yar ile cümle
yar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hava güzel olursa, yarın pikniğe gideceğiz.Weather permitting, we will go on a picnic tomorrow.
Hava güzel olursa, yarın başlayacağım.Weather permitting, I'll start tomorrow.
Hava yarışın başlamasını geciktirecek.The weather will delay the start of the race.
Düştüm ve bileğimi yaraladım.I fell down and hurt my wrist.
Profesör Tanaka birinin kendisine çalışmasında yardım etmesini istiyor.Professor Tanaka wants somebody to help him with his study.
Bir telefonun olması onun daha fazla müşteri bulmasına yardım etti.Having a telephone helped her find more clients.
Yarı yolda pes etmeyin.Don't give up halfway.
Tüm çabalarımın yararsız olduğu ortaya çıktı.All my efforts turned out to be useless.
Paketlemek için cumartesi günü bana yardım edebilir misin?Could you give a me hand packing on Saturday?
Sinirlenmeniz işe yaramaz.It doesn't pay to lose your temper.
Yarın Tokyo'da hava güzel olacak mı?Will it be fair in Tokyo tomorrow?
Yarım baş ağrım var.I have a splitting headache.
Özellikle yapacak bir şeyin yoksa bana yardım etmeni isterim.I'd like you to help me if you have nothing in particular to do.
Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.Reading helps you build up your vocabulary.
Ben tarihi yarın geceye değiştirmek istiyorum.I'd like to change the date to tomorrow night.
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Japonya gelişmekte olan ülkelere 2 milyar yenlik bir yardım paketini taahhüt etti.Japan guaranteed a 2 billion yen aid package to developing countries.
Yük treni yoğun sis nedeniyle yaklaşık yarım saat kadar gecikti.The freight train was held up about half an hour because of a dense fog.
At yararlı bir hayvan.The horse is a useful animal.
Yargılama yarın verilecek.Judgement will be given tomorrow.
O yarım saat içinde burada olacak.He will be here in half an hour.
Kavunların yarısı yenildi.Half of the melons were eaten.
Yarım günlük turlarınız var mı?Do you offer any half-day tours?
Bana onun yarısını verin.Give me half of it.
Suçlu merhamet için yargıca yalvardı.The criminal begged the judge for mercy.
O yaralandığı için Amerika'ya dönmeye karar verdi.It was because he was injured that he decided to return to America.
O, kaçmak için kargaşadan yararlandı.She took advantage of his confusion to escape.
Onun yarışmayı kazanması gerektiği doğaldı.It was natural that he should win the contest.
Hiçbirimiz, onun uzun mesafe yarışı kazanma kararını bilmiyordu.None of us knew his decision to win the long-distance race.
Yarışı yine kazandı.He won the race again.
Onun yarışı kazandığı gerçek mi?Is it true that he won the race?
O, istasyona vardığında tren neredeyse yarım saat önce kalkmıştı.When he reached the station, the train had already left almost half an hour before.
Bize yardım edeceğini umuyorum.I expect that he will help us.
Onun bize yardım edeceği kesin mi?Is it certain that he will help us?
Ona resminde yardımcı oldum.I helped him out with his picture.
O, bir yardım çığlığı duyduğunda, bisikletiyle geçiyordu.He was passing by on his bicycle when he heard a cry for help.
Ben onun bir otomobil kazasında kötü yaralandığını duyunca çok şaşırdım.I am very much surprised to hear that he got badly injured in a motorcar accident.
Onun yararına onlara yardımcı olduğu kesindir.It is certain that he helped them for the benefit of himself.
Onun yardımı olmasaydı raporu bitiremezdim.Had it not been for his help, I couldn't have finished the report.
O onun yardımı olmadan başarısız olurdu.She would have failed but for his help.
Bana yardım edeceğinden şüphem yok.I don't doubt that he will help me.
Bize yardım edeceğine kesin gözüyle bakıyorduk.We took it for granted that he would help us.
Onun yarına kadar oraya varması tercih edilir.It is preferable that he gets there by tomorrow.
Ona işinde sana yardım ettir.Get him to help you with the work.
Ondan yardım isteyebilirsin.You can ask him for help.
Ona yardımcı olacak arkadaşı yoktu.He had no friend to help him.
Sadece onun yardımını istemek zorundasın.You have only to ask for his help.
Ondan yardım istemenin hiçbir faydası yok.There is no use in asking him for assistance.
Ona ilk yardımda bulunabilir misiniz?Can you give him first aid?
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Ondan yardım istemenin faydası yok.It's no use asking him for help.
Ondan yardım istemeyecek kadar çok gururluydu.She was too proud to ask him for help.
Ona biraz yararlı tavsiye verdim.I gave him some helpful advice.
Ona kızmanın bir yararı yok.It is no use getting angry at him.
Ona rica ederseniz, size yardımcı olacaktır.If you ask him, he will help you.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.
Onun yardımı olmadan yapabilirim.I can do without his help.
Onun yardımı bizim için zorunludur.His help is indispensable to us.
Onun yardımı paha biçilmezdi.His help has been invaluable.
Onun yardımına güvenmeyin.Don't count on his assistance.