Ana içeriğe geç
Sözlük

yaralar ile cümle

yaralar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Je pense qu'il savait ce que les cicatrices sur son visage allaient dire au reste du monde.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.저는 그의 얼굴에 난 상처가 다른 세계를 향해 무엇을 말하고 있는가를 그가 알고 있다고 생각했습니다.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Mielestäni hän tiesi, mitä hänen kasvojensa arvet kertoisivat muulle maailmalle.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Penso che sapesse cosa avrebbero detto al resto del mondo le cicatrici sul suo volto.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Penso que ele sabia o que as cicatrizes na cara dele diriam ao resto do mundo.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Мисля, че той знаеше какво ще кажат белезите по лицето му на останалата част от света.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.Я думаю он знал что шрамы не его лице скажут остальному миру.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.לדעתי הוא ידע מה הצלקות שעל פניו יאמרו לשאר העולם.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.أعتقد أنه عرف ما ستقوله الندوب على وجهه لبقية العالم.
Sanıyorum, yüzündeki yaraların dünyaya ne söyleyebileceğini biliyordu.この時は、混乱したのか、あるいは
Sonra da yaraların gerçekten iyileşmiş olduğunu keşfetti.Y lo que descubrió fue que realmente curó las heridas y permitió hacer cirugía en un entorno limpio.
St Francis bize yaralarını gösteriyor gibi. .---Kristovo ukřižování přímo na svém vlastním těle--takže rány od hřebů na jeho rukách a nohách Dr. Zucker:
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.A vontade de Deus era que o sofrimento envolvido em qualquer tipo de guerra fosse reduzido ao mínimo possível.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Bene, il volere di Dio era che la sofferenza in ogni tipo di guerra venisse ridotta il più possibile.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Dat de hoeveelheid lijden in welke oorlog ook tot het absolute minimum zou worden beperkt.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Dumnezeu vroia ca suferința provocată de război să fie minimă.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Guds vilja var att mängden lidande i alla former av krig skulle vara så liten som möjligt.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Kehendak Tuhan adalah jumlah penderitaan akibat perang dapat dikurangi menjadi sekecil mungkin.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.신의 의지는 어떤 전쟁에서든지 고통의 양이 가능한 한 최소로 줄여지는 것이었습니다
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.La voluntad de Dios era reducir el sufrimiento en cualquier guerra a la mínima expresión.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.No, Boží vůlí bylo snížit počet zasažených válkou na co nejméně.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Nos, Isten azt akarta, hogy a háborúkban a szenvedés mértéke a lehető legkisebb mértékre csökkenjen.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Nun, Gottes Wille war es, das Leiden in jeglichen Kriegen auf ein kleinstmöglices Maß zu beschränken.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Tego, by liczba cierpiących na wojnie była jak najmniejsza.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Ý muốn của Chúa là những mất mát trong bất cứ cuộc chiến nào cũng đều được giảm đến mức tối thiểu.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Ε λοιπόν, η θέληση του Θεού ήταν να μειωθεί o πόνος στους πολέμους όσο το δυνατόν περισσότερο.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Бог бажав, щоб кількість страждань, спричинених будь-якою війною, була якомога меншою.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Бог хотел, чтобы страдания при любых военных действиях были сведены к минимуму.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.Божията воля била да се намали страданието във всяка война колкото се може повече.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.ובכן רצונו של אלוהים היה שכמות הסבל בכל מלחמה יופחת לכמות הכי קטנה שאפשר.
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.حسناً كان يقول انه بواسطة هذا الاختراع كان سيقلل من الخسائر التي تنتج عن الحروب بأكثر قدر ممكن
Tanrı herhangi bir savaşın yaralarının mümkün olduğunca az olmasını istiyordu.できる限り少なくするということです ノルデン爆撃照準器がすることは何でしょう?
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşa# Berharap tanganku begitu kuat Mengusap lukaku
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşaLèves tes mains doucement Caresses mes blessures
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşa# Nắm tay em thật chặt Xoa dịu nỗi đau trong em
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşaSosteniendo mis manos firmemente, cuidando mi herida
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşaSosteniendo mis manos firmemente, cuidando mi herida
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşa# Stringi le mie mani, accarezzi la mia ferita
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşaSzemed lágy fénye megtölti a szobát
# Tut ellerimi sıkıca Yaralarımı okşaTrzymając mocno moje ręce Opiekując się moimi ranami
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.3팩의 정맥 주사를 놓아주고, 몇 군데의 상처를 붕대로 싸매줬던 게 기억나네요.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Ik herinner me dat ik drie infusen gaf en gewonden verbond.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Je me souviens d'avoir fait trois intraveineuses, et des bandages à plusieurs blessés.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Recuerdo haber inyectado tres intravenosas, haber vendando varios heridos.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Ricordo di aver dato 3 flebo, di aver bendato diversi feriti.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Tin minte ca am pus 3 perfuzii, am badajat mai multe persoane ranite.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Помня как правих две интравенозни терапии, бинтовах няколко ранени.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.Я помню, поставил три капельницы, и нескольких перевязал.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.-אני זוכר שנתתי 3 אינפוזיות וחבשתי כמה פצועים.
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.أنا أذكر إعطاء ثلاثة جنود من الفرقة الرابعة , ضمادات لعلاج جروح عديدة .
Üç serum taktığımı, birkaçının yaralarını sardığımı anımsıyorum.砂袋を積んだ壁の傍らに座っていた兵士は 震えて喚き叫んでいた
Unutulmaması gereken en önemli şeyse... ...en kötü yaralar bile, zamanla kaybolur.O importante é lembrar que com o tempo até as piores cicatrizes desaparecem.
Unutulmaması gereken en önemli şeyse... ...en kötü yaralar bile, zamanla kaybolur.Важно помнить, что со временем шрамы исчезают...
Üzerindeki yaralar, mahkeme salonunda galeyana yol açıyor.Y cuando él aparece en el juicio, la extensión de sus heridas dejó estupefactos a los presentes.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.Ahogy az élet elszállt a koraszülött borjúból, megvizsgáltuk a sebeket.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.Khi sự sống trôi qua con bê thiếu tháng, chúng tôi kiểm tra các vết thương.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.조산된 송아지가 죽어가는 동안 우리는 상처를 들여다 봤습니다.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.Medan livet gled ifrån den för tidigt födda kalven undersökte vi mammans skador.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.Mentre la vita abbandonava quel piccolo prematuro, esaminammo le ferite della madre.
Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.Mientras la vida se escapaba de la cría prematura, examinamos sus lesiones.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod