Amerikan gemileri durdu ve İngiliz sularında araştırma yaptı.The American ships were stopped and searched in British waters.
Kurultay tekrar oylama yaptı.The convention voted again.
Meclis otuz üç kez oylama yaptı.The House voted thirty-three times.
Erkekler ve kadınlar bir gecede büyük miktarlarda para yaptı.Men and women made huge amounts of money overnight.
Amerikalıların çoğu Coolidge'in yaptığını onayladı.Most Americans approved of what Coolidge did.
Afrikalı Amerikalılar sivil haklar için gösteri yaptılar.African Americans demonstrated for civil rights.
Onun ailesi ve doktoru ona gitmemesi için baskı yaptılar.His family and his doctor urged him not to go.
Birkaç hafta sonra, doktorlar Cleveland'a sert kauçuktan yeni bir çene çıkışı yaptı.After a few weeks, doctors made Cleveland a new jaw out of hard rubber.
Köleler işin çoğunu yaptı.Slaves did most of the work.
General John Pope korkunç bir hata yaptı.General John Pope made a terrible mistake.
Onlardan bazıları çok az iş yaptı.Some of them did very little work.
Nixon ulusal TV' de konuşma yaptı.Nixon made the speech on national TV.
Bazıları kısmen yer altında evler yaptı.Some built houses partly underground.
Onların çoğu düşmanla ticaret yaptı.Many of them had traded with the enemy.
Madison Kongrede çok duygusal bir konuşma yaptı.Madison made an emotional speech in Congress.
Avrupalılar kendileri için çalışan Hintlilere sık sık ödeme yaptı.The Europeans often paid Indians to work for them.
Bugün çok ilerleme yaptık.We've made a lot of progress today.
Garip bir keşif yaptılar.They made a strange discovery.
Onlar tuhaf bir keşif yaptı.They made a strange discovery.
Daha önce İngilizce bir konuşma yaptın mı?Have you made a speech in English before?
Yaptığını düşünmeden, onu iyi yapar.Regardless of what he does, he does it well.
Onun affını istiyorsan yaptığını itiraf etmelisin.If you want her forgiveness you need to come clean about what you did.
Annem doğum günüm için bir pasta yaptı.Mom made a cake for my birthday.
Hızlı bir kahvaltı yaptım.I had a quick breakfast.
O, öyle şeyler yaptı mı?Did he do such things?
İstediğini yaptırmak için onu baştan çıkaracağına inanıyor.He hopes to entice her into doing what he wants.
O, onu istediğini yaptırmaya ikna edeceğini sanıyor.He is hoping to entice her into doing what he wants.
Evet, bunu bilerek yaptım.Yes, I did this intentionally.
Evet, bunu kasıtlı yaptım.Yes, I did this intentionally.
Her hata beni daha güçlü yaptı.Every mistake made me stronger.
Politika hakkında yaptığımız konuşmadan gerçekten hoşlandım.I really enjoyed the talk we had about politics.
Biz insan hakları konusunda kısa bir tartışma yaptık.We had a brief discussion about human rights.
Babamın yaptığı evde yaşıyorum.I live in the house my father built.
Geçen yıl Fransa'da tatil yaptılar.They vacationed in France last year.
Onların yaptıkları şey pencereyi kırmaktı.What they did was break the window.
Onu nasıl yaptı?How did he do it?
Sana hiç çok makyaj yaptığını söyleyen oldu mu?Has anybody ever said you wear too much makeup?
O onu dikkatlice yaptı.She did it carefully.
O niçin öyle bir şey yaptı?Why did he do such a thing?
Yaptığın yolculuk hakkındaki her şeyi bana anlat.Tell me all about the trip you've made.
Ödevi kendi yaptı.She herself did the homework.
Ödevini yaptıktan sonra, yatağına gitti.After he had done his homework, he went to bed.
Sen zaten ev ödevini yaptın mı?Have you already done your homework?
O ona bir avukat görmesini tavsiye etti, o öyle yaptı.She advised him to see a lawyer, so he did.
O, ona şantaj yaptı.She blackmailed him.
O, onu asla düşünmemek için elinden geleni yaptı.She did her best never to think of him.
Ona yardımcı olmak için elinden geleni yaptı.She did her best to help him.
O, onu ikna etmek için elinden geleni yaptı.She did her best to persuade him.
O, onu kurtarmak için elinden geleni yaptı.She did her best to rescue him.
Sebzelerini yemesi için ona baskı yaptı.She forced him to eat his vegetables.
O, onun yapmasını istediği her şeyi ona yaptırdı.She got him to do anything she wanted him to do.
O, her zaman yaptığı gibi neşeyle onu selamladı.She greeted him cheerfully as she always did.
O, ona istediğini yaptırır.She has him under her thumb.
Onun partisi için ona bir pasta yaptı.She made him a cake for his party.
O ona yeni bir ceket yaptı.She made him a new coat.
O, ona basit bir akşam yemeği yaptı.She made him a simple dinner.
O ona onu yaptırdı.She made him do it.
O onu zengin yaptı.She made him rich.
O, akşam yemeğinden önce ona ev ödevini yaptırır.She makes him do his homework before dinner.
O, ona sağlığına geri dönmesi için bakıcılık yaptı.She nursed him back to health.