yarıp ile cümle
yarıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Düşman hattını yarıp geçmeyi denediler.They attempted to break through the enemy line.
Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.
Protestocular başkanlık sarayının önündeki barikatları yarıp geçtiler.The protestors broke through the barricades in front of the presidential palace.
Ancak kuşatmasını yarıp doğu istikametine çıkmaya başarmıştır.Then, they curve to the east, before curving to the east-northeast.
Kara buluta basarak Gökleri yarıp indi.He bowed the heavens also, and came down. Thick darkness was under his feet.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.He split the sea, and caused them to pass through. He made the waters stand as a heap.
Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak.(Cross and) leave the sea undisturbed.
De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;SAY: "I SEEK refuge with the Lord of rising day
Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?HAVE WE NOT opened up your breast
Denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini batırmıştık.Remember, We parted the sea and saved you, and drowned the men of Pharaoh before your very eyes.
De ki: Sığınırım karanlığı yarıp ışıtan sabahın Rabbine.SAY: "I SEEK refuge with the Lord of rising day
Elçileri: "Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz?Said their apostles: "Can there be doubt about God, the originator of the heavens and the earth?
ALLAH taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir.Verily Allah is the Cleaver of the seed-grain and the date- stone.
Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran O'dur.(He is the) Cleaver of the daybreak.
O, sabahı yarıp çıkarandır.(He is the) Cleaver of the daybreak.
Şafağı yarıp sabahı ortaya çıkaran/Fâlık O'dur!(He is the) Cleaver of the daybreak.
Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur.(He is the) Cleaver of the daybreak.
Şüphe yok ki tohumları ve çekirdekleri yarıp nebatları ve ağaçları yetiştiren Allah'tır.Truly it is Allah Who causes the grain and the fruit-kernel to sprout.
(Allah'ın) Lutfundan payınızı arayıp şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.You see ships ploughing their way through them so that you may seek His favor and give Him thanks.
Ancak kuşatmasını yarıp doğu istikametine çıkmaya başarmıştır.Il la refusa et reprit la route de l'Est.
Fakat elindeki güçle şehir surlarını yarıp şehri ele geçirmesinin imkansızdı.La città non lo ha rafforzato, ma lo ha fatto traballare e lo ha estraniato.
Ancak kuşatmasını yarıp doğu istikametine çıkmaya başarmıştır.Zo liet hij aan de oostzijde een voorbucht bouwen.
Güç olmasına karşın 4. Panzer Ordusu, Sovyet ana savunma kuşaklarını yarıp geçmeyi başardı.Men framför allt Panzergruppe 1 började bryta sig igenom det sovjetiska försvaret, tät förbandet 11.
Bunun üzerine General Badanov, kuşatmayı yarıp çıkmak için izin istedi ve 28 Aralık'ta izin verildi.Grupul lui Badanov a primit permisiunea să încerce să spargă încercuirea pe 28 decembrie.
2. SS Panzer Kolordusu üçüncü Sovyet savunma hattını yarıp geçti.II. SS Panzerkorps a pătruns prin linia a treia de apărare sovietică la Prohorovka.
Bu tank genellikle öncü olarak kullanıldı ve düşman cephesini yarıp geçme görevini üstlendi.Kyseinen hyökkäys on ollut usein ratkaiseva, jos se on osunut viholliseen.
Kızıl Ordu savunmasını yarıp ilerleyen Alman kuvvetleri 13 Temmuz'da Rostov'u kuşatıp ele geçirdiler.Efter at være brudt gennem den Røde hærs linjer den 13. juli omringede og erobrede tyske styrker byen Rostov.
2. SS Panzer Kolordusu üçüncü Sovyet savunma hattını yarıp geçti.第2SS装甲軍団はプロホロフカで3番目のソビエト赤軍防衛線を突破した。
Kızıl Ordu savunmasını yarıp ilerleyen Alman kuvvetleri 13 Temmuz'da Rostov'u kuşatıp ele geçirdiler.在7月13日突破蘇聯紅軍之防線後,德軍包圍及攻佔羅斯托夫。
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.(77:13) разделил море, и провел их чрез него, и поставил воды стеною;
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.A despărţit marea, şi le -a deschis un drum prin ea, ridicînd apele ca un zid.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Dividió el mar y los hizo pasar; hizo que las aguas se detuvieran como en un dique
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Dividiu o mar, e os fez passar por ele; fez com que as águas parassem como um montão.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Divise il mare e li fece passare e fermò le acque come un argine
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Er zerteilte das Meer und ließ sie hindurchgehen und stellte das Wasser wie eine Mauer.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Hän halkaisi meren ja vei heidät sen läpi, hän seisotti vedet roukkioksi.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Han kløvde havet og lot dem gå gjennem det og lot vannet stå som en dynge.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.han kløvede Havet og førte dem over, lod Vandet stå som en Vold;
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Han klöv havet och lät dem gå därigenom och lät vattnet stå såsom en hög.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ia membelah laut, lalu menyeberangkan mereka; air ditegakkan-Nya seperti bendungan
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Il fendit la mer et leur ouvrit un passage, Il fit dresser les eaux comme une muraille.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ketté választotta a tengert s átvitte õket; és felállította a vizeket fal gyanánt.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.저가 바다를 갈라 물을 무더기 같이 서게 하시고 저희로 지나게 하셨으며
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ngài rẽ biển ra , làm cho họ đi ngang qua , Khiến nước dựng lên như một đống .
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Ngài rẽ biển ra, làm cho họ đi ngang qua, Khiến nước dựng lên như một đống.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Razklal je morje in peljal jih čez, in postavil je vode kakor jez.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdělil moře, a převedl je; učinil, aby stály vody jako hromada.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdelil more a previedol ich a postavil vody jako nejakú hromadu.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Rozdzielił morze, i przeprowadził ich, i sprawił, że stanęły wody jako kupa.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Διεσχισε την θαλασσαν και διεπερασεν αυτους και εστησε τα υδατα ως σωρον
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.Раздвои морето и ги преведе, И направи водите да стоят като грамада.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.בקע ים ויעבירם ויצב מים כמו נד׃
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.شق البحر فعبّرهم ونصب المياه كندّ.
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.他 將 海 分 裂 、 使 他 們 過 去 . 又 叫 水 立 起 如 壘
Denizi yarıp geçirmişti onları, Bir duvar gibi ayakta tutmuştu suları.他 將海 分裂 、 使 他 們過 去 . 又叫水 立起 如壘
İtişip kakışmadan, Her biri kendi yolundan yürüyor. Savunma hatlarını yarıp geçiyorlar, Sırayı bozmadan.A nebude tlačiť druh druha; každý muž pojde svojou hradskou, a keby hneď napadli na zbraň, nezahnú.
İtişip kakışmadan, Her biri kendi yolundan yürüyor. Savunma hatlarını yarıp geçiyorlar, Sırayı bozmadan.Chúng nó chẳng hề đụng chạm nhau, ai đi đường nấy; xông qua những khí giới mà chẳng bỏ đường mình.
İtişip kakışmadan, Her biri kendi yolundan yürüyor. Savunma hatlarını yarıp geçiyorlar, Sırayı bozmadan.Chúng_nó chẳng hề đụng_chạm nhau , ai đi đường nấy ; xông qua những khí_giới mà chẳng bỏ đường mình .
İtişip kakışmadan, Her biri kendi yolundan yürüyor. Savunma hatlarını yarıp geçiyorlar, Sırayı bozmadan.Den ene tränger icke den andre, var och en går sin givna bana; mitt igenom vapnen störta de fram utan hejd.
İtişip kakışmadan, Her biri kendi yolundan yürüyor. Savunma hatlarını yarıp geçiyorlar, Sırayı bozmadan.drug ne tišči drugega, vsak poedinec gre po svojem tiru, in drevé čez orožje in ne pretrgajo svojega vlaka.
İlgili Sayfalar