Ana içeriğe geç
Sözlük

yarışmak ile cümle

yarışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Her gün 4 kişi yarışmaktadır.Turnaj hrajú každý rok 4 tímy.
3000, 5000 ve 10000 metrede yarışmaktadır.Súťaží sa na 500, 1000 a 1500 metrov.
Takımlar ayrıca Continental Cup'ta da yarışmaktadır.Zatiaľ súťaží len v Kontinentálnom pohári.
Marcel Kittel, (d.11 Mayıs 1988), Argos Shimano takımı adına yarışmakta olan Alman yol bisikleti yarışçısı.Marcel Kittel (* 11. máj 1988, Arnstadt, Nemecko) je nemecký cyklista, ktorý jazdí za team Katusha-Alpecin.
2005'ten bu yana yarışmaktadır.Klub hrá v súťaži od roku 2005.
Çiftler kategorisinde yarışmaktadır.Súťaží sa v pároch aj družstvách.
İki kulüp şampiyonluk için birbiriyle yarışmaktadır.Obe disciplíny majú spoločné majstrovstvá sveta.
2011 itibarıyla Brumos Racing adına Rolex Sports Car Series'te yarışmaktadır.Leta 2014 se bo tekmovanje združilo s tekmovanjem Rolex Sports Car Series.
2007'den bu yana yarışmaktadır.Na najvišji ravni tekmuje od leta 2007.
Aslında tekler kategorisinde yarışmaktaydı.Tekmovali so v kategoriji skupin.
Bazısı da yarışmaktan çekiniyordu.Drugi so bili tudi v pokalnem tekmovanju.
Kevin Jan Magnussen (doğum 5 Ekim 1992) Danimarkalı yarış pilotu, Haas-Ferrari için yarışmaktadır.Kevin Magnussen, danski dirkač, * 5. oktober 1992, Roskilde, Danska.
Ricciardo, 30 Ekim 2009 tarihinde, 2010 sezonunda Tech 1 takımı ile yarışmak için sözleşme imzaladı.2009 m. spalio 30 d. Ricciardo su komanda „Tech 1“ pasirašė sutartį 2010 m. sezonui.
Sonraki yıl ise Eurasia Motorsport ile Formula BMW Asya şampiyonasında yarışmak için bir burs kazandı.Sekančiais metais jis laimėjo stipendiją dalyvauti „Formula BMW“ Azijos čempionate su „Eurasia Motorsport“.
Çiftler kategorisinde yarışmaktadır.Jie varžėsi dviejose kategorijose.
Takımlar ayrıca Continental Cup'ta da yarışmaktadır.Taip pat žaidžia IIHF „Continental Cup“.
Yarışmacılar ülkeleri için dedğil, kendileri için yarışmaktadır.Mokinės konkuruoja tarp savęs, suaugusieji veliasi į jų konfliktus.
Ticaret üzerinde egemenlik için hem Portekiz ile hem de birbirleriyle yarışmaktaydılar.Selleks tuli konkureerida nii Portugaliga kui ka omavahel.
1500 metreden maratona kadar birçok farklı kategoride yarışmaktadır.Ta on mitmekordne Eesti meister distantsidel 1500 m jooks kuni maraton.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim. Hâlâ başarı istiyordum.Olhei-me no espelho e percebi que queria continuar a competir, a querer ter êxito.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim. Hâlâ başarı istiyordum.הייתי חייב להביט במראה ולהבין שעדיין רציתי להתחרות.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.Ho dovuto guardarmi allo specchio per rendermi conto che volevo ancora competere.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.거울을 들여다보며, 아직도 완수하고자 하는 자신을 깨달았어요
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.Tôi nhìn vào gương và nhận ra rằng tôi vẫn muốn ganh đua.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.Tuve que mirarme en el espejo y darme cuenta que aún quería competir.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.نظرت للمرآة و أدركت أنني مازلت أرغب بالمنافسة.
Aynaya baktım ve tekrar yarışmak istediğimi fark ettim.成功を収めたいけれど-
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için이 사진은 인근 서점과의 경쟁 때문에 공원 관리소에 의해
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Asta e chiar înainte de a fi dat afară de angajații parcului pentru că a făcut concurență librăriei de acolo.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Chwilę po tym leśnicy wyrzucili go z parku narodowego za konkurowanie z miejscową księgarnią.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Đây là ngay trước khi anh ấy bị đuổi đi bởi Parks Services, bởi cạnh tranh với nhà sách ở đó.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Esto es poco antes de que fuera expulsado por la vigilancia del parque por competir con la librería del lugar.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Isto foi imediatamente antes de ser despedido da Parks Services por competir com a livraria deles.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Εδώ είναι λίγο πριν τον διώξει η υπηρεσία του πάρκου επειδή ανταγωνιζόταν το τοπικό βιβλιοπωλείο.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Това е малко преди да бъде изхвърлен от служителите на парка, заради конкуриране с магазините за книги там.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Это было до того, как служба парка вышвырнула его за конкуренцию с книжным магазином в том районе.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.Якраз перед тим, як паркові служби вигнали його геть, бо він перебивав торг місцевій книгарні.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak içinזה בדיוק לפני שהוא גורש החוצה על ידי רשויות הפארק.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak içinذلك تماماً قبل أن يطرده عمال خدمات الحدائق
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için公園の管理人に追い出される前の写真です
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Cítím se, jako bych svůj život žil, namísto toho, abych s ním jen závodil.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Cítim, že svoj život žijem namiesto toho, aby som sa ním len hnal.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Czuję się jakbym szedł przez życie, z nie przez nie biegł.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Det føles som om jeg lever mit liv, i stedet for faktisk bare at race igennem det.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Ich habe das Gefühl -- ich lebe mein Leben statt durch es zu rasen.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Ik voel me alsof ik -- als of ik mijn leven leef eerder dan er waarlijk door te racen.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Je sens que je -- je vis ma vie plutôt que, finalement, juste la traverser en courant.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.저는 제 삶을 살아가고 있다고 느낍니다, 단순히 경주해나가는 삶이라기 보다는요.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Mi sento come se--come se vivessi davvero la mia vita, piuttosto che passarci semplicemente attraverso.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Siento que estoy viviendo mi vida en vez de correr por ella.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Simt ca imi traiesc viata in loc sa alerg prin ea.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Úgy érzem, hogy megélem az életem, ahelyett, hogy csak átrohannék rajta.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Αισθάνομαι σα να ζω την ζωή μου αντί να την περνάω στα γρήγορα.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Чувствам се като че -- като че живея живота си вместо да препускам през него.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Я відчуваю, що живу своїм життям, а не мчу крізь нього.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.Я чувствую, что действительно живу своей жизнью, а не проношусь по ней, как ракета.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.אני חש שאני חי את חיי, במקום לרוץ דרכם כבמירוץ.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.أشعر وكأنني -- أنا أعيش حياتي في الواقع بدلا من مجرد التسابق خلالها.
Hayatımı, yarışmaktan ziyade yaşadığımı hissediyorum.生きていると感じることができます そして 何よりもの成功は
İlk hikaye geçen sene Danimarka adına yarışmak içinChen nu gevangen wegens corruptie. .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod