Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to call at midnight.
Bir gece yarısı telefon konuşması bize hem şok hem de hoşnutsuzluk verir.A midnight telephone call gives us both shock and displeasure.
Gece yarısından önce geri dön yoksa kapılar yüzüne kapanmış olacak.Get back before midnight, or you will be locked out.
Biz onun ne olduğunu öğrenmeden önce Hayatın yarısı harcanmaktadır.Life is half spent before we know what it is.
Matematik öğretmenimiz yarın sınav yapmayacak.Our mathematics teacher won't give us a test tomorrow.
Çok sayıda şirket sözleşmeyi kazanmak için yarışıyor.Several companies are competing to gain the contract.
Ekvator dünyayı iki yarımküreye böler.The equator divides the globe into two hemispheres.
Seçim sonucu yarın ilan edilecek.The result of the election will be announced tomorrow.
Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.A fast child may win the race, but even a slow child can compete.
Kitaplarımın yarısından fazlası dün geceki yangın tarafından yok edildi.More than half of my books were destroyed by the fire last night.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Birçok kumarbaz, at yarışı pistinde para kazanır ve kaybeder.Many gamblers win and lose money at the horse-race track.
Pazarın daha zengin sektörü için çok sayıda firma yarışıyor.Many firms are competing for the wealthier segment of the market.
Çok sayıda öğrenci yarı zamanlı işler arıyor.Many students are looking for part-time jobs.
Çok sayıda öğrenci yarışmaya katıldı.Many students took part in the contest.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Başkan yarın bir açıklama yapacak.The President is to make a statement tomorrow.
O bana yarışı kimin kazanacağını düşündüğümü sordu.He asked me who I thought would win the race.
Erkek çocuklarından her biri yarışa katılmaya istekliydi.Each of the boys was eager to join in the race.
Yavaş ama istikrarlı yarışı kazanır.Slow but steady wins the race.
En geç gece yarısı evde olacağım.I'll be home by midnight at the latest.
Diğerleri gönüllü iş yaparken bazıları yarı zamanlı çalışmaya devam eder.Some continue to work part time, while others do volunteer work.
Kore yarım adasına hiç gittin mi?Have you ever been to the Korean Peninsula?
Hırsızlar gece yarısı kol gezer.Robbers prowl around at midnight.
Hava iyi olursa, yarın sabah ayrılacağız.We shall leave tomorrow morning, weather permitting.
Hava iyi olursa, gezimize yarın başlayacağız.Weather permitting, we'll start on our trip tomorrow.
Hava müsait olursa, yarın çimleri biçeceğim.I'm going to mow the lawn tomorrow, weather permitting.
Hava güzel olursa, yarın sabah gideceğiz.Weather permitting, we'll leave tomorrow morning.
Hava iyi olursa, yarın dışarı çıkacağım.If the weather is good, I'll go out tomorrow.
Hava iyi olursa yarın başlayacağız.We will start tomorrow, weather permitting.
Hava müsait olursa yarın dağın tepesine varacağız.Weather permitting, we are going to get to the top of the mountain tomorrow.
Hava müsait olursa, yarın gideceğim.I'll leave tomorrow, weather permitting.
Hava durumu yarın daha soğuk olacağını söylüyor.The weather forecast says it will be cooler tomorrow.
Hava raporu yarın öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.The weather report says it will rain tomorrow afternoon.
Hava tahminine göre yarın hava güzel olacak.The weather forecast says it will be fine tomorrow.
Hava tahmini göre, yarın yağmur yağacak.According to the weather forecast, it will rain tomorrow.
Hava tahmini göre, hava yarın açık olacak.According to the weather forecast, it will clear up tomorrow.
Hava raporlarına göre, yarın kar yağacak.According to the weather reports, it will snow tomorrow.
Hava tahmini göre, yarın karlı olacak.According to the weather forecast, tomorrow will be snowy.
Hava tahmini, yarın yağmur yağacağını söylüyor.The weather forecast say it's going to rain tomorrow.
Hava güzel olursa, sana yarın uğrayacağım.I will call on your tomorrow, weather permitting.
Hava güzel olursa, yarın pikniğe gideceğiz.Weather permitting, we will go on a picnic tomorrow.
Hava güzel olursa, yarın başlayacağım.Weather permitting, I'll start tomorrow.
Hava yarışın başlamasını geciktirecek.The weather will delay the start of the race.
Yarı yolda pes etmeyin.Don't give up halfway.
Yarın Tokyo'da hava güzel olacak mı?Will it be fair in Tokyo tomorrow?
Yarım baş ağrım var.I have a splitting headache.
Ben tarihi yarın geceye değiştirmek istiyorum.I'd like to change the date to tomorrow night.
Yük treni yoğun sis nedeniyle yaklaşık yarım saat kadar gecikti.The freight train was held up about half an hour because of a dense fog.
Yargılama yarın verilecek.Judgement will be given tomorrow.
O yarım saat içinde burada olacak.He will be here in half an hour.
Kavunların yarısı yenildi.Half of the melons were eaten.
Yarım günlük turlarınız var mı?Do you offer any half-day tours?
Bana onun yarısını verin.Give me half of it.
Onun yarışmayı kazanması gerektiği doğaldı.It was natural that he should win the contest.
Hiçbirimiz, onun uzun mesafe yarışı kazanma kararını bilmiyordu.None of us knew his decision to win the long-distance race.
Yarışı yine kazandı.He won the race again.
Onun yarışı kazandığı gerçek mi?Is it true that he won the race?
O, istasyona vardığında tren neredeyse yarım saat önce kalkmıştı.When he reached the station, the train had already left almost half an hour before.
Onun yarına kadar oraya varması tercih edilir.It is preferable that he gets there by tomorrow.