Tom yarışmaya girmeye karar verdi.Tom decided to enter the competition.
Birkaç öğrenci yarışmaya katılmaktan mutlu olacağını söyledi.A number of students said they would be happy to take part in the contest.
Başka hiçbir yarışmacı böyle dikkat çekici bir başarı elde etmedi.No other contestant has obtained such a remarkable achievement.
Japon takımı bu yarışma için altın madalya kazandı.The Japanese team won the gold medal for this competition.
O, ulusal lise boks şampiyonası yarışmasına girdi.He entered the national high school boxing championship competition.
Güzellik yarışmasına katılmayı planlıyor.She plans to take part in the beauty contest.
O bir güzellik yarışmasına katılmak niyetinde.She intends to participate in a beauty contest.
O, muhtemelen konuşma yarışmasını kazanacaktır.He will probably win the speech contest.
Pek çok kişi yarışma için kayıt oldu.Many people signed in for the contest.
Baba göz kırpmadan bakışma yarışması yapalım.Daddy, let's have a staring contest.
Güzellik yarışmasını kazandı.She won the beauty contest.
Butan'ın milli sporu okçuluktur ve yarışmalar düzenli olarak çoğu şehirlerde düzenlenir.Bhutan's national sport is archery, and contests are regularly organized in most towns.
Bu yarışma önceden ayarlanmış.This contest is fixed.
Bu yarışma hileli.This contest is fixed.
Tom yarışmayı kazandı.Tom won the competition.
Babam yemek pişirme yarışmasına katıldı ve birinci geldi.My father participated in a cooking contest and came in first.
Yarışma sonuçları birkaç dakika içinde ilan edilecektir.The results of the competition will be announced in a few moments.
O, o yarışmayı kazanan ilk kızdı.She was the first girl to win that contest.
Bir sonraki yarışmaya kadar burada kalacağız.We'll stay here until the next contest.
O, ıslak tişört yarışmasını kazandı.She won the wet t-shirt contest.
At koşum bağlama yarışmasına katıldı.He participated in the horse dressage competition.
Bu zamanlanmış bir yarışma.It's a timed competition.
İşimizin çoğu, mimari yarışmalardan geliyor.Most of our business is derived from architectural competitions.
Sen yarışmak ister misin?Do you want to race?
Cidden benimle yarışmak istiyor musun?Do you seriously want to race me?
Heceleme yarışması aptalcadır.Spelling bees are stupid.
Öpüşme yarışmasını kazandılar.They won the kissing contest.
Onlar senin yarışman.They're your competition.
Ben bir şarkı yarışmasına girdim.I entered a singing contest.
Bir konuşma yarışmasına girdim.I entered a speech contest.
Gerçek, popülerlik yarışması değildir.Truth is not a popularity contest.
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Ben yarışmayı kazandım.I won the event.
Onlar bu öğleden sonra dalış yarışması yapıyorlar.They're having a diving contest this afternoon.
Bu bir yarışma değil.It's not a competition.
Tom Uluslararası Chopin Piyano Yarışması'nı kazandı.Tom won the International Chopin Piano Competition.
Tom yarışmaya girmeyi planlıyor, değil mi?Tom is planning on entering the competition, right?
Yazım yarışmasında bir ödül kazandım.I won a prize in the spelling competition.
Yazma yarışmasında bir ödül kazandın, değil mi?You won a prize in the spelling competition, didn't you?
O, yazım yarışmasında bir ödül kazandı.He won a prize in the spelling competition.
Mary yazım yarışmasında bir ödül kazandı.Mary won a prize in the spelling competition.
Biz yazım yarışmasında ödüller kazandık.We won prizes in the spelling competition.
Onlar yazım yarışmasında ödüller kazandılar.They won prizes in the spelling competition.
Sen yazım yarışmasında ödül kazandın, değil mi?You won prizes in the spelling competition, didn't you?
Yarışma yarın başlıyor.The contest starts tomorrow.
Yarışma yarın başlar.The contest starts tomorrow.
Tom yarışmayı kazandığını hayal etti fakat onun ödülü çalındı.Tom dreamed that he had won the contest, but that his prize had been stolen.
Bir yarışmaya ne dersin?How about a contest?
Yarışma hakkında endişeli misin?Are you worried about the competition?
Bu şubat ayında bir piyano yarışmasına katılıyorum.I am joining the piano competition this February.
Komşunun oğlu okulda heceleme yarışmasını kazandı.The neighbors' son won the spelling bee at school.
Yarışma saat kaçta başlıyor?What time does that contest start?
Tom'un yazım yarışmasını kazandığını duydum.I heard that Tom won the spelling bee.
Duyduğuma göre heceleme yarışmasını Tom kazanmış.I heard that Tom won the spelling bee.
Tom televizyonda bir buz pateni yarışmasını izliyor.Tom is watching an ice-skating competition on TV.
Tom yarışmanın ikinci turunda elendi.Tom was eliminated in the second round of the contest.
Tom'un yarışmalarda kazandığı kupalarla dolu bir dolabı var.Tom has a closet full of trophies that he won at competitions.
Onun gözde takımı yarışmaların çoğunu kazanmaz.His favourite team doesn't win a lot of competitions.
O şanslıydı ve yarışmayı kazandı.He was lucky and won the competition.
Tom, Eurovision Şarkı Yarışmasını kazandı.Tom won the Eurovision Song Contest.