Yarın geri döndüğümde onları arayacağım.I'll call them tomorrow when I come back.
Geri döndüğümde onları yarın ararım.I'll call them tomorrow when I come back.
Yarın, aya inecek.Tomorrow, he will land on the moon.
Yarın buluşuyor muyuz?We're meeting up tomorrow?
Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.Half a million children still face malnutrition in Niger.
Yarın, ben kütüphanede çalışacağım.Tomorrow, I'm going to study at the library.
Yarın dersim var.I have class tomorrow.
Kahretsin, gecenin bir yarısında beni aramaya cesaret eden pislik kim ?!Holy crap, who's the asshole who dares call me in the middle of the night?!
Yarın gelmek zorunda değilsin.You don't have to come tomorrow.
İşleri yarım bırakmamalısın.You shouldn't do things by halves.
Bu kompozisyonu yarın öğleye kadar yazdıracaksın, değil mi?You'll have this composition written by noon tomorrow, won't you?
Fotoğraf makineniz yalnızca benimkinin yarısı büyüklüğünde.Your camera is only half the size of mine.
Seni yarın terk ediyorum.I'm leaving you tomorrow.
Yarın boş olup olmadığını bilmek istiyorum.I want to know if you'll be free tomorrow.
Yarın boş olup olmayacağını bilmek istiyorum.I want to know if you'll be free tomorrow.
Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.It will not make much difference whether you go today or tomorrow.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın hava iyi olacak.Judging from the look of the sky, it will be fine tomorrow.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın kar yağabilir.Judging from the look of the sky, we may have snow tomorrow.
Ben sana parayı yarın vereceğim.I will give you the money tomorrow.
Yarın hava iyi olacak, belki.It will be fine weather tomorrow, perhaps.
Ben sadece yarışlarda kaybettim bu yüzden beş parasızım.I just lost at the races so I'm flat broke.
Yarışı koştuktan sonra, Jane iki bardak arpa çayı içti.Having run the race, Jane had two glasses of barley tea.
O, yarışta beşinci geldi.He came in fifth in the race.
O, yarışta beşinci oldu.He came in fifth in the race.
Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.Competition is neither good nor evil in itself.
Geçen yaz, ben bir çiftlikte yarım zamanlı çalıştım.Last summer, I worked part time on the farm.
Yarın okula gideceksin.You'll go to school tomorrow.
Öğrencilerin yarısı yok.Half of the students are absent.
Öğrencilerin yarısı yoktu.Half the students were absent.
Yarım saatte okula yürüyebilirim.I can walk to school in half an hour.
Okula yürüyerek gitmek yarım saatimizi alıyor.It takes us half an hour to walk to school.
Okulu yarın başlıyor.School begins tomorrow.
Denize yarım milden daha fazla değil.It is no more than half a mile to the sea.
Toplantı yarın yapılacak.The meeting will be held tomorrow.
Yarın muhtemelen top oyununa gideceğiz.We'll likely go to the ball game tomorrow.
Sadece konuşmak için gece yarısına kadar uyanık kaldık.We sat up half the night just talking.
Şu şirketle sert bir yarış halindeyiz.We are in a fierce competition with that company.
Yangın, gece yarısına doğru patlak verdi.The fire broke out toward midnight.
Yangında kasabanın yarısı yandı.Half of the town burnt down in the fire.
Yarın kiranın vadesi geldi.The rent is due tomorrow.
Eve gittiğimde yarı uyuyordum.I was half asleep when I went home.
Beklenmedik bir şey olmazsa seni yarın görebileceğim.I will be able to see you tomorrow unless something unexpected turns up.
Kral yarın akşam şahsen bulunacak.The king will appear in person tomorrow evening.
İngilizce konuşma yarışmasına katılacak mısın?Are you going to take part in the English speech contest?
İngilizcede tahminen yarım milyonun üzerinde sözcük var.It is estimated that there are over half a million words in English.
Atletik yarışma gelecek haftaya kadar ertelendi.The athletic meet was put off until next week.
Atletizm yarışması 15 Ekim'de düzenlendi.The athletic meet took place on October 15.
Yarın matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Yarın bir matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Yarın Minami lisesine karşı oynayacağız.We will play Minami High School tomorrow.
Longlar yarın bir garaj satışı yapacaklar.The Longs are having a garage sale tomorrow.
Laura için yapılan sürpriz parti bu gece değil, yarın gece.The surprise party for Laura is not tonight, but tomorrow night.
Araba yarışta yanıp yok oldu.The car burned up in the race.
Yarış ucu ucunaydı.The race was a photo finish.
Yarış son dakikaya kadar devam etti.The race went down to the wire.
Yarıştan önce koşucular ısınmak zorundadır.Before the race, the runners have to warm up.
Yarışta koştuktan sonra bitkindim.I was exhausted after running the race.
Yarışı kazanan at Bay Johnson tarafından alındı.The horse that won the race was owned by Mr Johnson.
Elmaların yarısı çürümüş.Half of the apples are rotten.
Radyoya göre, yarın kar yağacak.According to the radio, it will snow tomorrow.