O, ona işini bırakması için baskı yaptı.She pressured him to quit his job.
O ona istifa etmesi için baskı yaptı.She pressured him to quit.
Yorgun olmama rağmen yapabileceğimi yaptım.Although I was tired, I did what I was able to do.
O, sonuncudan daha iyi yaptı.He did better than last time.
Yağmurlu bir günde yaptığın en sevdiğin şey nedir?What's your favorite thing to do on a rainy day?
Köpeğinize egzersiz yaptırmak için en sevdiğiniz şey nedir?What's your favorite way to exercise your dog?
Büyük bir hata yaptık.We made a huge mistake.
O, bütün parayla ne yaptı?What did she do with all the money?
Annem bana birkaç yeni giysi yaptı.My mother made some new clothes.
Bir keşif yaptım.I've made a discovery.
Onu nerede yaptı?Where did he do it?
O ördeğe eşlik edecek bir kızılcık sosu yaptı.He made a cranberry sauce to accompany duck.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.I believe in censorship. I made a fortune out of it.
Su yokluğu nedeniyle kötü hasat hasat yaptık.We had a poor harvest because of the lack of water.
Shounan'a ne yaptığını bana söyle.Tell me what you did to Shounan.
Bunu senin için yaptım.I did this for you.
Ben gerçekten onun neden böyle bir şey yaptığını bilmek istiyorum.I would really like to know why he did such a thing.
O tür bir şeyi niçin yaptığını gerçekten bilmek istiyorum.I really want to know why he did that kind of thing.
Onun o tür bir şeyi niçin yaptığını gerçekten bilmek istiyorum.I'd really like to know why he did that sort of thing.
Yemeğimizi yerken, o gün ne yaptığımızdan bahsettik.As we ate our meal, we talked about what we had done that day.
Hiç gönüllü iş yaptın mı?Have you ever done any volunteer work?
Dün gece ne yaptığımızı sana söyleyemem.I can't tell you what we did last night.
Dürüst olmak zorundayım. Ben bir MRI taraması ilk yaptırdığım zaman biraz sinirliydim.I have to be honest. I was a little bit nervous the first time I had an MRI scan.
Onu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat bir şekilde onu yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyways.
Yaptığım seçimlerin sonuçlarıyla yaşamak zorundayım.I must live with the consequences of the choices I've made.
Ne yaptığını bilmek istiyorum.I'd like to know what you're doing.
İlk ders için zaten ödeme yaptım.I've already paid for the first lesson.
Birkaç gün önce yaptığımız güveci yiyoruz.I've been eating the stew that we made a few days ago.
Yiyemeyeceğim yiyeceklerin bir listesini yaptım.I've made a list of foods that I can't eat.
Konuşmam gereken kişilerin bir listesini yaptım.I've made a list of people I need to talk to.
Satın almak istediğim şeylerin bir listesini yaptım.I've made a list of things I'd like to buy.
Onun yanlış bir şey yaptığı olası değil.It's unlikely that he did anything wrong.
Eskiden yaptığımız gibi parkta yemek yiyelim.Let's eat in the park like we used to.
Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.She makes sure that her family eats a balanced diet.
Sporcuların yedikleri yiyecek tam olarak ne tür egzersizleri yaptıkları kadar önemlidir.The food athletes eat is just as important as what kind of exercises they do.
Senin yaptığın her şeyi takdir ediyoruz.We appreciate everything you have done.
Yaptığımızla ilgili hata nedir?What's wrong with what we did?
Yaptığımızın nesi var?What's wrong with what we did?
Yaptığımızda yanlış olan nedir?What's wrong with what we were doing?
Başladığımızda, ne yaptığımızı gerçekten bilmiyorduk.When we started out, we didn't really know what we were doing.
Böyle bir şeyi kimin yaptığını düşünüyorsun?Who do you think would do such a thing?
Şu ana kadar dövme yaptırmayı düşündünüz mü?Would you ever consider getting a tattoo?
Geçen yaz ne yaptığımı duymak ister misin?Would you like to hear about what I did last summer?
Kocasına elmalı tart yaptı.She made her husband an apple pie.
Ben ne yaptım?What have I done?
O, niçin gelmediği hakkında bir açıklama yaptı.He gave an explanation about why he had been absent.
Karımı seçerken büyük bir hata yaptım.I made a big mistake when choosing my wife.
Benim için yaptığın her şey için minnettarım.I'm very grateful for everything you've done for me.
Herkes onun çocukları için yapabildiği her şeyi yaptığını bilir.Everyone knows that she has done everything she could for her children.
İnsanlar her zaman bana yaptığımı niçin yaptığımı soruyorlar.People always ask me why I do what I do.
Bana reddedemediğim bir teklif yaptılar.They made me an offer I couldn't refuse.
Bu köpek kulübesini tek başıma yaptım.I made this doghouse by myself.
Onu kendiniz mi yaptınız?Did you make it by yourself?
Onun benim için yaptığı şey için minnettarlığımı dile getirmiştim.I expressed my gratitude for what he did for me.
Hepsini kendin mi yaptın?You built that all by yourself?
Çocuklar plajda kumdan bir kale yaptılar.The children built a sand castle on the beach.
Herkes kendi yaptığıyla övünür.Every fox praises its tail.
Tom yaptığı bütün iş karşılığında ne alıyor?What does Tom get in return for all the work he's done?
Biz Tom'u takımın kaptanı yaptık.We made Tom the captain of the team.
Tom yanlış bir şey yaptığını kabul etmeyecektir.Tom won't admit that he's done anything wrong.