Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmaz ile cümle

yapmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.Sillä ei Herra, Herra, tee mitään ilmoittamatta salaisuuttaan palvelijoillensa profeetoille.
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.Zaiste nic nie czyni panujący Pan, chyba żeby objawił tajemnice swoję sługom swoim, prorokom.
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.Ибо Господь Бог ничего не делает, не открыв Своей тайны рабам Своим, пророкам.
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.Наистина Господ Иеова няма да направи нищо Без да открие своето намерение на слугите си пророците.
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.כי לא יעשה אדני יהוה דבר כי אם גלה סודו אל עבדיו הנביאים׃
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.ان السيد الرب لا يصنع امرا الا وهو يعلن سرّه لعبيده الانبياء.
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.主 耶 和 華 若 不 將 奧 秘 指 示 他 的 僕 人 眾 先 知 、 就 一 無 所 行
Gerçek şu ki, Egemen RAB kulu peygamberlere Sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.主 耶和華 若 不 將奧 秘 指示 他 的 僕人 眾 先知 、 就 一 無所行
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.De gör inte själva jobbet, så de måste se till att alla andra gör jobbet, genom att störa.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Eles não fazem nenhum trabalho, mas têm de garantir que alguém o está a fazer, o que é uma interrupção.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.En realidad, no hacen el trabajo por eso tienen que asegurarse que otro lo haga, y eso es una interrupción.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.그들은 일은 하지 않고, 다른 직원들이 일을 하고 있는지 확인하는 방해를 해야 합니다.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Nem igazán a munkával foglalkoznak, ezért meg kell bizonyosodniuk róla, hogy más igen, ez pedig a megszakítás.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Non sono loro che lavorano, perciò devono assicurarsi che lo facciano gli altri, causando interruzioni.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Tak naprawdę nic nie robią, więc muszą sprawdzać czy każdy inny pracuje - co jest zakłóceniem.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ve skutečnosti vlastně nepracují, takže kontrolují, jestli pracují ostatní, a tím je ruší.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V resnici ne delajo, zato morajo poskrbeti, da delajo drugi, to pa je motnja.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V skutočnosti vlastne nepracujú, takže kontrolujú, či tí ostatní pracujú, a tým ich vyrušujú.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ze doen niet zelf het werk, dus moeten ze zeker weten de anderen het werk doen, wat een verstoring is.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Вони самі нічого не роблять, їх справа — слідкувати за тим, щоб інші виконували свою роботу, що і є завадою.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Не вършат конкретна работа, затова трябва да се уверят, че всички останали го правят, което е прекъсване.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.הם לא באמת עושים את העבודה, אז הם חייבים לוודא שכל האחרים עושים את העבודה, שזה למעשה להפריע להם.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.هم لا يقومون بعمل حقيقي لذلك يتوجب عليهم التأكد من ان الآخرين قاموا بالعمل , وهو المقاطعه
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.他の仕事を確認しに来ます。これが妨害となります 世界中にはたくさんのマネージャーがいます
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Ci sono dei dilemmi, sai. Io sono abituato a non avere scelta."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Có một vài tình thế tiến thoái lưỡng nan mà bạn thấy. Tôi quen với việc không chọn lựa."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Der er nogle dilemmaer man ser. Jeg er vant til ingen valg."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Dilemmák merülnek fel... Megszoktam, hogy nincs választásom."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Du förstår, det blir ett dilemma. Jag är van vid att inte ha något val."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. ""Hay algunos dilemas verás". "Estoy acostumbrado a no elegir".
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Il y a des dilemmes, vous voyez. Je suis habitué à n'avoir pas de choix. "
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Jestem w rozterce, co wybrać. Przywykłem do braku wyboru>"
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Je to ťažké rozhodovanie. Som zvyknutý nemať vôbec na výber."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Je to těžké, víte? Jsem zvyklý nemít volbu."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "보고 계신 딜레마가 몇 개 있는데요. 저는 '선택 여지가 없음'에 익숙합니다."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Memang ini dilema. Saya terbiasa hidup tanpa pilihan."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. ""Minulle se on pelko. Siihen liittyy ongelmia.
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. ""Sabe, há dilemas. "Eu estou habituado a não ter escolha."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Sehen Sie da sind einige Dilemmas. Ich bin es gewohnt keine Möglichkeiten zu haben."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Vezi tu, acum sunt în impas. Sunt obişnuit să nu am posibilitatea de a alege."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Weet je, er zijn een aantal dilemma's. Ik ben eraan gewend geen keuze te hebben."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Βλέπε υπάρχουν διλήμματα. Έχω συνηθίσει να μην έχω επιλογές."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Иногда выбрать что-то мучительно трудно, потому что я привык к отсутствию выбора".
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Розумієте, з тим є деякі проблеми. Я звик, що вибору немає".
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "Свикнал съм да няма избор."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "זה כרוך בכמה דילמות. אני רגיל להיעדר בחירה."
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "تعني انني في معضلة دائمة فانا لم اعتد على وجود كل هذه الخيارات
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "選択するのに慣れてませんから" キエフ出身のボーディンさんは
Gözlerimi kırpmadan olup bitmişti bile, fakat eğer bu kızların hızlarını kesebilseydim bile, bunu yapmazdım,Het ging razendsnel aan het rollen.
Gözlerimi kırpmadan olup bitmişti bile, fakat eğer bu kızların hızlarını kesebilseydim bile, bunu yapmazdım,정말 눈 깜짝할 새에 일어난 일입니다. 하지만 아이들에게 진정하라며 말려봤다고 해도 못했을 겁니다.
Gözlerimi kırpmadan olup bitmişti bile, fakat eğer bu kızların hızlarını kesebilseydim bile, bunu yapmazdım,(Risos)
Gözlerimi kırpmadan olup bitmişti bile, fakat eğer bu kızların hızlarını kesebilseydim bile, bunu yapmazdım,じっくり考えさせる事が できたとしても そんなことはしなかったでしょう ここ十年来 少女達と関わってきて
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?- Das kannst du mir nicht antun.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi? -Görürsün, hadi uza artık.To bys přeci starému kámošovi neudělala, že jo, Moniko?
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?-No le harías eso a un viejo amigo.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?- Non farai questo a un vecchio amico.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?Δε θα το κάνεις, Νίκι... Είμαστε παλιόφιλοι εμείς.
Hemen bir şey yapmazsak Heinkel'in başı büyük dertte! Evet.- Vi må hjælpe Heinkel.
Hemen bir şey yapmazsak Heinkel'in başı büyük dertte! Evet.-Vi måste hjälpa Heinkel.
Hemen bir şey yapmazsak Heinkel'in başı büyük dertte!Heinkel będzie miał kłopoty.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod