yar ile cümle

yar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaralı, ambulansla taşındı.The injured were transported by ambulance.
O yarın Peru'ya gitmiyor mu?Isn't he going to Peru tomorrow?
Yarın teybi geri ver.Hand back the tape tomorrow.
Yarın teybi iade et.Hand back the tape tomorrow.
Onlara yardım etmeyi düşünüyor musunuz?Are you thinking of helping them?
O yarın Ay'a inecek.Tomorrow he lands on the moon.
Otobüs sürücüsü hafif yaralara maruz kaldı.The bus driver suffered minor injuries.
Yarın seni görecek miyim?Will I see you tomorrow?
Eve geldiğimde yarın onlara telefon edeceğim.I'll phone them tomorrow when I come home.
Öyleyse yarın ne yapacağım?Then what shall I do tomorrow?
O küçük kız kardeşine odasının duvarını boyamasına yardım ettirdi.He had his younger sister help him paint the wall of his room.
O, ablasına odasının duvarını boyamasına yardım ettirdi.He had his older sister help him paint the wall of his room.
O, gece yarısı dört polis memuru tarafından götürüldü.He was taken away by four police officers in the middle of the night.
O, dokuz yardın tamamını satın aldı.He bought the whole nine yards.
Yarın babam benim için lezzetli bir yemek hazırlayacak.My father is going to prepare some delicious food for me tomorrow.
Yarın sabaha kadar bu kız onu yapmış olacak.By tomorrow morning this girl will have done it.
Sana bagajında yardım edeyim.Let me help you with your luggage.
Bana yardım etmene ihtiyacım var.I need you to help me.
Yarın tatilde olacak mısın?Are you going to be on vacation tomorrow?
Yarın onun kilisede şarkı söyleyeceğinden eminim.I'm sure she is going to sing at church tomorrow.
O birçok yarışma kazandı.She won many competitions.
Onlar birçok yarışma kazandı.They won many competitions.
Yarın köpeğime bakar mısın lütfen?Would you please look after my dog tomorrow?
Çok meşgulüm, bu nedenle belki de yarın gelemeyeceğim.I'm very busy so probably I won't be able to come tomorrow.
Çok meşgulüm bu yüzden muhtemelen yarın gelemeyeceğim.I'm very busy so probably I won't be able to come tomorrow.
Bu gece hava iyice soğuyacak. Belki yarın kar yağar.It gets very cold tonight. Maybe it will snow tomorrow.
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Babam çoğunlukla ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Babam çoğu kez ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Yarın hava tahminine göre kar yağacak.It will snow tomorrow according to the weather forecast.
O fark yaratan şeydir.That's what makes the difference.
Tanrı senin ölümlü ruhuna yardım eder.God help your mortal soul.
Burada neredeyse gece yarısı.It's almost midnight here.
Yüz savaşçıdan on tanesi yaralanmamış olarak geri geldi; gerisi öldü.Of one hundred warriors, ten came back uninjured; the rest died.
Yarın öğleden sonra boş musun?Are you free tomorrow afternoon?
Klingonca öğrenmek bir iş adamı olarak onun mesleği için büyük yararı olacak.Learning Klingon will be of great use for his career as a businessman.
O benim yardımımı istedi.She asked for my help.
Yardımımı istedi.He asked for my help.
Onlar beni yargılayamadı.They couldn't judge me.
Onlar yardım istediler.They would call for help.
Onlar onun Kanada'ya gitmesine yardımcı oldu.They helped him get to Canada.
Onlar Dünyanın her yerinde yarıştılar.They competed all over the world.
Federal mahkemelerde yargılandılar.They were tried in federal courts.
Ayrıca ülkeyi birleştirmeye yardım ettiler.They also helped unite the country.
Onlar arkalarında yüzlerce yaralı insan bıraktı.They left behind hundreds of wounded men.
Onlar 2.ooo den fazla ölü ve yaralıyı geride bıraktılar.They left behind more than 2,000 dead and wounded.
Onu eylemlerine göre yargılamalıyız.We should judge him according to his actions.
Gece yarısına kadar kitaplarını okudu.He read his books until midnight.
O vuruldu ve ciddi olarak yaralandı.He was shot and seriously wounded.
Bir yargıtay üyesiydi.He was a member of the Supreme Court.
Ona onun yardımını kabul etmesi söylendi.He was told to expect her help.
Bize karşı samimi ve yardımımızı istiyor.He is friendly to us and wants our help.
Onların çoğunun yardımına gelmesini umuyordu.He expected many of them to come to his aid.
Onlardan kaç tanesinin yardıma ihtiyacı olduğunu bilmiyordum.He did not know how many of them needed help.
İşi başkan yardımcısına bırakacaktı.He would leave the job to his vice president.
Sovyetler Birliği ve onun müttefikleri yardım etmeyi reddetti.The Soviet Union and its allies refused help.
Savaşın o yarısı kolay olmayacaktı.That half of the battle would not be easy.
Binlerce insan öldürüldü veya yaralandıThousands were killed or wounded.
Yüzlerce insan öldürüldü veya yaralandı.Hundreds of people were killed or injured.
Birçok Birliki askeri öldürüldü veya yaralandı.Many Union soldiers were killed or wounded.

İlgili Sayfalar