Yapraklar sonbaharda dökülür.Lehdet tippuvat syksyllä.
Kuş bakışında binanın temel şekli 5 yapraklı bir çiçek şeklindedir.Lintuprespektiivistä nähtynä rakennuksen perusmuoto muistuttaa 5-terälehtistä kukkaa.
1965 - Kanada'nın yeni bayrağı olarak, kırmızı beyaz yaprak tasarımı kabul edildi.1965 - Το κόκκινο και λευκό σχέδιο με το φύλλο σφενδάμου υιοθετείται ως η νέα σημαία του Καναδά.
Alt kısmında defne yaprakları bulunmaktadır.Στο κατώτερο μέρος έχει θυρίδες.
Yaprakları parlak koyu yeşildir.Τα ώριμα φύλλα είναι σκούρα πράσινα.
Erkek organ 1-4 tane olup taç yapraklarla bileşiktir.Το αποτέλεσμα αξιολογείται από ένα έως τέσσερις σταυρούς.
Yaprakları muz yapraklarına benzemektedir.Οι κλίνες μοιάζουν με τους τάφους των Ετρούσκων.
Yapraklar ilk yıllarda yapışkandır.Το βάδισμα επιτρέπεται από τις πρώτες ημέρες.
Yaprakları ise gıdalara koku vermekte kullanılır.Χρησιμοποιείται κυρίως για να αρωματίζονται φαγητά.
Sonbaharda, ağaçlar sarıyı renk değiştiryorlar ve yapraklarını kaybediyorlar.Το φθινόπωρο τα φύλλα του αλλάζουν χρώμα και από πράσινα γίνονται χρυσαφιά.
Magazin ya da gazete yaprakları.Γραφείο Περιοδικών και Εφημερίδων.
Bütün yapraklar siyahtır.Άρα, όλα τα κοράκια είναι μαύρα.
1981'de Orhan Veli'nin Yaprak dergisinin tıpkıbasımı dergi eki olarak verildi.Το 1993 βοήθησε το περιοδικό Globe Hebdo να αποκτήσει φήμη.
Yapraklardan önce erken ilkbaharda açar.Ζευγαρώνει νωρίς την άνοιξη στο έδαφος.
Yaprak galerigüvelerinin çok sayıda doğal düşmanı bulunmaktadır.Το κύμα συμμετέχει σε πάρα πολλά φαινόμενα της Φυσικής.
Bazı ülkelerde genç yaprakları çiğ olarak tüketilmektedir.Σε ορισμένες χώρες οι γλυκείς βλαστοί μασιούνται.
İlk yıl bir yaprak rozeti, ikinci yıl ise bir gövde meydana getirir.Τα διετή φυτά, κατά το πρώτο έτος σχηματίζουν τη ροζέτα και την επόμενη χρονιά, το στέλεχος.
Botanikte, Rosette, yaprakların yuvarlak bir düzenidir ve tüm yapraklar benzer yüksekliktedir.Στη βοτανική, μια ροζέτα είναι μια κυκλική διάταξη των φύλλων, με όλα τα φύλλα σε παρόμοιο ύψος.
Çiçekler, baharda yapraklardan kısa bir süre sonra görünen küçük kedicikler şeklindedir.Στα περισσότερα είδη τα μικρά άνθη εμφανίζονται πριν από την έκπτυξη των φύλλων, νωρίς την άνοιξη.
İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.Το φύλλο ενός κέδρου παραμένει στο δέντρο από 3 ως 6 χρόνια.
Gölevez yaprakları vitamin ve mineraller açısından zengindir.Οι σαρδέλες είναι πλούσιες σε βιταμίνες και μέταλλα.
Çanak yaprakları 6 parçalıdır.Ο δίσκος περιελάμβανε 6 κομμάτια.
Ekimde yapraklar dökülmeye başlar.Τον Οκτώβρη, τα φύλλα αρχίζουν να πέφτουν.
Çatısı ise hurma yapraklarıyla oluşturulmuştu.Rensdyrene var (og er) skabt til livet på tundraen.
Bütün yapraklar siyahtır.Alle blade er sorte.
Yapraklı deniz ejderi Güney Avustralya eyaletinin resmi deniz amblemidir.Pjaltefisken er det officielle marineemblem for delstaten South Australia.
"Yaprak dökümü; Nilüfer Yalçın".Tilgiv mig, Eik Skaløe."
Taç yaprakları yoktur.Kronblade findes ikke.
Yapraklı deniz ejderi: Denizatı ile ilgili olan bir tuzlu su (deniz) balığıdır.En julebuk er (nu om dage) en buk lavet af halm, der er bundet sammen med røde snore.
İğne yapraklı tayga ormanları görülür.Udsigt over skovbevoksede skråninger.
(Yaprak Yayınları) Mimarlık Sevgilim, 2000.Føroya Løgting, 2000.
Horozibiği türleriyle beraber T. fruticosum, Nijerya'nın en fazla ithal edilen yapraklı sebzesidir.Ved siden af Celosia-arter er Talinum fruticosum én af de vigtigste grønsager i Nigeria.
Dolayısıyla, yapraklar daha da incelir ve lezettli hale gelir.Formen bliver stadig elegantere og yndefuldere.
Yaprak yaylar üç ana grup altında toplanabilirler.Kulbrinterne kan inddeles i tre hovedgrupper.
Bu başarıdan dolayı kendisine Meşe Yapraklı Şövalye Haçı madalyası verildi.Herfor fik han tildelt egeløv til sit ridderkors.
Arzuya göre birkaç diş sarımsak, 4-5 yaprak yeşil soğan.Frugten er en stenfrugt med 3-5 kerner.
Genç yapraklar bitkinin orta kısmından gelişir.Man kan bruge en lille bid af plantens vækstpunkt.
Her bir veri bir "yaprak" ile ifade edilir. .Hver lås åbner et ”nyt” rum.
Sonbaharda, ağaçlar sarıyı renk değiştiryorlar ve yapraklarını kaybediyorlar.Om efteråret skifter dette træs blade fra gult til en bleg lyslilla.
Manstein bu harekat nedeniyle Şövalye Haçı'na, Meşe Yaprakları aldı.Som anerkendelse for denne bedrift modtog von Manstein egeløv til sit ridderkors.
Ayrıca, yapraklarından yağ elde edilir.Desuden udvindes der en olie af frøene.
Tırtılları yine aynı ağacın yapraklarıyla baslenir.De samme farver går igen i gulvets flisebelægning.
Birçok türünün aromatik yaprakları tıbbidir ve bazıları tadlandırıcı olarak kullanılır.Mange af arterne er epifytiske og nogle af arterne anvendes lokalt til medicin.
Yeni yaprak ve sürgünler elde oğuşturulunca güzel bir koku çıkar.Gamle grene og stammer får en opsprækkende bark med lodrette furer.
Yaprakları kokain ve başka maddeler taşır.Han ryger pot og andre stoffer.
Yapraksı papillalar: Dilin arka yanlarindadir.Dialekt retur – bag om de døende sprog.
Yaprakları orta büyüklüktedir.Knoglebygningen er middelkraftig.
Yaprak munçakları yalnız yaşar ve hem gece hem de gündüz etkin oldukları görülmüştür.Skulpturen er oplyst, så man kan se den både nat og dag.
Rize şehrindeki fabrikalarda çay yaprakları fermante edilerek (kurutularak) işlenmektedir.I Frontera kan man smage El Hierros kvalitetsprodukter.
Bu ağaçların yapraklarını taşıyan dalsız gövdeleri vardır .De har altså dette træs rødder.
O 3 Haziran 1915 tarihinde Meşe Yapraklı Pour le Mérite ile ödüllendirildi.5. juni 1915 fikk han medaljen Pour le Merite.
İlk yıl bir yaprak rozeti, ikinci yıl ise bir gövde meydana getirir.Anlegget er toårig og danner det første året en rosett av blader.
Örneğin, Suriye'de yaprak dolmasına Yalancı adı verilir.Navnegivende funnsted er Tell Halaf i Syria.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Han bruker også denne magien til å få tilbake de døde til livet.
Dolayısıyla, yapraklar daha da incelir ve lezettli hale gelir.Dette gjør bøkene lettleste og berikende.
Sapsız yaprak da vardır.Det finnes også uvanlig sopper.
Yaprakları genellikle tüylü olup karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir.Dekkvingene er jevnbrede, med er par opphøyde lengderibber.
Anlatıldığına göre atla 18 seyis ilgileniyordu ve altın yaprakcıklarla karıştırılmış yulafla besleniyordu.Andre steder blir det nevnt at hesten ble oppasset av atten slaver, og ble fôret med havre iblandet gullflak.
İğne yapraklar koparılınca kötü bir koku verir.De dufter når de blir knust.
Defne yapraklı söğüde (Salix pentandra) benzer, ancak sürgündeki tomurcuklardan ayırt edilir.Derfor er alle låtene etter «Crystal Clear (Beer)» forskjellig fra det som står på baksiden av coveret.