Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmaya ile cümle

yapmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve bu soru şekil değiştirerek hepimiz yapmaya çalıştığımızda nasıl iyi oluruza döndü.And it became a question of, how do we all get good at what we're trying to do?
Ama bulduğumuz bu araçların uzmanları daha iyi yapmaya yaradığı idi.And yet, what we found were that these were tools to help make experts better.
Biraz farklı bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.Doing something a little different
Basın toplantısını park alanında yapmaya ne dersin, Prenses?[How about holding the press conference in the parking lot, Princess. ]
Princeton'da yapmaya karar verdiler, benim çocukluğumun geçtiği yerde.That's where I grew up as a kid.
Farklı yerlerde yapmaya çalıştığımız şey bu.That's what we try to do in different places.
Ben... ...bir daha asla yapmayacağım.- I'll... Never do that again.
Belki bunu yapmaya ihtiyacınızın olduğuna... ...biri küçük bir ipucu verdi.Somebody who I gave you a little hint that perhaps you needed to do that.
Her zaman daha hızlısını yapmaya çalışırız.We're always trying to make it faster.
Eğer arama yapmaya başlayacaklarsa hayvanları da dahil edebiliriz.More animals, if they start doing searches as well.
- Hayır, tabi ki yapmayacağım, yok artık!No, I'm not gonna do this. Come on.
Çünkü bugün yemin ederim hiçbir şey yapmayacağım"Cause today I swear I'm not doing anything
Çünkü yemin ederim bugün hiçbir şey yapmayacağım"Cause today I swear I'm not doing anything
Al'in yapmaya çalıştığını Rick yapıyor.Just exactly what Al is trying to do, Rick is doing.
4'e 4 yapmayacağız, çünkü çok uzun sürüyor.We won't do 4 by 4's because those take too long.
Bunun sebebi, bir videonun 15. dakikasından sonra beynimin hararet yapmaya başlaması -Mainly because I think 15 minutes into a video my brain starts to really warm up too much.
Bu yüzden Stanford'ta farklı bir sürücüsüz araç yapmaya karar verdik.So we decided at Stanford to build a different self-driving car.
Kişisel olarak yapmayacağımız şeyleri hayvanlara yapmaları için insanlara para veriyoruz.And we pay people to do things to animals that none of us would engage in personally.
İnanılmaz bir bale gösterisi yapmaya başlıyorlar.And they begin an incredible ballet.
İkisi de oyun sinyalleri verilmemiş olsa yapmayacakları bir şeyi yapmaya başlıyorlar.They are beginning to do something that neither would have done without the play signals.
Oyuncularsa ortamı yavaş yavaş kontrol ediyorlar ve denemeler yapmaya başlıyorlar.The players slowly explore the environment, and begin again to test things out.
Bunlarla şekil yapmaya çalışacak, ittirmeye falan çalışacak.Just going to try to put them in shapes and push on them and stuff.
Son videoda serbest atış yüzdesi problemleri yapmaya baslamıştım, şimdi onlara devam edelim.So we started doing some free-throw percentage problems in the last video, so let's continue.
Bunu 6'ya 6 yapmaya calışıyorum.I'm trying to make a 6-by-6.
Böylece ya hiçbir şey yapmayacak ya da gerçekten organizmaları öldürecek.So it'll either do nothing or it'll actually kill the organisms most of the time.
Ön-hücre yapmaya işte böyle başladık.This is how we can start to make a protocell.
Sana söyledim ya Toddy, yapmayacağım.I told you Toddy, I'm not doing it.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.In front of Al Jazeera, they started creating tribalism.
Ömer'le beraber baţlamýţtýk bunu yapmaya.I don't get it
Sürekli online, birden fazla işi aynı anda yapmaya çalışan bir hayat içerisinde boğuluyor muyuz?Are we getting overwhelmed with an always-connected, multi-tasking lifestyle?
Ne yapmaya çalışıyorsun , Chan?What are you trying to do, Chan?
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""I will love myself despite the ease with which I lean toward the opposite."
Bunu burada yapmayacağım. Biraz uzun hesaplama gerekir.That would take a little bit of computation.
Bölme işlemini şimdilik yapmayacağım. .And you multiply 5 times 2.2.
O yüzden erkeklerle görüşmeler yapmaya ve sorular sormaya başladım.So I started interviewing men and asking questions.
Bunu yapmaya hazır mıyız?Are we ready to do that?
Ve onları yapmak istemedikleri birşeyi yapmaya ikna etmek isterseniz, bu çok zordur.If you wanted to convince them to do something they don't want to do, it's very difficult.
Yada onlari bizim icin gunes pilleri yapmaya ikna etsek? iste burada bazi ornekler var:What if we could convince them to build a solar cell for us? Here are some examples.
Bunu yapmaya devam edersem, gitmeni sağlayacakThis has got to make you go, if I keep doing this.
Uç noktalarını aynı yapmaya çalışabiliriz. -Well one thing we want to do, we might want to make their end points the same.
Yani zaten bir tür yapmaya yeterli bilim biliyorum çok tartışma ısıtılır.So you already know enough science to engage in kind of a very heated debate.
Çok bir değişiklik yapmayacak.That won't do much difference.
Pekala, bize dediklerine göre Anne su üstündeki bir köprüye bungee jumping yapmaya gidiyorSo they're telling us that Anne goes bungee jumping off of a bridge above water.
Bunun henüz matematiksel kanıtını yapmayacağım, çünkü görebiliyorsunuz.And I'm not going to prove it just yet, but you can see that, look.
Bizim yapmaya çalıştığımız şey de bu.And so, that's what we're going to do.
Dolayısıyla bir liste yapmaya başladık.So we just started making a list.
Ve ben boş zamanımın çoğunu YouTube'a koyduğum bilim videolarını yapmaya harcıyorum.And I myself spend most of my free time making these science videos that I put on YouTube.
Günün geri kalanında hiç birşey yapmayacaksınız.You won't do anything else for the rest of your day.
Haydi desenimizi yapmaya başlayalım.Haydi desenimizi yapmaya başlayalım.
Dolayısıyla yapılabilecek bir çok şey var, ancak kim onları yapmaya zorlayacak?So there's a lot we can do, but who's going to push them to do it?
Her ebeveyn bilir ki, bizim çocuklarımızın zarar görmemeleri için yapmayacağımız şey yoktur.And every parent knows there is nothing we will not do to shield our children from harm.
Cadı... Öyle arkasına yaslanıp da hiç bir şey yapmayacak karakterde biri değildir.The Witch's personality isn't the kind to sit back and do nothing.
Senin de Elysian Parka egzersiz yapmaya geldiğini bilmiyordum.I didn't know that you worked out at Elysian Park, too.
Bunu yapmaya karar veren ise bu kişilerin etrafındaki topluluk.And it's a community around it that has decided to build this.
Tekrar hoş geldiniz. - d kısmını yapmaya hazırız, bunu kesip yapıştırayım. -Welcome back. We're ready to do part D, and let me copy and paste that in as well.
Zamanla Liberya'daki karşıt güçler Ghana'da barış konuşmaları yapmaya zorlandı.Eventually, opposing forces in Liberia were pushed to hold peace talks in Ghana.
Lütfen bunun hakkında ve ne anlama geldiği konusunda düşünelim ama daha ötesini yapmayalım.Let's think about it and what it means, but please, let's not do more of that.
Burada yapmaya çalıştığımız şey sanal bir dünya oluşturmak.What we're trying to do is build a virtual world.
Nedeni sadece Avrupa'ya duyduğu merhamet değildi, bunu yapmaya mecburdu.It wasn't just compassion for Europe, though there was that.
Onların bunu yapmayacağını biliyorum.I know that they don't do that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod