yaraşı ile cümle
yaraşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Благаю ж оце вас я, вязник у Господї, ходити достойно поклику, яким вас покликано,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Итак я, узник в Господе, умоляю вас поступать достойно звания, в которое вы призваны,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.това "възлезе" що друго значи, освен че бе и [по-напред] слязъл в местата по-долни от земята.
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.לכן אזהירכם אני האסור באדון להתהלך כאשר יאתה למשמרתכם אשר נקראתם לה׃
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.فاطلب اليكم انا الاسير في الرب ان تسلكوا كما يحق للدعوة التي دعيتم بها.
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.我 為 主 被 囚 的 勸 你 們 、 既 然 蒙 召 、 行 事 為 人 就 當 與 蒙 召 的 恩 相 稱
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.我 為主 被 囚的 勸你們 、 既然 蒙召 、 行事 為 人 就 當與 蒙 召 的 恩相稱
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.A arma emblemática da guerra é a bomba caseira e o ferimento emblemático é um dano grave nas pernas.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.A háború jellemző fegyvere a házi készítésű bomba, és a jellemző sebesülés többnyire a lábsérülés.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.Het standaard oorlogswapen is de bermbom, en de standaard verwonding is ernstig beenletsel.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.이 전쟁의 상징적인 무기는 IED이고 상징적인 부상은 심각한 다리 부상이었습니다.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.L'arme emblématique de cette guerre est l'EEI, et les blessures associées sont des dégâts sévères à la jambe.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.Najczęściej używaną bronią jest domowej roboty bomba, która powoduje poważne obrażenia nóg.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.Sodan tyypillinen ase on tienvarsipommi, ja tyypillinen vamma on vaikea jalkavamma.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.הנשק שטבע את חותמו במלחמה זו הוא המטען המאולתר, ופציעת ההיכר שלו היא פגיעת רגליים חמורה.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.السلاح الأبرز للحرب هو العبوات الناسفة، و الإصابة الأبرز هي ضرر بالغ في الساق.
Bu savaşın sembol silahı IED ve sembol yarası da ağır bacak yaraları.戦争のシンボル的負傷は、重度の脚の損傷です ものすごい痛みとトラウマに耐えたのち
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin. Dezenfekte edin ve kapatın.Σμηνία, φτιάξ'τον... απολύμανε το πρώτα.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin. Dezenfekte edin ve kapatın..סמל, הרב"ט פצוע .חטא וחבוש את הפציעה
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin. Dezenfekte edin ve kapatın.أيها الرقيب ، إهتم بجراح الطيار . عقمه و ضمده
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Őrmester, hozd az elsősegély ládát.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Sargento, ocúpese de las heridas.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Sergeant, bekommer je om de wond.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Sergent, tag Dem af Overkonstablens sår.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Sersan, sembuhkan luka penjaga.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Se till Josefs sår.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Сержант, някои от рани Overkonstablens.
Çavuş,subayın yarasıyla ilgilenin.Сержант, погрижете се за раните на летеца.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu."Byliśmy zdziwieni urazem, ponieważ nie było kuli.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Kami terkejut melihat lukanya karena tidak ada peluru.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Nous avons été surpris par la blessure parce qu'il n'y avait aucune balle.a
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Poškodba nas je presenetila ker ni bilo metka.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Siamo stati sorpresi dalla ferita poiché non abbiamo trovato alcun proiettile.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Skadan förbryllade oss först då någon kula ej påträffades..
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.We waren verrast door het letsel omdat er geen kogel was.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Wir waren über die Verletzung überrascht, da es keine Kugel gab.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.لقد شعرنا بالدهشة من الإصابة لأنه لم تكن هناك رصاصة.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A hojí potření dcery lidu mého povrchu, říkajíce: Pokoj, pokoj, ješto není žádného pokoje.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie dcéry môjho ľudu na ľahko, hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie môjho ľudu na ľahko hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Bo leczą skruszenie córki ludu mego tylko po wierzchu, mówiąc: Pokój, pokój! choć niemasz pokoju.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Chúng nó rịt vết thương cho con gái dân ta cách sơ sài, nói rằng: Bình an, bình an! mà không bình an chi hết.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Datters Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.E curam a ferida da filha de meu povo le23
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo, ma solo alla leggera, dicendo: «Bene, bene!» ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo ma solo alla leggera, dicendo: Bene, bene! ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.He parantavat kepeästi tyttären, minun kansani, vamman, sanoen: `Rauha, rauha!` vaikka ei rauhaa ole.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.He parantavat minun kansani vamman kepeästi, sanoen: "Rauha, rauha!" vaikka ei rauhaa ole.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Họ rịt vết thương cho dân ta cách sơ sài mà rằng: Bình an! bình an! mà không bình an chi hết.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Họ rịt vết_thương cho dân ta cách sơ_sài mà rằng : Bình_an ! bình_an ! mà không bình_an chi hết .
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.I leczą skruszenie córki ludu mego tylko po wierzchu, mówiąc: Pokój, pokój! choć niemasz pokoju.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Ils pansent à la légère la plaie de la fille de mon peuple: Paix! paix! disent-ils; Et il n`y a point de paix;
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Ils pansent à la légère la plaie de la fille de mon peuple: Paix! paix! disent-ils. Et il n`y a point de paix.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.in hčeri ljudstva mojega zdravijo rano prav lahkomiselno, govoreč: Mir, mir! dasi ni miru.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.In hčeri ljudstva mojega zdravijo rano prav lahkomiselno, govoreč: Mir, mir! dasi ni miru.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler."그들이 내 백성의 상처를 심상히 고쳐 주며 말하기를 평강하다, 평강하다 하나 평강이 없도다"
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler."그들이 딸 내 백성의 상처를 심상히 고쳐주며 말하기를 평강하다, 평강하다 하나 평강이 없도다"