Yarışa katılmak için yeni bir takım kuruldu.A new team was formed in order to take part in the race.
Bazı ünlü yabancı koşucular o yarışa girdi.Some famous foreign runners entered that race.
Yarışta elli tane katılımcı vardı.There were fifty entries for the race.
Sadece dört at yarışta yarıştı.Only four horses competed in the race.
O, yarışta liderliğe sahiptir.He has the lead in the race.
Elmanın yarısı çürümüştü.Half of the apple was rotten.
Yüz elli kişi maraton yarışına girdi.One hundred and fifty people entered the marathon race.
Program şimdiye kadar başlamalıydı, bu yüzden muhtemelen ilk yarıyı kaçıracağız.The program should have started by now, so we'll probably miss the first half.
Parti gece yarısı sona erdi.The party came to an end at midnight.
Takım yarı finali kazandı ve finale yükseldi.The team won the semifinals and advanced to the finals.
O konuşma yarışmasına katılmalısın.You should take part in that speech contest.
Yarın bizi görmeye gel.Do come and see us tomorrow.
Tüm yarışmacılar pastadan paylarını almaya çalışıyor.All the competitors are trying to get their piece of the pie.
John neredeyse gece yarısından önce hiç yatmaya gitmedi.John has hardly ever gone to bed before midnight.
John gece yarısına kadar yatmamaya alışık.John is in the habit of staying up until midnight.
John yarın bizi görmeye gelecek mi?Will John come to see us tomorrow?
John yüzme yarışmasında sınıfını temsil etti.John represented his class in the swimming match.
Judy yarın Japonya hakkında konuşacak.Judy will talk about Japan tomorrow.
Jim sınava hazırlanırken gece yarılarına kadar çalıştı.Jim burned the midnight oil when he was preparing for the examination.
Benim fermuar yarıya kadar sıkışmış.My zipper stuck halfway up.
Ama onlar buraya yarın gelecekler.But they will come here tomorrow.
Jane ve Mary her zaman dikkat çekmek için yarışıyor.Jane and Mary are always competing for attention.
Yarına kadar hoşça kalın.Goodbye till tomorrow.
Yarın kitabı sana geri getireceğim.I'll bring the book back to you tomorrow.
Bu elmaların yarısı çürümüş.Half of these apples are rotten.
Bu posta yarın teslim edilecek.This mail will be delivered tomorrow.
Bu kitabın fiyatı yarı yarıya düşürüldü.The price of this book has been reduced by half.
Bu raporu bu sabahtan beri yazıyorum, fakat ben sadece yolu yarıladım.I have been typing this report since this morning, but I'm only halfway through.
Burada bırakalım ve yarın devam edelim.Let's quit here and continue tomorrow.
Et sadece yarı pişirilir.The meat is only half cooked.
Güzel hava yarına kadar sürecek mi?Will the fine weather keep up till tomorrow?
Bu dedektif hikayesinin yarısındayım.I am halfway through this detective story.
Ben yarın öğleden sonra saat 2.00'ye kadar bu işin tamamlanmasını istiyorum.I want this work completed by two o'clock tomorrow afternoon.
Bu iş yarına kadar bitirilmeli.This work must be finished by tomorrow.
Bu iş yarım saat içinde bitirilebilir.This work can be finished in half an hour.
Bu drama yarın yayında olacak.This drama will be on the air tomorrow.
Bu süt yarına kadar dayanmaz.This milk won't keep till tomorrow.
Bu kavun yarın yemek için iyi olur.This melon will be good to eat tomorrow.
Hawaii'e giderken, bu kayık motorunun yarı yolda bozulmayacağını umalım.Let's hope this boat engine doesn't give up the ghost when we're halfway to Hawaii.
Bu bulmaca yarına kadar çözülecek.This puzzle will be completed by tomorrow.
Yarından itibaren bu e-posta adresi adresi geçersiz olacak.From tomorrow this email address will be invalid.
Yarından sonra bu e-posta adresi geçersiz olacaktır.From tomorrow this email address will be invalid.
Yarın tekrar burada buluşalım.Let's meet here again tomorrow.
Kekin herhangi bir yarısını alabilirsin.You may take either half of the cake.
Chris yarın çalışamaz.Chris can't work tomorrow.
Sınıfın yarısı kahve içtiklerini söylüyor.Half the class say that they drink coffee.
Carol yarın sekize kadar Londra'dan ayrılmış olacak.Carol will have left for London by eight tomorrow.
Kathy üniversitede okuyabilmek için yarı zamanlı bir iş buldu.Kathy got a part-time job so that she could study at college.
Sadece yarın sabah altıda burada olmak zorundasın.You only have to be here at six tomorrow morning.
Sepetteki muzların yarısı çürümüştü.Half of the bananas in the basket were rotten.
Babam bir aşçılık yarışmasında bir yarışmacıydı ve birincilik ödülünü kazandı.My father was a contestant in a cooking contest and won first prize.
Babam nadiren gece yarısından önce eve döner.Dad rarely gets back home before midnight.
Yarın parayı sana geri vereceğim.I'll give you back the money tomorrow.
Bay Brown, Oregon'dan bir arkadaş, bizi yarın ziyaret edecek.Mr. Brown, a friend from Oregon, will visit us tomorrow.
Yarı zamanlı çalıştığını biliyorum.I know you're working part-time.
Emily konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.Emily won first prize in the speech contest.
Evet. Ben onu yarına kadar okumak zorundayım.Yes. I have to read it by tomorrow.
Yarın bazı konuklarımız olacak.We will have some guests tomorrow.
Bir tavşan, bir kaplumbağa ile yarıştı.A hare raced with a tortoise.
İngiltere, yarışı kazanacak.England is going to win the race.