Size yardımcı olabilir miyim?Can I help you?
Beklenmedik bir şey olmazsa seni yarın görebileceğim.I will be able to see you tomorrow unless something unexpected turns up.
Size biraz yardım edebileceğimi umuyorum.I hope I can be of some help to you.
Meclis dış yardım bütçesini kesti.The House cut the budget for foreign aid.
Kral yarın akşam şahsen bulunacak.The king will appear in person tomorrow evening.
İlk yardıma ihtiyacım var.I need first aid.
İlk yardım bilen biri var mı?Is there anybody who knows first aid?
Tuz yiyeceği çürümekten korumak için yardımcı olur.Salt helps to preserve food from decay.
Başka hiç kimse yardım etmeyi önermedi.Nobody else offered to help.
Bana yardım edecek birine ihtiyacım var.I need somebody to help me.
Lütfen, biri bana yardım etsin.I need somebody to help me.
Yardımınız için size çok minnettarım.I am very grateful to you for your help.
İngilizce ticari olarak yararlıdır.English is useful in commerce.
İngilizce öğrenmekten büyük yararlar sağlayacaksın.You will derive great benefits from learning English.
İngilizce konuşma yarışmasına katılacak mısın?Are you going to take part in the English speech contest?
İngilizcede tahminen yarım milyonun üzerinde sözcük var.It is estimated that there are over half a million words in English.
Atletik yarışma gelecek haftaya kadar ertelendi.The athletic meet was put off until next week.
Atletizm yarışması 15 Ekim'de düzenlendi.The athletic meet took place on October 15.
Senin egzersiz yapman yararlı.It is good for you to take exercise.
Çok fazla egzersiz yarardan çok zarar getirebilir.Too much exercise can do more harm than good.
Taşınırken bana yardımcı olur musun?Could you help me when I move?
Halk en iyi yargıçtır.The public is the best judge.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Doktorlar ve hastaneler tekrar sağlıklı olabilecek insanlara yardım etmelidir.Doctors and hospitals should help the people who can get healthy again.
Doktorlar hasta ya da yaralı kişiye yardım etmeli.Doctors should help the sick or injured person.
Doktor çocuğun yaralı bacağını sardı.The doctor bandaged the boy's injured leg.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Doktor yaralarımı sardı.The doctor bound my wounds.
Doktor onu yarasını tedavi etti.The doctor treated her injury.
Bir doktor olmak yolculuk sırasında bana çok yardımcı oldu.Being a doctor helped me greatly during the journey.
Kurul sosyal yardımı görüşüyor.The committee is discussing social welfare.
Bu kitabı ucuz olduğu için değil fakat yararlı olduğu için almanı istiyorum.I want to buy this book not because it is cheap, but because it is useful.
Zarardan yarar sağlamalısın.You should make the best of a bad situation.
Yardımseverlik evde başlar.Charity begins at home.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Bu olumlu fırsattan yararlandım.I availed myself of this favorable opportunity.
Yarın matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Yarın bir matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Senin yardımından endişeliyiz.We are anxious for your help.
Bana yardım etme zahmetine girdiğiniz için çok naziksiniz.It is kind of you go out of your way to help me.
Şehirlerimiz ciddi kirlenme sorunları yaratıyor.Our cities create serious pollution problems.
Yarın Minami lisesine karşı oynayacağız.We will play Minami High School tomorrow.
Şarap yiyeceği sindirmeye yardımcı olur.Wine helps digest food.
Longlar yarın bir garaj satışı yapacaklar.The Longs are having a garage sale tomorrow.
Robert hafta sonlarında dükkânda babasına yardım ederdi.Robert used to help his father in the store on weekends.
Laura için yapılan sürpriz parti bu gece değil, yarın gece.The surprise party for Laura is not tonight, but tomorrow night.
Araba yarışta yanıp yok oldu.The car burned up in the race.
Yarış ucu ucunaydı.The race was a photo finish.
Yarış son dakikaya kadar devam etti.The race went down to the wire.
Yarıştan önce koşucular ısınmak zorundadır.Before the race, the runners have to warm up.
Yarışta koştuktan sonra bitkindim.I was exhausted after running the race.
Yarışı kazanan at Bay Johnson tarafından alındı.The horse that won the race was owned by Mr Johnson.
Başkan Reagan'ın vergi programı işe yaramadı.President Reagan's tax program has not worked.
Yarasının iyileşmesi Rei'nin 20 gününü aldı.It took Rei 20 days to get over her injury.
Oda servisi. Size yardımcı olabilir miyim?Room service. May I help you?
Elmaların yarısı çürümüş.Half of the apples are rotten.
Radyoya göre, yarın kar yağacak.According to the radio, it will snow tomorrow.
Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.