Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Den som altså vet å gjøre godt og ikke gjør det, han har synd av det.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Derfor, den som ved at handle ret og ikke gør det, for ham er det Synd.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Joka siis ymmärtää tehdä sitä, mikä hyvää on, eikä tee, hänelle se on synniksi.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Kdor torej zna dobro delati, pa ne dela, njemu je greh.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.이러므로 사람이 선을 행할 줄 알고도 행치 아니하면 죄니라
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Kto tedy vie dobre činiť a nečiní, má hriech.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Por tanto, al que sabe hacer lo bueno y no lo hace, eso le es pecado
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Przetoż, kto umie dobrze czynić, a nie czyni, grzech ma.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Sebab itu, orang yang tahu apa yang baik yang harus dilakukannya tetapi tidak melakukannya, orang itu berdosa
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Εις τον οστις λοιπον εξευρει να καμνη το καλον και δεν καμνει, εις αυτον ειναι αμαρτια.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Итак, кто разумеет делать добро и не делает, тому грех.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Не роптайте един против друг, братя, за да не бъдете осъдени, ето, Съдията стои пред вратите.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.Оце ж хто знав, як чинити добро, та й не чинить, тому гріх.
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.לכן היודע לעשות הטוב ולא יעשנו והיה בו חטא׃
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.فمن يعرف ان يعمل حسنا ولا يعمل فذلك خطية له
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.人 若 知 道 行 善 、 卻 不 去 行 、 這 就 是 他 的 罪 了
Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.人 若 知道 行善 、 卻 不 去 行 、 這就是 他 的 罪 了
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,En lugares que no se hizo esto, Nueva York por ejemplo,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Et maintenant, les endroits qui ne l'ont pas fait, New York, par exemple
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,In altre città che non hanno seguito questo esempio, New York
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,În locurile care nu au făcut acelaşi lucru, New York, de exemplu,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,뉴욕시, 모스크바, 자카르타 같이 이를 시행하지 않은 도시들은
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Miejsca, które tego nie wprowadziły wymiany igieł - np. Nowy Jork,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Nun, Orte, in denen man das nicht gemacht hat, zum Beispiel New York,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Ở những nơi không làm việc nay, ví dụ như New York
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Ott, ahol nem követték ezt, például New York-ban,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,På ställen där man inte införde detta, som till exempel i New York,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Sekarang, di tempat lain yang tidak melakukannya, seperti kota New York,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Tam, kde se jehly neměnily, např. v New Yorku,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Welnu, op plaatsen die dat niet deden zoals New York bijvoorbeeld,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,Обаче там, където това не е така, например Ню Йорк Сити,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,שלא יותר מ-4% מהמזריקים נדבקו בHIV,
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,اما المناطق التي لم تعتمد هذه السياسة مثل نيويورك مثلا
Bunu yapmayan yerlerde, örneğin New York,モスクワ ジャカルタでは
Çünkü aslında hiç bir şey yapmayan bir sürü insan da böylece artık ortada olmayacaklar. .Protože nebudete mít všechny tyhle lidi, kteří upřímně nedělají nic.
Çünkü aslında hiç bir şey yapmayan bir sürü insan da böylece artık ortada olmayacaklar. .率直に何も作っていないからです。 しかし、私はそれを言いたくありません。
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.A oný sluha, ktorý znal vôľu svojho pána a nezhotovil sa ani neurobil podľa jeho vôle, bude veľmi bitý.
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.Ðầy tớ nầy đã biết ý chủ mình , mà không sửa_soạn sẵn và không theo ý ấy , thì sẽ bị đòn nhiều .
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.Ðầy tớ nầy đã biết ý chủ mình, mà không sửa soạn sẵn và không theo ý ấy, thì sẽ bị đòn nhiều.
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.Hij zal zwaar gestraft worden. Want hij wist wat hij moest doen, maar heeft het niet gedaan.
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.주인의 뜻을 알고도 예비치 아니하고 그 뜻대로 행치 아니한 종은 많이 맞을 것이요
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.Раб же тот, который знал волю господина своего, и не был готов, и не делал по воле его, бит будет много;
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.Той же слуга, що знав волю пана свого, та й не приготовив ся, анї зробив по волї його, буде битий много.
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.واما ذلك العبد الذي يعلم ارادة سيده ولا يستعد ولا يفعل بحسب ارادته فيضرب كثيرا.
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.僕 人 知 道 主 人 的 意 思 、 卻 不 豫 備 、 又 不 順 他 的 意 思 行 、 那 僕 人 必 多 受 責 打
‹‹Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek.僕人 知道 主人 的 意思 、 卻 不 豫備 、 又 不 順 他 的 意思 行 、 那僕 人 必 多 受 責打
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Det er ikke muligt at købe en mobiltelefon, der kan for meget.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Det finns inte någon mobiltelefon som inte gör för mycket.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Ei ole mahdollista ostaa kännykkää, joka ei tee liian paljon.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Es ist unmöglich ein Handy zu kaufen, das nicht zu viel tut.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Het is niet mogelijk een mobiel te kopen die niet te veel doet.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Không thể mua một điện thoại di động mà không làm quá nhiều thứ.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.별 기능이 없는 휴대전화를 사는 것은 불가능 합니다.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Não é possível comprar um telemóvel que não faça demasiadas coisas.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Nem lehetséges olyan mobiltelefont venni, ami nem tud túl sokat.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Není možné si koupit mobil, který toho neumí příliš mnoho.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Nie je možné kúpiť mobil, ktorý by toho nerobil príliš veľa.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Nie można kupić telefonu, który nie ma wielu funkcji.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.Ni mogoče kupiti mobilnega telefona, ki ne naredi preveč.
Fazla bir şey yapmayan cep telefonu bulmak imkânsız.No es posible comprar un celular que no haga demasiado.