Atletizm yarışması yıllık bir etkinliktir.The athletic meet is an annual event.
Uzay teleskobu bize evreni tanımada öncesinden çok daha fazla yardım edecek.The space telescope will help us know the universe much better than before.
Doktor kazada yaralanmış dört kişiyi kurtardı.The doctor saved the four people injured in the accident.
Elmanın yarısı çürümüştü.Half of the apple was rotten.
Raporu yarına kadar bitirmek neredeyse imkansız.Finishing the report by tomorrow is next to impossible.
Bir yarışmada güreşçinin sağ bacağı kırıldı.The wrestler had his right leg broken in a bout.
Yarışı kim kazanırsa ödülü alacak.Whoever wins the race will receive the prize.
Yarışa katılmak için yeni bir takım kuruldu.A new team was formed in order to take part in the race.
Bazı ünlü yabancı koşucular o yarışa girdi.Some famous foreign runners entered that race.
Yarışta elli tane katılımcı vardı.There were fifty entries for the race.
Sadece dört at yarışta yarıştı.Only four horses competed in the race.
O, yarışta liderliğe sahiptir.He has the lead in the race.
Öyle yaramazlık etmemelisin.You must not misbehave so.
Öyle bir yargılama yapmak yanlış fikirlere yönlendirebilir.Making such a judgement may lead to wrong ideas.
Böyle bir ekonomik program yoksulların pahasına zenginlere yardımcı olacaktır.Such an economic program will help the rich at the expense of the poor.
Yüz elli kişi maraton yarışına girdi.One hundred and fifty people entered the marathon race.
Program şimdiye kadar başlamalıydı, bu yüzden muhtemelen ilk yarıyı kaçıracağız.The program should have started by now, so we'll probably miss the first half.
Parti gece yarısı sona erdi.The party came to an end at midnight.
Haber büyük bir sansasyon yarattı.The news caused a great sensation.
Haber heyecan yaratıyor.The news is creating a stir.
Veri tamamen işe yaramaz.The data was completely useless.
Takım yarı finali kazandı ve finale yükseldi.The team won the semifinals and advanced to the finals.
O konuşma yarışmasına katılmalısın.You should take part in that speech contest.
Bununla ilgili bir sorun yaratmak istemiyorum.I don't want to make an issue of it.
Yaşlı kadının yardım edecek kimsesi yok.The old woman has no one to help her.
Yaramaz kız bir masum havası üstlendi.The naughty girl assumed an air of innocence.
Ve o her zaman bir sorun yaratandı.And she is always a troublemaker.
Bana yardım etmek için bir şey yapabileceğini umuyorum.I hope you can do something to help me out.
Yarın bizi görmeye gel.Do come and see us tomorrow.
Affedersin ama bana yardım edebilir misin?Excuse me, but can you help me?
Spor kaslarımızı geliştirmemize yardımcı olur.Sports help to develop our muscles.
Bütün insanlar eşit yaratılmaz.Not all men are created equal.
Bütün insanlar eşit yaratılırlar.All men are created equal.
Bütün insanlar eşit yaratıldılar.All men are created equal.
Her vatandaşın onlara yardım etmesi gerekir.Every citizen ought to help them.
Tüm yarışmacılar pastadan paylarını almaya çalışıyor.All the competitors are trying to get their piece of the pie.
John neredeyse gece yarısından önce hiç yatmaya gitmedi.John has hardly ever gone to bed before midnight.
John gece yarısına kadar yatmamaya alışık.John is in the habit of staying up until midnight.
John yarın bizi görmeye gelecek mi?Will John come to see us tomorrow?
John yüzme yarışmasında sınıfını temsil etti.John represented his class in the swimming match.
John okulda çok çalıştı, evdeyken annesine işinde yardım etti.John studied hard at school, while at home he helped his mother with her work.
Judy yarın Japonya hakkında konuşacak.Judy will talk about Japan tomorrow.
Jim sınava hazırlanırken gece yarılarına kadar çalıştı.Jim burned the midnight oil when he was preparing for the examination.
Jimmy bir trafik kazasında yaralandı.Jimmy was hurt in a traffic accident.
Benim fermuar yarıya kadar sıkışmış.My zipper stuck halfway up.
Fakat bekar olmanın yararlarına rağmen, onlar birgün evlenmek istiyor.But in spite of the merits of being single, they do want to get married some day.
Ama onlar buraya yarın gelecekler.But they will come here tomorrow.
O ona yardım etmediği için Jane Bob'a kin besliyordu.Jane has it in for Bob because he didn't help her.
Jane ve Mary her zaman dikkat çekmek için yarışıyor.Jane and Mary are always competing for attention.
Shakespeare bir sürü ünlü karakterler yarattı.Shakespeare created many famous characters.
Yarına kadar hoşça kalın.Goodbye till tomorrow.
Sam yardım isteyen herkese yardım eder.Sam helps whoever asks him to.
Rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat bana yardım eder misiniz?Sorry to trouble you, but can you help me?
Çok zahmet olmayacaksa, biraz yardım istiyorum.If it's not too much trouble, I would like some help.
Yarın kitabı sana geri getireceğim.I'll bring the book back to you tomorrow.
Bana yardım ettiğiniz için naziksiniz.It is kind of you to help me.
Yardımınız için şimdiden teşekkür ediyorum.Thank you in advance for your help.
Nazik yardımın için teşekkür ederim.Thank you for your kind assistance.
Ben yardımınıza minnettarım.I appreciate your help.
Sana yardım edemediğim için üzgünüm.I regret that I can't help you.