yarım ile cümle

yarım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, tek kulakta yarım sağır.He's half deaf in one ear.
Bu apaçık o, bir yarım akıllı, sadece ona bakıyor.It's obvious he's a half-wit, just looking at him.
Kuzey Yarımküre'de ilkbahar olduğunda, Güney Yarımküre'de sonbahardır.When it's spring in the Northern Hemisphere, it's autumn in the Southern Hemisphere.
Tom yarım gün çalışır.Tom works part-time.
Üçte bir bir yarımdan daha azdır.One-third is less than one-half.
Yemek yarım saat içinde hazır olacak.The meal will be ready in a half hour.
Tom yarım saat önce gitti.Tom left half an hour ago.
Eğer yarım beynin olsa tehlikeli olursun!If you had half a brain you'd be dangerous!
Yarım saattir otobüsü bekliyordum.I've been waiting for the bus for half an hour.
Tom'la yarım gün geçirdim.I spent half a day with Tom.
Tom yarım yıl sonra öldü.Tom died half a year later.
Yarım kilo tavuk budu alabilir miyim, lütfen?Could I have half a kilo of chicken thighs, please?
Ben yarım saattir bekliyorum.I've been waiting for half an hour.
Onlar beni yarım saatten daha fazla bir süre bekletti.They had me waiting for over half an hour.
Biz yarım saat içinde ayrılırız.We leave in half an hour.
Tom yarım saat bekledi ve sonra gitti.Tom waited half an hour and then left.
Biz onu yarım saat önce bulduk.We just found it a half hour ago.
Yarım şişe şarap satın aldım.I bought half a bottle of wine.
"Ne kadar şarap satın aldın?" "Yarım şişe.""How much wine did you buy?" "Half a bottle."
Tom yarım saat geç geldi.Tom came half an hour late.
Yarım asrı geçtim.I'm over a half century old.
Yarım asırdan fazla yaştayım.I'm over a half century old.
Sana yarım saat vereceğim.I'll give you half an hour.
Oy pusulalarının sayımı yarım saat sürdü.The counting of the ballots took half an hour.
Oy pusulalarının sayımı yarım saat aldı.The counting of the ballots took half an hour.
Biz gerçekten yarım saat orada mıydık?Were we really there half an hour?
Sadece yarım saat önce eve geldim.I only got home half an hour ago.
Yarım saat geç kaldın.You're half an hour late.
Beni yarım saatten fazla beklettiler.They kept me waiting for over half an hour.
Tom yarım yamalak bir iş yaptığımı söylüyor.Tom says I did a sloppy job.
Tom yarım yamalak iş yaptığımı söylüyor.Tom says I do sloppy work.
Yarım litre bira istiyorum.I want a pint of beer.
Tom yarım çıplak, caddeden aşağı koştu.Tom ran down the street, half naked.
Benim oyunum yarım yamalak.My playing is sloppy.
Yarım saattir bira içiyorum.I have been drinking beer for half an hour.
Leyla yarım yüzyıl önce doğdu.Layla was born half a century ago.
Mary sandalyeleri yarım daire şeklinde yerleştirdi.Mary placed the chairs in a semicircle.
Öğretmen öğrencilerin sandalyelerini yarım daire şeklinde yerleştirmelerini istedi.The teacher asked the students to place their chairs in a semicircle.
Öğretmen öğrencilerin hep birlikte masalarını yarım daire şeklinde düzenlemelerini istedi.The teacher asked the students to draw their desks together into a semicircle.
Yarım saat içinde seninle olacağıma söz veriyorum..I promise that I'll be with you in half an hour.
Yarım karpuz alalım.Let's buy half a watermelon.
Senin işin yarım yamalak.Your work is sloppy.
Tom yarım saat gecikti.Tom was thirty minutes late.
Yarım saat içinde görüşürüz.We'll see each other in half an hour.
Güney Yarımküre, çoğunlukla okyanuslardan oluşur.The Southern Hemisphere is comprised mainly of oceans.
Yarım saat bekledim.I waited half an hour.
Yarım saat içinde orada olmalıyım.I should be there in half an hour.
Yarım litre et suyunu ısıt.Heat half a liter of broth.
Yarım akıllının biri.He's a half-wit.
Yarım saattir sessizce oturuyordu.He was sitting silent for half an hour.
Yanni süpermarkete yarım saatlik mesafede oturuyor.Yanni lives half an hour from the supermarket.
Yanni markete yarım saat uzaklıkta oturuyor.Yanni lives half an hour from the supermarket.
Yarım saate dönerim.I'll be back in thirty minutes.
Bunu yapmak yarım saatten fazla sürmez.It shouldn't take more than thirty minutes to do that.
Yarım yamalak bir şey yapmanı istemezdi.He wouldn't want you to do anything half-assed.
Gunter, Amelia'nın evinden yarım saat uzakta yaşıyordu.Gunter lived half an hour away from Amelia's house.
1917'de Elser, babasının işine yardım ederek yarım yıl çalıştı.In 1917, Elser worked half a year assisting in his father's business.
Buna karşılık sadece yarım düzine küçük memeliler bu dönemde yok olmuştur.In contrast, only about half a dozen small mammals disappeared during this time.
İki yıllık süreçte küresel telekom sektöründe yarım milyondan fazla insan işini kaybetti.More than half a million people lost their jobs in the global telecom industry over the two years.
Hanna–Barbera stüdyosu, 3000'den fazla yarım saatlik animasyonlu televizyon şovu üretti.The Hanna-Barbera studio produced over 3000 animated half-hour television shows.
İlgili Sayfalar