Bir metre tam bir yardaya eşit değildir.A meter is not quite equivalent to a yard.
12 ila 18 arasında değişiklik gösteren birçok erkek ve kız yarışmaya katıldı.Many boys and girls ranging from 12 to 18 entered the contest.
On takım ödül için yarıştı.Ten teams competed for the prize.
Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yöndür.Creativity is an important aspect for the development of human.
Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.The Yankees are running away with the pennant race.
Yarın sabah altıda kalkmak zorunda kalacaksın.You will have to get up at six tomorrow morning.
Yarın bu odayı kullanmana izin verilecek.You will be allowed to use this room tomorrow.
Yarın okula gitmesen iyi olur.You'd better not go to school tomorrow.
Akıllı bir adam hatalarından yararlanır.A wise man profits from his mistakes.
Daha sonraki hayatınızda yararlı olacakları için böyle kitapları okuyun.Read such books as will be useful in later life.
Git ve bulaşıkları yıkamaya yardım et.Go and help wash the dishes.
Ne olursa olsun yarın başlayacağız.Rain or shine, I will start tomorrow.
Her halukârda yarın başlayacağım.Whether it rains or shines, I will start tomorrow.
Lise beyzbol takımları turnuvada birbirleriyle yarıştı.High school baseball teams competed with one another at the tournament.
Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Yarım kürededir.The United States is in the Northern Hemisphere.
O artık zamana karşı bir yarıştı.It was now a race against time.
Bugünkü hava durumu tahmini yarın havanın muhtemelen iyi olacağını söylüyor.Today's weather forecast says that it is likely to be fine tomorrow.
Son zamanlarda tuhaf bir deniz yaratığı bulundu.A strange marine creature was found recently.
Son yara ölümcüldü.The last wound proved fatal.
Onu yapabilirsin! Kim tutar seni. Yardımına hazır olacağım.You can make it! Go for it. I'll stand by you.
Yardımı reddetmen olayları karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Ne dersen de, ona yardım edeceğim.I will help him no matter what you say.
Yaralılar ambulanslarla en yakın hastaneye götürüldü.The ambulances carried the injured to the nearest hospital.
Tıbbi yardıma ihtiyacım var.I need medical help.
Acele edin, yardım edin.Hurry, help.
Yurt dışında bir gezi size yarar sağlayacaktır.You will benefit by a trip abroad.
Denize yarım milden daha fazla değil.It is no more than half a mile to the sea.
Yaralı adamı çimin üzerine koyduk.We laid the injured man on the grass.
Mali yardım için ona güvenebiliriz.We can count on him for financial help.
Senin yardımın planımızın başarısı için çok önemlidir.Your help is vital to the success of our plan.
Ev işine yardım etmek zorunda kaldım.I had to help with the housework.
Eve gittiğimde yarı uyuyordum.I was half asleep when I went home.
Beklenmedik bir şey olmazsa seni yarın görebileceğim.I will be able to see you tomorrow unless something unexpected turns up.
Başka hiç kimse yardım etmeyi önermedi.Nobody else offered to help.
Bana yardım edecek birine ihtiyacım var.I need somebody to help me.
Lütfen, biri bana yardım etsin.I need somebody to help me.
Yardımınız için size çok minnettarım.I am very grateful to you for your help.
Halk en iyi yargıçtır.The public is the best judge.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Bu olumlu fırsattan yararlandım.I availed myself of this favorable opportunity.
Yarın matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Yarın bir matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Elmaların yarısı çürümüş.Half of the apples are rotten.
Annem hâlâ hayatta olsaydı bana yardım ederdi.If my mother were still alive, she would have helped me.
Babasının yardımı olmasaydı o, işte başarısız olurdu.If it had not been for his father's help, he would have failed in business.
Eğer ihtiyacın varsa, sana yardım edeyim.Let me help you, if necessary.
Gerekirse, yarın dokuzda gelirim.If necessary, I'll come at nine tomorrow.
Onun yardım olmasaydı, ben başarısız olabilirdim.If it were not for his help, I might fail.
Onun yardımı olmasaydı, ben başarısız olurdum.If it had not been for his help, I would have failed.
Eğer onun yardımı olmasaydı o boğulabilirdi.If it hadn't been for his help, she might have drowned.
Eğer isterse ona yardım edeceğiz.We will help him if he asks us.
O yarın gelse konuşmak için daha fazla zamanım olur.If he came tomorrow, I would have more time to talk.
Meksika Japonya'nın yarısı kadar çok insana sahiptir.Mexico has half as many people as Japan.
Bay Mailer yarına kadar burada kalacak.Mr Mailer is to stay here till tomorrow.
Mary yarın bize yardımcı olacak.Mary is going to help us tomorrow.
Mac benim süpürgeyi taşımama yardımcı oldu.Mac helped me carry the vacuum cleaner.
Futbol oyununda yaralandın mı?Did you get hurt in the football game?
Feribot hareket etmeye başladı ve yarım saat içinde karşıdaydık.The ferry started to move and we were across in half an hour.