yarıp
C2 seviye
TR → EN
Görsel





Tanım
•Bir soyadı. Yarı, yarım, bölük, bölünmüş
Örnek Cümleleryarıp ile daha fazla örnek cümle →
O, sabahı yarıp çıkarandır.
(He is the) Cleaver of the daybreak.
Düşman hattını yarıp geçmeyi denediler.
They attempted to break through the enemy line.
Kara buluta basarak Gökleri yarıp indi.
He bowed the heavens also, and came down. Thick darkness was under his feet.
Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur.
(He is the) Cleaver of the daybreak.
Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?
HAVE WE NOT opened up your breast
Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran O'dur.
(He is the) Cleaver of the daybreak.
Şafağı yarıp sabahı ortaya çıkaran/Fâlık O'dur!
(He is the) Cleaver of the daybreak.
ALLAH taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir.
Verily Allah is the Cleaver of the seed-grain and the date- stone.
De ki: Sığınırım karanlığı yarıp ışıtan sabahın Rabbine.
SAY: "I SEEK refuge with the Lord of rising day
Ancak kuşatmasını yarıp doğu istikametine çıkmaya başarmıştır.
Then, they curve to the east, before curving to the east-northeast.
Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak.
(Cross and) leave the sea undisturbed.
De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;
SAY: "I SEEK refuge with the Lord of rising day