Bırakalım yapsınlar.Дозвольте їм це.
Bırakalım yapsınlar.Оставете ги да го направят.
Bırakalım yapsınlar.Пусть сотрудники все это делают.
Bırakalım yapsınlar.שאולי לא היו לך קודם.
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Ať si lidé, dělají co chtějí. Mají z toho dobrý pocit."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Deja a la gente hacer lo que quieran. Los hace sentir bien."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Hadd csinálja mindenki, amit akar, ettől jól érzi magát."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."그리고 말합니다. "네가 뭔 상관이냐? 자기 맘대로 하게 내버려 둬." "그렇게 하면 기분이 좋다잖아."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Laat de mensen toch doen. Ze voelen er zich goed bij."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Laisse les gens faire ce qu'ils veulent. Ils se sentent bien."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lasă oamenii să facă ce vor, îi face să se simtă bine."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lascia che la gente faccia quello che vuole. Li fa stare bene."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lass die Leute doch machen, was sie wollen. So fühlen sie sich gut."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Nechaj ľudí nech robia čo chcú. Majú z toho dobrý pocit."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar.""Porque é que se preocupa? Deixe as pessoas fazerem o que querem. "Elas sentem-se bem".
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Pozwól innym decydować za siebie, to sprawia, że czują się lepiej."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Остави хората да правят каквото си искат. Това ги кара да се чувстват добре."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Пусть люди делают, что хотят, раз им это нравится".
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."והם אומרים, "מה אכפת לך? תן לאנשים לעשות מה שעושה להם טוב."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."قائلين , " لماذا تهتم ؟ دعْ الناس تفعل ما يريدون . إنه يجعلهم يحسون إحساس جيد . "
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."そうしたいというのだから」 いいですか 間違っています
Bunu neden yapsınlar ki?Няма да си намерят приятел. Няма да изкарат пари.
Bunun yerine, insanlar kendi seçeneklerini, kendiler yapsınlar.Stattdessen lassen Sie Menschen, die ihre eigene Wahl treffen. Und wenn sie--wenn sie finden, dass--, dass sie
Bu onlara hiç para kazandırmayacak. Bunu neden yapsınlar ki?Ca ne va pas leur donner de compagnon, ça ne va pas leur faire de l'argent, pourquoi le font-ils?
Bu onlara hiç para kazandırmayacak. Bunu neden yapsınlar ki?Das bringt ihnen keinen Kumpel oder Geld, warum tun sie das?
Bu onlara hiç para kazandırmayacak. Bunu neden yapsınlar ki?No van a conseguir ningún amigo, no van a conseguir ningún dinero, ¿por qué lo hacen?
Diyelim ki 100 temel puanında ödeme yapsınlar.そしてそれと引き換えに、彼らは保険を得ます。 私はそれをAの保険と呼びます。
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Come possiamo aspettarci che la gente faccia il proprio lavoro se va al lavoro e viene interrotta?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Comment pouvons nous espérer que les gens fassent leur travail s'ils vont au bureau pour être interrompus ?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Como esperamos que as pessoas façam o seu trabalho se vão para o escritório para serem interrompidas?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?¿Cómo podemos esperar que la gente haga su trabajo si van a la oficina a ser interrumpidos?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Cum ne putem astepta ca oamenii sa isi faca treaba daca merg la birou pentru a fi intrerupti?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Hoe kunnen we van mensen verwachten dat ze hun werk doen als ze naar kantoor gaan om gestoord te worden?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Hogyan is várhatnánk, hogy a dolgát tegye az ember, amikor azért megy az irodába, hogy ebben megszakítsák őt?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Hur kan vi förvänta oss att folk skall göra sitt jobb om de åker till kontoret för att bli störda?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Hvordan kan vi overhovedet forvente at folk gør deres arbejde, hvis de bliver afbrudt på kontoret?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Jak możemy oczekiwać, że ludzie wykonają swoją pracę jeśli idą do biura by im przeszkadzano?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Jak si vůbec můžeme myslet, že by mohli něco dělat, když se do kanceláře chodí nechat vyrušovat?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Kako lahko sploh pričakujemo, da bodo ljudje opravili svoj posel, če pa jih v pisarni kar naprej motimo?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?사람들이 방해를 받으러 사무실로 출근하는데 어떻게 일을 잘 할 거라 생각할 수 있을까요?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Sao chúng ta có thể mong đợi mọi người làm công việc của họ khi họ đến văn phòng để bị làm phiền?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Wie können wir erwarten, dass sie ihre Arbeit machen, wenn sie ins Büro gehen, um unterbrochen zu werden?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Πώς μπορούμε να περιμένουμε να κάνουν τη δουλειά τους εάν πηγαίνουν στο γραφείο για να διακόπτονται;
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Как можно считать, что люди сделают свою работу, если они каждый день ходят в офис, где их прерывают?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Как очакваме да си свършат работата, ако идват в офиса, за да бъдат прекъсвани?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?Як можна думати, що люди зроблять свою роботу, якщо вони щодня ходять в офіс, де їх переривають?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?איך אנחנו יכולים לצפות מאנשים לעשות את העבודה שלהם אם הם באים למשרד כדי שיפריעו להם?
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?كيف يمكننا أن نتوقع من الناس أن يقوموا بأعمالهم إذا كانوا ذاهبين للمكتب ليتعرضوا للمضايقه و المقاطعه
Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar?仕事をしろと言えるのでしょうか? 無茶苦茶でしょう
Hatta Courbet de 'Ne yapabiliyorlarsa yapsınlar' demiş.A stejně, sám Courbet se vyjádřil takto: "Ať si to vyloží, jak chtějí." (hudba)
Hatta Courbet de 'Ne yapabiliyorlarsa yapsınlar' demiş.En fait, Courbet a dit <<Laisse leur voir ce qu'ils peuvent>>.
Hatta Courbet de 'Ne yapabiliyorlarsa yapsınlar' demiş.До речі, Курбе навіть сказав:
Hayır. Sonuçlara göre, insanlar ne yaparlarsa yapsınlar, akılları başka yerdeyken daha az mutlular.Nej, det har visat sig att människor är mindre lyckliga när de dagdrömmer vad de än håller på med.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››a olej na pomazávanie a kadivo z voňavých vecí pre svätyňu, všetko spravia tak, ako som ti prikázal.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››das Salböl und das Räuchwerk von Spezerei zum Heiligtum. Alles, was ich dir geboten habe, werden sie machen.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››dầu xức , và hương thơm của nơi thánh . Các người đó phải làm hết_thảy theo lời ta đã phán dặn ngươi .
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››dầu xức, và hương thơm của nơi thánh. Các người đó phải làm hết thảy theo lời ta đã phán dặn ngươi.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››de zalfolie en het aangename reukwerk voor het heiligdom. Alles wat Ik heb gezegd, zullen zij maken."
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››in mazilno olje in blagodišeče kadilo za svetišče: po vsem, kar sem ti zapovedal, naj delajo.
mesh yağını, kutsal yer için güzel kokulu buhuru tam sana buyurduğum gibi yapsınlar.››I olejek pomazywania, i kadzenie wonne do świątnicy; według wszystkiego, jakom ci rozkazał, uczynią.