonradan savaş yaraları nedeniyle kaynaklanan ek ölümler oldu.Meredith hävdade att ytterligare 2 000 skadade fåglar hade dött till följd av skadorna de dragit på sig.
Daha sonra yaralarını sarmaya çalışır.Jag högst wördar såren dina.
Vatandaşlara da seslenen Sarıgül, yaraların en kısa zamanda sarılacağını söyledi.Se till att de skadade barnens familjer får skadestånd så fort som möjligt.
Müceddidi bu saldırıyı hafif yaralarla atlatmıştır.Flickan undkom dock med lindriga skador.
Yere inince bu fedakarlığı gören Karakuş, onun yaralarının iyileşmesini sağlar.Den partner vi söker är också den som vi vill ska läka våra sår.
Kaçmayı başarmasına rağmen aldığı yaralar yüzünden ölmüştür.Trots deras ansträngningar, avlider den skadade av sina skador.
Spike'ın yaraları hala acımaktadır.Eskil bär på en sorg.
Patojenik türlerinden birisi de yaralarda enfeksiyona yol açabilen Staphylococcus aureusdur.Один з патогенних видів — Staphylococcus aureus, який може заражати рани.
Üç parmağı kesilir ve iki ayağı da kırılır, bu yaralar yüzünden hayatının sonuna dek topallayacaktır.Важкі болі в ногах і плечах мучили його до останніх днів життя.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Людям потрібно уважніше ставитись до порізів, подряпин та інших кровотеч.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.Він помирає незабаром від завданих йому ран.
Bazen de Aksaçlı, otalar (ilaçlar) hazırlayarak yiğidin yaralarını iyileştirir.Але, за допомогою таблиць ме, орел виліковує рану.
Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir.Він в змозі регенерувати пошкоджені частини тіла набагато швидше, ніж звичайна людина.
Altı ay sonra da yaraları sebebiyle hayatını kaybetti.Останні чотири місяці він пропустив через травму.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Lidé by měli být při výskytu řezných ran, boláků a jiných krvácivých ran opatrní.
Ayrıca ciltte yaralara neden olabilir.Také se může vyskytnout při poranění hlavy.
Araba patlamasının meydana geldiği bölgede bulunan iki kişi, hafif yaralarla hastaneye kaldırıldı.Dva lidé museli být s lehkými zraněními převezeni do nemocnice.
Daha sonra yaralarını sarmaya çalışır.Později si byla schopná svá zranění ošetřit.
Laertes Hamlet'i zehir sürülmüş kılıçla yaralar ama aynı zamanda kendisi de ölümcül bir yara almıştır.Na závěr dojde k souboji, ve kterém Hamlet uzmutým otráveným mečem zabije Laerta, ale sám je zraněn.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.Na těžká zranění utržená v bitvě zemřel.
Karacabey ve köyleri Yunan mezaliminden çok ağır yaralar almıştır.Papuchalk a alkoun byli těžce postiženi kolapsem populace sledě.
Arkasından vücudunda yaralar oluşur.Důvodem bylo poranění zad.
Ayrıca genelde patlama yaralarıyla karşılaşmayız."Často i v blízkosti nevybuchlých bomb.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Moare două zile mai târziu datorită rănilor.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.A fugit la Oradea, unde a murit din cauza rănilor suferite în luptă.
Fakat Tolomeo Achilla'ya bıçakla hücum edip onu yaralar.Cu toate acestea, Haytham îl schilodește pe Achilles, împușcându-l în genunchi.
İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir.Cercetătorii biblici au remarcat că Ioan evită să spună dacă Toma chiar a pipăit rănile lui Isus.
Bu sırada yaratık ayağa kalkar ve yaralarını iyileştirir ve Strickland'ı öldürür.A lény azonban magához tér, meggyógyítja saját magát, és egy csapással elvágja Strickland torkát a karmaival.
Ayrıca kafasında, ellerinde ve dizlerinde sayısız yaralar oldu.Ezeken kívül rengeteg seb volt látható a fején, arcán és nyakán.
Ayrıca genelde patlama yaralarıyla karşılaşmayız."Gyakran forgatják ki a kopárok fásításakor is.
Araçtakiler hafif yaralarla kazayı atlatmışlardı.Kisebb sérülésekkel megúszta a balesetet.
Bertarido onu karanlıkta tanıyamamıştır ve takındiğı kılıcı çekip ona hücum edip onu kılıcı ile yaralar.A sötétben Bertarido nem ismeri fel barátját, így tévedésből megsebzi őt a karddal.
Gitmeden önce Las Vegas'ta yaralarının iyileşmesini bekledi.A jobb élet reményében Las Vegasba költöztek.
İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.Sérülésébe két nappal később belehalt.
O, bir parça zımpara kağıdıyla yüzünü yaralar.Az ajkakat kis ecsettel festik ki.