Biz, sizden bizi zengin yapsın diye para istemiyoruz.We're not asking you to give us some money to make us rich.
Banyo yapsın diye dışarı çıktık.We came out so she can wash up.
Cliff neden böyle bir şey yapsın?Why would Cliff be doing that?
O benim kardeşim, bırak yapsın...He's my younger brother, sit down...
Bırakalım uzun öğle tatilleri yapsınlar.Let them take long lunches.
Bırakalım yapsınlar.Let them do it.
Sonuçlara göre, insanlar ne yaparlarsa yapsınlar, akılları başka yerdeyken daha az mutlular.As it turns out, people are less happy when they're mind-wandering no matter what they're doing.
Ölçümü kim yaparsa yapsın, Veya hangi yöne ilerlersen ilerle,No matter who is doing the measurement And no matter what direction you are moving
Bay Lu, Bırakın Şehir Muhafızları, arama yapsınlar o zaman !Mr. Lu, The Black Whirlwind is gone
Ne istiyorsa onu yapsın lütfen.Oldukça akılsızdırWe've brought you much trouble. Really sorry. Oh right.
Gördünüz, herkes bunu yapsın, ve ait olduğu yere 1800lere geri yollasın bu kitapları.See, everybody do that, and send these books back to the 1800s where they belong.
Neden yapsın ki?Why would she...?
‹‹Aralarında yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar.Let them make me a sanctuary, that I may dwell among them.
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın."'Let every wise-hearted man among you come, and make all that Yahweh has commanded:
Saul, ‹‹Yonatan, eğer seni öldürtmezsem, Tanrı bana aynısını, hatta daha kötüsünü yapsın!›› dedi.Saul said, "God do so and more also; for you shall surely die, Jonathan."
Ancak bağcılık, çiftçilik yapsınlar diye bazı yoksulları orada bıraktı.But the captain of the guard left some of the poorest of the land to work the vineyards and fields.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Let him turn away from evil, and do good. Let him seek peace, and pursue it.
De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın?Say: "My Lord is not concerned on your account if you do not pray to Him.
İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar).They only want that you should relent, so that they may come to terms.
Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın?Why should God punish you if you acknowledge the truth and believe?
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık).Even so We roused them that they may question one another.
De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın?Say: "My Lord is not concerned on your account if you do not pray to Him.
"Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."And will give you increase of wealth and sons, and give you gardens and springs of water.
Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de kötülüğü en iyi tarzda sav.Dispel evil with what is good.
(Şimdi ne yapsın) onu, hakaretle tutsun mu yoksa onu toprağa mı gömsün!Shall he keep her with dishonour or bury her in the earth?
Dosyalar çalınıp bittiğinde ne yapsın?Behavior After Playing
"Yaşlılar ne yapsın?"What are the elderly supposed to do?
"Suçlular devlet yetkililerini tehdit edebiliyorsa sıradan vatandaş ne yapsın?"If criminals are able to threaten state officials, what can we, the citizens, say?
Zagreb merkezli Jutarnji List gazetesine verdiği demeçte Josipoviç, "Bırakın polis görevini yapsın."Let the police do their work.
Ama ne yaparsa yapsın bu evlilik gerçekleşir.But despite whatever she does, this marriage happens.
Senin için bir oğul yapsınThat she make a son for you
Peki, ama bunu neden yapsın?Na gut, aber warum soll er das machen?
İşadamı olarak işadamlığı yapsınlar” dedi.Als Beruf gibt er Geschäftsmann an.
Bırakın bizim için bir şeyler yapsınlar.Leisten solle er endlich etwas.
Röhm ise "Eğer öldürülecek olursam, bunu Adolf'un kendisi yapsın" şeklinde yanıt verdi.Röhm refuse et déclare que « si je dois être tué, laissez Adolf le faire lui-même ».
Bırakın bizim için bir şeyler yapsınlar.Et nous devons commencer à faire quelque chose à leur sujet.
"Bırakınız gitsinler, bırakınız yapsınlar" genel sloganıdır.Son slogan est « Vivre et laisser vivre ».
Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler mantığı hakimdir.Permitidles, pues, al menos por vuestras obras, ser vuestros discípulos.
İşadamı olarak işadamlığı yapsınlar” dedi.MozoUn empresario dedicado a los demás».
Bırakın bizim için bir şeyler yapsınlar.Quiero que hagas algo por mí.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.No importa lo bien que intente la humanidad matar, hay algo más que lo hace mejor.
Bunun sebebi, bu hayatta ne yaparsa yapsınlar karşılığını burada aldığına inanmalarıdır."Por eso os digo que obtendréis todo lo que pidáis en oración, si tenéis fe en que vais a recibirlo.
Eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, RAB bana daha kötüsünü yapsın" dedi.Se vi allontanerete da me, vi dico, precedendovi, statemi bene".
"Bırakınız gitsinler, bırakınız yapsınlar" genel sloganıdır.Il suo slogan è "Lasciatevi innamorare".
Laissez faire, "bırakınız yapsınlar" anlamına gelir.L'invito rivolto agli operai è perentorio, «dovete agire».
Düşmanı ne yaparsa yapsın onun aklından kesinlikle geçmiştir.Он ждал, когда из действий противника станут ясны его намерения.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.Человек трудолюбивый, то, что делает, стремится доводить до совершенства.
Ama ne yaparsa yapsın bu evlilik gerçekleşir.Каким оно окажется, таким и жених будет.
İşadamı olarak işadamlığı yapsınlar” dedi.Также ведёт коммерческую деятельность в качестве индивидуального предпринимателя.
Ama ne yaparsa yapsın bu evlilik gerçekleşir.ومع ذلك ، ماتت قبل أن يحدث هذا الزواج.
Sahibi nerede olursa olsun ve ne yaparsa yapsın, yaptıklarından haberdar olmak için yanında olur.فالله علم ما كان، وعلم ما سيكون، وعلم ما لم يكن لوكان كيف يكون.
İşadamı olarak işadamlığı yapsınlar” dedi.ومن الأفضل تركها لمشغلي السوق."
Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler mantığı hakimdir.قل: فعل أمر مبني على السكون، وفاعله ضمير مستتر فيه وجوبا تقديره: أنت.
Röhm ise "Eğer öldürülecek olursam, bunu Adolf'un kendisi yapsın" şeklinde yanıt verdi.Röhm se recusou dizendo: "Se vou ser morto, deixe o Sr. Adolf fazer isso."
Ama ne yaparsa yapsın bu evlilik gerçekleşir.Logo, caso este casamento seja realizado, será plenamente válido.
Eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, RAB bana daha kötüsünü yapsın" dedi.Houdt gij u dan voldaan, zo ben ik 't meer dan gij, Zoet vrouwtje, wier gebed gebod is over mij.
Röhm ise "Eğer öldürülecek olursam, bunu Adolf'un kendisi yapsın" şeklinde yanıt verdi.Röhm riep volgens sommige lezingen: “Als Adolf me dood wil hebben, moet hij me zelf maar neerschieten!”
Bırakın bizim için bir şeyler yapsınlar.Maar je moet er wel wat voor doen.
Düşmanı ne yaparsa yapsın onun aklından kesinlikle geçmiştir.Zijn vijanden zullen het wel geweten hebben.
Onu tek başına yapsın.Laat hem het alleen doen.